Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Doç. Yiğitgüden ile Türkiye''nin elektrik enerjisiyle ilgili sorunlarını konuştuk.
Kışlalı -Bugünkü genel durumu nasıl görüyorsunuz? Yiğitgüden -Elektrik sektöründe bugün Türkiye''de talep dünyada az görülecek hızla artıyor. Sebebi elekrifikasyonda geç kalmış olmamız. 60-70-80''li yıllarda yapılması gerekenler yapılmamış. Kişi başına yılda bin 840 kilovat. OECD ortalaması 7 bin kilovat saat civarında. Avrupa Birliği ülkelerinde bu rakam 10 bin saatin üzerinde. Türkiye''de birikmiş talep var. Yılda yüzde 10''luk artışla piyasaya yansıyor. Bu sadece sanayi, ekonomik bünye ile bağlı değil. Bu da Türkiye''deki sosyal değişimden ileri geliyor. Kentlere göçenler gelir seviyesi artışıyla fazla elektrik kullanılıyor. Bu sürekli bir durum. Şu anda yüzde 7-10 arasında açığımız var.
İthalat ve tasarruf Kışlalı -Bu açık nasıl kapatılacak? Yiğitgüden -Yurt dışından ithalat, artı yurt içi tasarruf tedbirleri ile kapatmaya çalışıyoruz. 1997''den beri Türkiye''nin darboğaza gittiği, çok hızlı tedbirler alınması gerektiğini vurguladık. 2002 yılında sisteme dahil olacak yatırımların temelleri atıldı. İnşaat başladı. Ama bazı konularda gecikmeler oldu. "Türkiye''nin bu kadar elektriğe ihtiyacı yoktur" düşünceleri yanlış. Çok kritik durumdayız. Barajlardan elektrik elde eden ülkelerin fazla yedekle çalışması gerek. Çünkü mevsimsel dalgalanmalar ortaya çıkıyor. Üretimde darboğazların ortaya çıktığı dönemdeyiz. Su seviyeleri asgari düzeyde. Doğalgaz sevkiyatı dar boğazları da kışın ortaya çıkabiliyor.
Kışlalı -Ne gibi önlemler alınıyor? Yiğitgüden -Rus gazının gecikmemesi için Ukrayna''da bir istasyon kuruyoruz. Bulgaristan iç hatları da geliştiriliyor. 2002''den itibaren durum düzelecek. Ama hidroelektrik santalleri için yüzde 50 yedek kapasite gerek. Şimdi teşvik etmeye başladığımız; rüzgardan elde edilecek elektrik için ise yüzde 100 yedeğe ihtiyaç var. Termik santralda yedek yüzde 10-15''dir.
Kışlalı -Türkiye''nin yıllık elektrik ihtiyacı ne kadar? Yiğitgüden -Geçen yıl 119 milyar KW saat idi. Bu 2010''da 290 milyar KW saat, 2020''de ise 560 milyar KW saat olacak. Bu çok gerçekçi rakamlar için yılda 3 bin 500 megavat elektrik üretmek gerek. Bunun için de, 3.5 milyar dolarlık yatırım gerek. Dağıtım, iletim sektör yatırımlarıyla birlikte yılda 4.5 ile 5 milyar dolar arasında enerji sektörüne yatırım yapılması gerek.
Devletin vesayeti Kışlalı -Bu yatırımı kim yapacak? Devlet mi? Yiğitgüden -Eskiden devlet yapardı ama boyutlar çok büyüdü. Bugün mevcut 26 bin megavat. 1973''de kurulu güç. 2 bin 500 megavat civarındaydı. Gelişim için özel sektörün işin içine girmesi gerekiyor. İnsanlara bu hizmet sunulmalı. Elektriğin kamu hizmeti olduğu ve sadece devlet tarafından yapılması gerektiği fikrinin değişmesi gerekti. Bir kanun tasarısı hazırladık. Ekim''de TBMM''ye verilecek. Sektör böylece devlet vesayetinden çıkacak. Bağımsız bir düzenleyici kurul pazarı denetleyecek. Rekabet, Avrupa''da fiyatları yüzde 30 civarında düşürdü. Ana üretim dağıtım özel sektörde ana nakliye şebekesi gene devlet elinde kalacak.
Kışlalı -Kapasite artışı nasıl sağlanacak? Yiğitgüden -DPT fazla üretim isteğini tutuyor. Kısa vadeli tedbir hâlâ alınamadı. Enerji Bakanlığı''nın önerdiği projeler, 2.5 yıldır DPT''de bekliyor. Acil 29 proje var. Hazine''nin bunlara garanti vermesi gerekiyor ama DPT onayı hâlâ çıkmadı. Bu hal devam ederse 2002 yılı açıkları kapatılamaz hale geliyor. 27 Mayıs''ta Hüsamettin Özkan başkanlığında yapılan toplantıda verilen karara rağmen bir gelişme hâlâ yok. DPT bu projeleri Yüksek Planlama Kurulu''na götürme kararı almış.
Kışlalı -Bugünkü elektrik ihtiyacı nedir? Yiğitgüden -Bugüne kadarki ihtiyaç artışı; yüzde 9, bu yıl sonuna kadar devam ederse neticede 7.5 milyar kw saat açık olacak. Talep artışı yavaşlarsa yüzde 6''ya düşerse o zaman 2 milyar kw saat açık olacak.
Kışlalı -Bu açık nasıl kapatılacak? Yiğitgüden -İthalat artırılacak. Gürcistan ve Bulgaristan''dan alınacak miktarların artırılması sözkonusu. Ama her yerden ithalat yapılamıyor. Uygun alt yapının olması gerek.
Kışlalı -OECD uzmanları Bulgaristan ve Yunanistan üzerinde bütün Avrupa ülkelerinden istenen elektriğin sağlanabileceğini söylediler? Yiğitgüden -Maalesef bu mümkün değil. Bulgaristan''a söylüyoruz. Geçen kış da söyledik. Ne kadar satabilirlerse alacağız. Bulgaristan ve Romanya sistemlerinin Avrupa Birliği standartlarına getirilmesi gerek. Ama henüz bundan çok uzaklar. Yunan sistemi o standartlara uygun, fakat Yunanistan''ın bağlantısı Yugoslavya savaşı nedeniyle maalesef koptu. Halen Avrupa şebekesine bağlı değiller. Hedefimiz hem Yunanistan, hem de Bulgaristan üzerinden Avrupa şebekesine bağlanmak.
Kışlalı -Yunan tutumu nasıl? Yiğitgüden -İkili ilişkilerin ısınması nedeniyle Türkiye adına UCTE denen Avrupa sistemine müracaat yaptı. Bizi üye yapmaları için. Yunanistan ile teknik çalışmalar yapıyoruz. UCTE''nin tutumu bize karşı negatifti. Bu değişiyor. Yugoslav bağlantısı düzeldikten sonra Türkiye''ye gelip sistemimizi tesbit edeceklerini söylüyorlar. Bunlar sağlanırsa tabii bütün Avrupa ülkelerinden elektrik alabilecek hale geliriz. Ama biz çalışmaların hemen başlamasını istiyoruz ki eğer eksiklerimiz varsa bunları tamamlayalım.
Kesinti olmaması için Kışlalı -Geçen sene açık nasıl kapatıldı? Bu sene ne yapılacak? Yiğitgüden -Tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Geçen seneki ithalat rakamı 3 milyar kw saat civarında idi. Bunun yapılacağı varsayılıyor. Ona ilaveten şimdi 7.5 milyar kw saate kadar çıkılabilir. Teknik şebekemizi geliştirdik. Bulgaristan''ın da artırmasını bekliyoruz. Kesintinin ortaya çıkmaması için tedbirler alıyoruz. Bu tedbirler alacağımız elektrik kalitesinin aynı üst düzeyde olmasını sağlamıyor. Mevcut santrallerin en iyi şekilde çalışabilir hale getirilmesi de gerekiyor. Verimi düşük termik santrallerin hepsi, yaz aylarında bakıma alındı.
Kışlalı -Doğalgaz sorunları da var? Yiğitgüden -Geçen yıl karşılaştık. Gelen gaz azalınca iki seçenek karşısında kaldık. Ya şehirlerin gazını kesmek ya da santrallarınkini kesmek. Biz ikisini de yapmamak için doğalgaz ile çalışan santralları alternatif yakıta çevirdik. Geçen kışı öyle aştık. Motorin ile çalıştılar. Bu kış da benzer yöntem uygulamak istiyoruz. Elektrik kısıntısına gidilmemesi için bütün kısa vadeli tedbirleri alıyoruz. Açık ihtimal rakamları ortada. Hep birlikte el birliğiyle bunun kapatılması lazım. Özel sektör ve atıl duran santralları da devreye sokarak bunu yapmaya çalışıyoruz.
Doç. Dr. Halil Yurdakul Yiğitgüden kimdir? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Halil Yurdakul Yiğitgüden, 1953''te İstanbul''da doğdu. 1971''de İstanbul Erkek Lisesi''ni bitirdi. Almanya''da Aachen Teknik Üniversitesi''ni 1972-78 yılları arasında okuyup bitirdi ve Maden Yüksek Mühendisi oldu. Aynı üniversitede doktora yaptı. Ekonomi öğrenimi de gördü. 1978-82 yılları arasında Aachen Üniversitesi''nde asistan ve araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1982-84 arasında ise Maden ve Metalurji Fakültesi Dekan Asistanı idi. 1984-87 arasında Etibank Genel Müdürlüğü''nde Proje Mühendis ve Başmühendisi, DPT Müsteşarlığı''nda 1987-89 arasında Yabancı Sermaye Başkanlığı''nda uzman ve Teşvik Uygulama Başkanlığı''nda Grup Başkanlığı görevlerini yaptı. 1989-91 arasında Etibank Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi idi. Oradan Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığına tayin edildi. Japonya''da Bölgesel Kalkınma Planlaması konusunda çalıştı. ABD''de Eisenhower Fellow olarak 3 ay üst düzey temaslar yaptı. 1992''de Maden Ekonomisi konusunda verdiği sınav ile Doçent oldu. 1992-94 arasında Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. 1994-95 arasında Ulaştırma Bakanlığı Müşaviri idi. 1995''de Feniş Holding Genel Koordinatörü oldu. 1997''de ise bugünkü Müsteşarlık görevine getirildi.
Veziroğlu: Nükleer santraller kurulabilir
TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal''ın "Başbaşa" programına katılan Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, enerji sıkıntısı yaşayan Türkiye''nin nükleer santraller kurması gerektiğini söyledi.
TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal, Prof. Dr. Nejat Veziroğlu ile "nükleer enerji" üzerine konuştu. Veziroğlu Soysal''ın sorularına şu cevapları verdi:
Soysal: Yaşanan deprem felaketinden sonra sıkça konuşulan bir konu var, nükleer denemelerin deprem oluşturma riski var mı? Veziroğlu: Bugün yapılan nükleer denemeler depreme sebep vermez, ama çok büyük çapta yapılan nükleer denemeler depremin oluşmasına sebep olabilir. Dünya bu tür atom bombası, nükleer denemeler gibi şeyleri yasaklamaya çalışıyor.
Soysal: Sağlıklı enerji nükleer enerjiden mi yoksa barajlardan mı sağlanmalı?
Veziroğlu: Bir memleketin kalkınması, eğitim seviyesi ne kadar yüksekse o kadar kolay ve çabuk oluyor. Kalkınma tüketilen enerjiyle doğru orantılı, ne kadar enerji tüketiyorsa o kadar kalkınıyor. Bir de çalışma saati ne kadar fazla ise o kadar kalkınıyor. Bunun için enerji tüketimini artırmak lazım, hem elektrik enerjisini, hem yakıt enerjisini (petrol, benzin, doğal gaz, rüzgar) kullanmak lazım. Japonya, Güney Kore, Fransa, İsveç geniş miktarda atom enerjisinden yararlanıyor, ABD''de ise atom enerjisi kullanılmıyor. Daha çok termik santraller yapılıyor.
Türkiye''de su kaynaklarını kullanıyoruz, ama daha çok elektriğe ihtiyaç var. Kalkınmamızı hızlandırmak için yakıtın yanında elektriği de artırmamız lazım, atom enerjisinden de yararlanabiliriz.
Kurulan santral arıza yaptığı zaman bunu telafi etmek için büyük paralar gerekebilir, bunu devlet bütçesinden veremeyebilir ve o zaman santralin üretimi durur. Halbuki yapıcı firma bunun uzmanı, elektrik üretemezse satamaz ve para kazanamaz. Bu yüzden bu santrallerin yapımı özel firmalar gerçekleştirmeli. Benim tavsiyem budur.
Türkiye bu şartlarda nükleer santraller kurabilir. Tabii bu arada doğal gaz santrallerini de artırmamız lazım. Bugün doğal gazdaki hidrojenden elektrik üreten santraller geliştirildi, ben bunu da tavsiye ederim.
Çevreyi kirletmiyor Soysal: Çevre kirliliği boyutu nedir? Veziroğlu: Fosil yakıtlar çevreye zarar verir (kömür, petrol, doğal gaz). Bu tür yakıtlar hava kirliliği yapıyor asit yağmurları yapıyor ve dünyanın ısınmasına sebep oluyor. Bu yılki sıcaklık bunlardan kaynaklanıyor ve gelecek yıl daha sıcak olacak. Güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi bunlardan daha temizdir. Nükleer enerji de çevre kirliliği yapmaz, karbondioksit üretmez, dünya ısısını artıracak gazlar üretmez, nükleer enerji temiz enerjidir.
Ancak bir kaza olursa radyasyon tehlikesi var. Dikkatli olunursa bir tehlikesi yok. Kazalar derece derecedir. Bazı kazalar bazen zarar vermiyor ya, da az zarar verebiliyor.
Soysal: Siz Amerika''daki hidrojen santrallerinin bir kolunun da Türkiye''de kurulması için çok çaba sarfettiniz, Türkiye bunu idrak edebildi mi? Veziroğlu: İnşallah idrak edebileceğiz. Enerji konusunda yaptığım çalışmalar, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edildi ve benden uzman olarak rapor istediler. Bir raporum da hidrojen enerjisine geçişi sağlayacak bir merkez kurulmasını tavsiye ettim. Bakanlarımız da kabul ettiler, Türkiye inşallah hidrojen enerjisinin merkezi olacak.
ABD''nin kalkınması Soysal: ABD eğitim düzeyiyle mi kalkındı?
Veziroğlu: Amerikan hükümetinin prensibi, halk her şeyin en iyisini en güzelini ucuza alacak ve hayat seviyesi yüksek olacak, müteşebbis kabiliyetini de kullanacak. Orada yasaklar asgari düzeydedir, teşebbüs oluşturmak isteyene, iş kurmak isteyene hükümet yardım eder. Müteşebbisin önüne duvar çekilmez, sermaye yardımı yapılır.
Türkiye de Amerika''yı örnek almalı. Orada hiçbir şeyin önüne set çekilmez, eğitimin önüne set çekilmez, herkes istediği dalda okuyabilir ve kendini geliştirebilir. Devlet bunu destekler, öğrenciye kredi verir, öğrenci mezun olduktan sonra az bir faizle o parayı geri alır. Bizim kadar çok burs verilmez, biz de burs vermek gençlerin müteşebbis faaliyetlerini köreltiyor.
Türkiye farkı açıyor Soysal: Kalkınmada ve yüksek eğitimde dünya sıralamasında neredeyiz? Veziroğlu: Dünya standartlarının altında kalkınıyoruz ve gittikçe ileri memleketlerle aramızdaki fark hızla büyüyor. Buna sebep de eğitim seviyemizin düşük olması. Gençlerimizi cahil bırakıyoruz. Bunlardan intihar edenler, isyankar, anarşist olanlar var. Bu Türkiye''nin geri kalmasına sebep oluyor. Bir de imtihan kazananların sadece yüzde 20''si seçtiği dallarda okuyabiliyor. Bu gençlerden istifade etmeliyiz. Öyle bir ziyanlı sistem kurulmuş ki o yüzden YÖK Kanunu''nun bir an önce değiştirilmesi gerekiyor.
Soysal: ABD''de rektör seçimleri nasıl oluyor? Veziroğlu: İleri ülkelerde her üniversite kendi rektörünü kendi seçer. Bununla ne Cumhurbaşkanı ilgilenir ne de YÖK vardır. Üniversiteleri serbest bırakmak lazım. Dünyanın ileri memleketlerinde bu böyledir bizde de böyle olmalı. YÖK üniversitelerde olan anarşi olaylarını bastırmak ve gençlere üniversite imkanı sağlamak için kuruldu. Bunlardan birincisini başardı, ama ikincisinde sınıfta kaldı.

