Hikmet Çetin, çeyrek asırdır siyaset içinde. Milletvekili, defalarca bakan, başbakan yardımcısı, TBMM Başkanı, CHP Genel Başkanı. Şimdi 18 Nisan seçimlerinde CHP TBMM''ye giremeyince Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in önerdiği "Başdanışmanlık" için düşünme aşamasında. Kendisiyle, daha önce defalarca yaptığımız sohbetlerden birini yapıyoruz. CHP''nin son yıllarda nereden nereye ve niçin geldiğini konuşuyoruz.
- Kışlalı- CHP''nin çöküşünü nasıl yorumluyorsunuz?
Çetin- Geçmişi çok fazla eleştirmenin anlamı pek fazla yok. Fakat geleceğe ışık tutması için bazı şeylerin üzerinde durmak gerekiyor. CHP''nin bugüne kadar hem kendini dünyadaki gelişmeler açısından yenileyemediğini, hem de Türk kamuoyunun, çok önemli konularda CHP''nin ne düşündüğünü öğrenemediğini düşünüyorum.
ÇOK BÜYÜK UYARIYDI
- Kışlalı- Barajı güçlükle aştı o seçimde koca Atatürk partisi ve ders almadı değil mi?
Çetin- Zaman zaman seçimlerde vatandaşın yaptığı uyarıların da dikkate alınmamış olması büyük hata olmuştur. 1995 seçimlerinde 10.7 oy aldığımızda onun ciddi bir uyarı olduğunu göremedik. Yönetim biçimine ve politikalara uyarıydı bu. Ama yönetim hiçbir şey olmamış gibi devam etti. Ne kadrolarda ne de politikalarda değişiklik yapılmadı. Oy düşmesini bir "kaza" gibi gördük. Oysa bu çok büyük uyarıydı.
- Kışlalı- Türkiye''nin gündemini yakalayabildiniz mi?
Çetin- Hayır. Bunu daha önce de söyledim. Refahyol döneminde laiklik ve demokrasi bakımından iyi yerdeydik. Toplum içindeki düşüş, 55. hükümetin kurulmasıyla başladı. Hem muhalefet olup hem desteklemelek güçlükler oluşturdu. Türkiye''de bu olmuyor. Hükümete girilseydi DSP ile bir yumuşama olurdu. Sıkıntılar artarken en ciddi hata yapıldı ve erken seçim ortaya atıldı. Hâlâ onun mantığını anlamış değilim.
- Kışlalı- Neden hatalı oldu?
Çetin- Meclis yapısının değişmeyeceği görülüyordu. İstikrar çıkmayacağından, ülke bakımından yararı yoktu. CHP''nin patlama yapacak bir hali de yoktu ki CHP''ye yarar beklensin. Dokuz ay önce karar alınması da garipti. Parlamento çalışmalarını etkiledi. Verimli çalışma kaldı. Bunların bedelini CHP ödedi, seçim istediği için. Herkes onu sordu. Medya olsun, özel sektör olsun, herkes erken seçime karşıydı.
- Kışlalı- Bir de hükümeti düşürdünüz ve DSP''ye imkan verdiniz?
Çetin- Hükümet düşürürken yerine ne koyacağınızı bilmelisiniz. Toplumda olumsuz etki yaptı.
Terörün toplum üzerinde ürettiği hassasiyet de ortadayken Öcalan İtalya''da ortaya çıkmıştı. Evet bir başbakanın gece yarısı telefon konuşması yapıp banka pazarlaması kabul edilemezdi ama bu toplum gündeminde değildi. Doğru bir olay, zamanlama bakımından yanlış yapıldı. Gündemde terör ile mücadele varken hükümet düşürüldü. DSP tek başına hükümet kurdu.
VATANDAŞ CEZALANDIRDI
- Kışlalı- Öcalan''ın getirilmesi de önemli etki yaptı?
Çetin- Evet. O sırada CHP Türkiye''nin gündemini yakalayamadı. Vatandaş da bundan yöneticileri sorumlu tuttu. CHP''liler partilerinden vazgeçmedi. Milletvekillerini ve parti yönetimini cezalandırdı. Onlara oy vermedi. Baraj altında kaldılar ama il genel meclisi yüzde 12''nin üzerinde oy aldı. Bu aslında CHP isminin aldığı minimum oydur.
- Kışlalı- Nereden ileri geliyor bu?
Çetin- CHP ister iktidarda, ister meclis dışında olsun, başka partilerden beklenmeyen CHP''den bekleniyor. Vatandaş bekliyor. "Bunlara devlet emanet edilir, bunlara güvenilir, sorumluluk duyguları yüksektir" deniyor. Bu sefer bunu, duymadı. "CHP''yi cezalandıracağım" diye düşündü. Tamamiyle lidere, yöneticilere yönelikti bu tavır. İlk defa kampanya açıldı. Bize: Size oy vermeyeceğiz çünkü siz birşey yapamıyorsunuz, bu yönetime dendi.
YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
- Kışlalı- Şimdi ne olacak? Her şeyin düzelmesi neye bağlı?
Çetin- Yeni dönem başlıyor. CHP yeniden yapılanmalı. Delege sistemi bütün partilerde değişmeli. Yargı denetiminde olmalı. Milletvekili adayları da tüm üyelerin katılımıyla seçilmeli. Şimdi de bütün parti meclisi üyelerinin sorumluluğunda üyelik yeniden oluşturulmalı. Demokrasinin gelişmesi açısından bu çok önemli.
- Kışlalı- Yoksa, milletvekillerini parti başkanları seçiyor ve ortada demokrasi falan kalmıyor.
Çetin- Evet. Genel merkeze örneğin yüzde 20-25''lik bir kontenjan verilebilir, gerekli uzman elemanların seçilebilmesi için. Milletvekillerine bireysel özgürlük getirir söylediğim sistem. Halkla milletvekili ilişkisi de gelişir. Yabancı ülkelerde olduğu gibi. Türkiye''de milletvekili olmak isteyen ne yapar? Herhalde parti başkanına ya da sözü geçen başkan yakınlarına gitmelidir.
- Kışlalı- Bunun için yasa değişikliği gerekir. Buna liderler izin verirler mi?
Çetin- Bunu bütün partilere söyledim. Makul buldular ama birşey yapılamadı. Bir konsensüs ile çıkarılması lazım eğer demokrasinin önünü açmak istiyorsak. Liderlerin işine gelmiyor bu. Yapmazsanız da demokrasi tahrip olmaya devam edecektir.
UZLAŞMA ŞART
- Kışlalı- CHP''nin bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?
Çetin- Bu parti içi yarışma dönemi olmamalı. Sadece yarışma görüntüsü bile kötü. Demokrasi mutlaka her konuda birçok aday bulunması anlamına gelmez. Anlaşarak neticeye varılabilir. Türkiye''nin CHP''ye çok ihtiyacı var. Bu zor dönemde herkes biraraya gelerek uzlaşmalı. İç kavga imajı bitmeli. Program yenilenmeli. Netlik getirilmeli. Teşkilat canlandırılmalı. Bunların CHP''ye büyük güç katacağı kanısındayım. Bilecik seçimi, CHP taraftarının yardıma hazır olduğunu gösterdi.
- Kışlalı- Ne olacak şimdi? Hâlâ eski klikleşmeler devam edecek mi? Baykal gitti ama Baykalcılar kaldı mı? Onlar hâlâ Baykalcı mı?
Çetin- Yeni Parti Meclisi seçildi. Görev bölümü yapacaklar. Artık şunun adamı bunun adamı, şunun listesi bunun listesi havasından kurtulmak lazım. Bunlar partili arkadaşlar. Bir dönem yönetimde olmuşlar Baykal ile diye, kendi kişilikleri yok mu? Medya yanlışlık yapıyor. Baykal bırakmış. Onunla çalışmış olanları yok mu sayacaksınız? Partililer olmayacağına göre ille onunla beraber gideceğim demez. Zaten Baykal ve çok yakınındakiler aday olmadı. Diğerleri de olmasın denemez.
- Kışlalı- Altan Öymen''in seçimini nasıl yorumluyor sunuz?
Çetin- Bu Parti Meclisine seçilenler büyük sorumlulukla karşı karşıyalar. Partiyi bir araya gelerek yapılandırma ve büyütme görevini yerine getirmek zorundadırlar. Yumuşak, diyaloğa açık, herkese ön yargısız bakan, hizipçi olmayan bir kişinin genel başkan seçilmiş olması, CHP''ye çok uygun bir seçimdir. Bence parti meclisini bir arada tutucu girişimle Merkez Yönetim Kurul oluşturulursa çok iyi olur. Herkes ona yardımcı olmalı.
PM''YE GİRMEK İSTEMEDİ
- Kışlalı- Neden siz yönetime girmediniz?
Çetin- Bu önerildi ama bu dönemde dışarda kalmak istediğimi, her türlü katkıya hazır olduğumu söyledim. Parti Meclisi''ne girmek istemedim.
- Kışlalı- Bunda Cumhurbaşkanı''nın önerdiği görevin etkisi var mı?
Çetin- Doğrudan yok. Ama bu dönemde biraz kendimi toparlamak istiyorum. Uzun yıllar böyle boş kalmadım. Bu durumu değerlendiriyorum. Bakacağım. Karar vermedim henüz.
- Kışlalı- Ekronomiyle ilgili bir sorun var. İç borç faizlerinin ürettiği durum ortada. Bunun altından sizce nasıl kalkılabilir? IMF''den ne beklenebilir?
Çetin- Sizinle geçmişte de çok konuştuk. IMF konusunda bir yanlış anlayıştan kurtulmak gerek. IMF çağın bir gerçeği. Ama sorunlar IMF''nin değil bizim sorunlarımız. İster enflasyon olsun, ister sosyal güvenlik kurumlarının açıkları olsun. Bu konuda en önemli unsur kendi programımızı hazırlayarak IMF karşısına öyle çıkmamız. Kendi programınızı yapmazsanız IMF''ye teslim olursunuz. O zaman işleri IMF ile çok yanlış noktalara götürebilirsiniz.
- Kışlalı- Programın hazır olduğunu farzedelim?
Çetin- O zaman IMF ile tartışır ve bir noktada buluşursunuz. Ben henüz ortaya çıkmış birşey görmedim. Kendi programınız yoksa, IMF programı genelde ulusal hedeflerle çelişir. Türkiye büyümeden, bir istikrar sağlanamayacağı anlatılmalı. Büyümeden fedakarlık, sosyal patlamalara yol açar. İşsizlik artar. Gelir dağılımı daha da bozulur. Bunu IMF''ye kabul ettirirsiniz. Başka küçük ülkelerin yapmış olması örnek sayılmaz. Türkiye onların katlandığı sıkıntıya katlanamaz.
- Kışlalı- İç borcun sebep olduğu faizden doğan sıkıntı nasıl çözümlenecek?
Çetin- Biliyorsunuz, Türkiye''nin 39 milyar dolarlık iç borcu var. Bu milli gelire göre çok yüksek değil. Ancak vadesi kısa ve faizi yüksek. Bu yapıyı değiştirmek lazım. Maalesef Türkiye 1980''den sonra kolay yol seçti. Tedbir alınmadığında bu noktaya getireceği söylendi. Belliydi.
- Kışlalı- IMF''nin önüne dediğiniz programla gidilmediyse ne olacak?
Çetin- O zaman bir yere varılamaz. IMF çok önemli. Sadece kendisi için değil, diğer finansman kurumlarına yakacak yeşil ışık için de önemli. Sonra IMF''nin bir saygınlığı var. Siyasi kredi veremez. Rusya program verdi. Bulgaristan enflasyonunu yüzde 3-4''e indirdi. Doğu Avrupa ülkelerine verdi ama onlar program yaptılar ve uyguladılar. Enflasyonu indirdiler. Siyasi unsur girer ama sonra girer. Rusya''daki enflasyon bugün Türkiye''dekinin altında.
- Kışlalı- Peki Türkiye''nin durumu ne olacak?
Çetin- Görünür gelecekte birçok önemli yasa çıkarılıyor. Tarım fiyatlarında sorun çıkmayabilir. Ama maaşlar önemli. Bütün bunlar IMF''ye anlatılabilir. Dışardan alınacak krediyle iç borçlar mutlaka hafifletilmeli. İçte de bankalar özveride bulunmalı. Kolayına gitmemeliler.
Hükümet de seçim kaybetmeyi göze alarak cesur adımlar atmalı. İnsanlar da bir süre sonra işlerin yoluna gireceğine inanmalılar.

