Şimdi takımlarımızda, her birinde üç yabancı basketbolcu yer alabiliyor. Bakıyorum sayıların büyük kısmını bunlar yapıyor. Milli Takım gündeme gelince bu durum ciddi bir sıkıntı oluşturmuyor mu? Örs- Baştan beri ben üç yabancıya karşı çıktım. Bundan dolayı çok eleştirildim. Hatta Efes Pilsen ile Avrupa''da mücadele ederken de bu fikrimi söyledim. Kışlalı- Sizce mahzur nerede? Örs- İki sebep var. Biri ilk beşten üçü yabancı olunca Türk oyuncuların önü kapanmış oluyor. İkincisi daha önemli. Bu durumda diğer Türk oyuncuların inisiyatif kullanma alışkanlıkları giderek törpüleniyor. Bilhassa Milli Takım için geçerli. Sıkıntıları hep duyduk. Kendi takımlarında oynarken yabancılar ribaunt alıyor, top kullanıp asist yapıyor, kendisi çok boş kaldığında sayı bulmaya çalışıyor. Asıl katkı olarak da iyi adam tutması bekleniyor. Milli takımda kritik anlar geldiğinde, öyle alıştığı için topu başkasına vermeye çalışıyor. Kışlalı- Bunu önlemek için Basketbol Federasyonu nezdinde girişiminiz olmadı mı? Örs- Bu görevin başına geldiğimde karar verilmişti. Kararın bir sene önceden alınması ve takımların buna göre yabancı oyuncu edinmeleri lazım. 2001 Avrupa Şampiyonası bizim için çok önemli. Buna hazırlanırken en az bir sene kulüplerin iki yabancı oynatabilmelerini sağlayabilseydik, bu bile çok iyi olurdu. Konu üç yıldır gündemde. Daha önce iki yabancı vardı. Federasyon Başkanı da bunu kabul ediyor. Avrupa ABD''ye yaklaşıyor Kışlalı- Amerika basketbolu bizim için örnek olmuştur. Samim Göreç 1940''lar sonunda orada öğrenip çağdaş basketbolu Türkiye''ye getirmiştir. O günden bu güne durum değişti. Şimdi durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Örs- O zamanlar, biz yeni başladığımızda, ABD bizim için ulaşılmaz bir yerdi. Giderek durum değişti. Oyunculuğumdan sonra antrenör olarak Avrupa''daki gelişmeleri izledim. ABD''ye gittim. Geldiğimiz noktada görüyoruz ki Avrupa basketbolu ABD basketbolu giderek birbirine yaklaşıyor. Orada spektaküler oyuncular gene fazla. Bu biraz da siyah ırkın getirdiği atletik üstünlükten kaynaklanıyor. Basketbolu orada öğrenenler Avrupa başta bir çok ülkeye yaydılar. Oyuncu yetiştirmeyi etkilediler. Artık ABD eğitiminden farkımız kalmadı. Kışlalı- Ama genç yetenekli antrenörlerin herhalde ABD''den öğrenecekleri var. Örs- Var tabii. Bundan dolayı da onları ABD''ye gönderiyoruz. Bir tanesi Stanford Üniversitesi''nde. Efes''in şimdi başında olan Ergin, Tofaş antrenörü Tolga Öngören orada üniversitede bir sene eğitim yaptı. Gelenler bizim çalışmalardan farklı şeyler görmediklerini söylüyorlar... Avrupa basketbolunde de fizik gücü olarak büyük gelişme sağlandı. Sertlik ve agressivite gelişti. Yugoslavya ve İtalya''da bu açık. Hızlı oyun da yaygınlaştı. Bence ABD olduğu yerde ama diğer ülkelerde gelişme sürüyor. Kışlalı- ABD''yi geçebilir mi Avrupa? Örs- Kolay değil bütün bunlara rağmen. Sonuçta atletik yetenekler ve tecrübe birikimi ABD''de, Avrupa''ya karşı ağırlığını koyacaktır sanırım. Kışlalı- Futbolun vatanı Avrupa olduğundan Avrupalı antrenörlere Türkiye''de ihtiyaç var. Ama basketbol için galiba böyle bir ihtiyaç yok? Örs- Aynı kanıdayım. İç içe girdik. Çalışma metodları, istatistik metodları hemen geliyor. Bilinmeyen bir şey kalmadı. Dediğim gibi çalışma metodları da biliniyor. "Yıldız olan oyuncular
çok kolay yoldan çıkıyor" Kışlalı- Ortada bir problemli oyuncular sorunu var. Aynı şeyi Avrupa ülkelerinde de görüyor musunuz? Örs- Mutlaka orada da çıkıyor. Yıldız olmuş oyuncu, çevresinin de etkisiyle (tabii bu herkes için geçerli değil) çok kolay yolundan çıkabiliyor. Böyle etki altında kalan çok yıldız namzedi basketbolu erken bırakmak zorunda kalabiliyor. Bizde en son örnek Mirzad. Onun problemi benim şimdi söylediğim nedenler değil. Problemi aslında saygı duyulacak bir problem. Sadece ve sadece basketbolu çok sevdiğinden oynamak istiyor. Basketbol onun için çok önemli. NBA''ya giderken bonservis parasını cebinden ödemişti. Kendisi için en önemli şeyin oynamak olduğunu söylemiş. NBA''den Türkiye''ye gelirken Ergin Ataman ona "Ben seni 30-32 dakika oynatırım" demiş. Kışlalı- Böyle garanti verilebilir mi? Örs- Yanlış bir şey. Basketbolda oyuncuya dakika veremezsiniz. Kendisinin de hataları var. Aceleci ve sabırsız. Yaptığı hata ama böyle yıldız oyuncular cezalandırılmakla beraber kaybedilmemeleri gerekir. Kimi oyuncu oyunda egoistlik yapıyor. Kimisi antrenman sevmiyor. Bilhassa yabancı oyuncularda bu sorunlar ortaya çıkıyor. Kışlalı- Sizin bazı maçlarınızı seyrettim. Bir kısmını son dakikalarda kaybettiniz. Bu kadar yıllık deneyimler var. Ama hâlâ pek acemice görülen hatalardan dolayı önemli maçlar kaybediliyor. Bunu, panik havasını Avrupa Şampiyonası''nda nasıl önleyeceksiniz?
Örs- En büyük sıkıntımız oyun kurucu yerinde. Son dakikalarda, baskının koyulaştığı anlarda hakemler de müsamaha gösteriyor. Çaldıklarından ziyade çalmadıkları önem kazanıyor. Bu sırada kendi düzenimizi uygulayamayınca, bunu yapacak kimse olmayınca sorun ortaya çıkıyor. Bunlar hâlâ tecrübe. Orhun''un katılması, Kerem''in iyileşmesi o mevkide sıkıntımız olmayacağını düşünüyorum. Kışlalı- Ümidiniz yaz aylarında oynayacağınız maçlarda galiba? Örs- Doğru. Oyuncuların bana gelip "Kazanacağız" demesi beni çok memnun ediyor. Maç başka türlü kazanılmaz. İşte bu mevcut. Eksikleri yazın gidereceğiz. Ben şahsen çok umutluyum. Kışlalı- Milli Takımda uzun oyuncu mu, oyun kurucu oyuncu mu öncelikli ihtiyacımız? Örs- Gerçek bir pivot oyuncu sıkıntımız yok değil. Ama; bence oyun kurucu ihtiyacı daha ağırlıklı.
Kışlalı- Bu noktada, en güvenilir ve deneyimli pivot Hüseyin''in hep ilk dakikalardaki faul yapma hatası sürüyor. Bu önlenemez mi? Örs- Fizikal yetersizliğinden, diğer karşı pivotların daha iri cüsseli olmasından ileri geliyor. Aslında çok iyi çalışan ve çok atletik yetenekleri olan bir oyuncudur. Ama çok ince. Zayıf kalınca elini kolunu fazla kullanıyor. Kışlalı- Bir oyuncunun yaptığı hata, görülmesine rağmen düzeltilemezse, o artık antrenörün hatası olmuyor mu? Örs- Doğru. Milli Takımda çok çabuk o probleme girmiyor ama, yok oldu diyemem. Kışlalı- Önemli hataları tesbit ediyorsunuz herhalde? Örs- Doğru ama şimdiye kadar bu hataları hemen düzeltme çalışması yapamıyorduk. Oyuncular bizimle kalamıyor, kulüplerine gidiyorlardı. İşte yazın bizimle olacaklar ve bu küçük ama önemli hataları düzeltip Avrupa Şampiyonası''na hazır olacağız.

