Büyükelçi Kaya Toperi, 1933''te Ankara''da doğdu. 1950''de Ankara Koleji''ni, 1955''te Siyasal Bilgiler Fakültesi''ni bitirdi. 1957''de Dışişleri Bakanlığı''na girdi. 1959-63 arasında Washington''da American University''de lisans üstü eğitim gördü. 1959-64 arasında aynı zamanda Washington B.Elçiliğinde 2. Katip ve Başkatip idi. 1964-65''te Kabil büyükelçiliğinde, 1965-67''de Bakanlıkta Enformasyon Dairesinde, 1967-71 arasında Yeni Delhi ve Kopenhag''daki büyükelçiliklerimizde müsteşar idi. 1971-74 arasında Ankara''da Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı oldu. 1974-76''da CENTO Genel Sekreter Yardımcısı, 1976-80 yıllarında Cenevre''de BM nezdindeki Delegasyonda Daimi Temsilci Yardımcısı oldu. 1980-83''te Ankara''da Enformasyon Genel Müdürü idi. 1983-86''da Kuveyt, 1986-89''da Kanada''da büyükelçi oldu. 1989-1992 Babakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü, 1990-93 Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, 1993-96 Bern ve Seul''de büyükelçi oldu ve 1996''da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 1996-98 arasında Mikes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduktan sonra 1998''de Danışmanlık ve İletişim Yönetim Şirketi kurdu. Nisan 2000''de ise Gabon Ankara Fahri Konsolosu oldu. Toperi ile çeşitli görevleri sırasında karşılaştığı önemli ve ilginç durumlar üzerine bir sohbet yaptık.
Kışlalı - Emeklilikten sonraki hayat nasıl?
Neler yapıyorsunuz? Toperi -Erken emekli oldum. 2-3 sene önce oldum. Mikes isimli F-16 uçaklarının elektronik savaş donanımını yapan bir şirketin yönetim kurulu başkanlığı önerildi. 1996''da emekliliğimi istedim. Kore''den geldikten sonra iki sene o işi yaptım. Sonra o hayatı durgun buldum. Dışişleri''nden ayrılmış bir arkadaşımla bir PR (Halkla İlişkiler) şirketi yerine danışmanlık şirketi kurduk. Türkiye''de iş yapmak isteyen yabancı şirketlere yasal yolları gösterilecekti. Dışişlerinden ayrılan başka arkadaşlar da katıldı. Çeşitli yerli şirketlere de danışmanlık yapıyoruz. Bir de Amerikan Deprem Mühendisliği Şirketi temsilcisiyiz.
Kışlalı -Ne yapıyor bu şirket? Toperi -17 Ağustos depreminden sonra WJE isimli şirket, ABD tarafından Türkiye''ye gönderildi. Buradaki ABD binalarını inceliyorlar. Onların temsilciliğini aldık. Binaların depremden ne kadar zarar gördüğünü tesbit ile alınması gereken tedbirleri araştırıyor. Bazı Türk şirketleri de bunlara binalarını inceletiyor. Bayındırlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarına da binalarının incelenmesi için teklifler verdik. Özel sektöre de "protokol eğitimi-medya ile ilişkiler eğitimi" veriyoruz.
Kışlalı -Bu Gabon Fahri Konsolosluğu
konusu nereden çıktı? Toperi -Seul''deyken Gabon Büyükelçisi çok iyi arkadaşımdı. Roma''daki büyükelçileri Ankara''ya akredite. Burada bir fahri konsolos ararken beni tanıyan diplomatlar adımı vermişler. Telefon ettiler. Kabul ettim. Gabonlular çok medeni insanlar. Fransız eğitimi görüyorlar. Zarif insanlar. Gabon orta-batı Afrika''da 1 milyon 750 bin nüfuslu bir ülke. Milli gelirleri fert başına 4 bin doların üzerinde. Uranyum ve petrol kaynakları var. Orman mahsulleri bakımından da zenginler. Türkiye, Afrika''ya açılıyor. Roma''daki büyükelçi telefon etti bir Türk heyetinin de Gabon''a gitmesi söz konusu. Beni de heyete katmak istiyorlar. Gitmek isteyenler var.
Kışlalı- Türkiye ile ilişkiler ne durumda? Toperi- Yavaş yavaş gelişecek. Ben normal temsilci gibi raporlar yollamaya başladım. Ben de burada yaymak için broşürler ve bilgi istedim. Şimdiye kadar bir iki heyet girmiş gelmiş ama ortada fazla bir şey yok. Biz geliştireceğiz. Belki başka alanlarda da ilişkiler geliştirilebilir.
Çankaya dönemi Kışlalı -Diplomasi mesleğinde kaldın ama çeşitli kademe ve alanlarda çalıştınız. Bunlardan hangilerine daha fazla ilgi duydunuz? Toperi- En ilginci herhalde Özal''ın yanında geçirdiğim dört seneydi. Yoğun bir dönemdi. 1989-93 arası. Ben Kanada''da iken Mehmet Yazar telefon etti. Başbakanın beni Basın Yayın Genel Müdürü yapmak istediğini söyledi. Geldim. 4-5 ay sonra Özal Cumhurbaşkanı oldu. Beni hemen sözcülüğe aldı.
Kışlalı -Özal ile tanışmanız nereden geliyor? Toperi- 1980''den sonra Özal, Başbakan Yardımcısı idi. Ben de Enformasyon Genel Müdürü. Gelen yabancı basın mensuplarını kendisine götürürdüm. Askerler pek konuşmak istemezlerdi. Ama asıl tanışmamız ben Kuveyt''te Büyükelçi iken oldu. Oradan geçerken faaliyetlerimizi gördü. Tüccarlar faaliyetimizi yansıtmışlar. Ben oranın haline Türkiye''den gelen malları kontrol ederdim. İlgilenirdim. Pratik faydalar sağlıyorduk. Çernobil dolayısıyla Kuveyt''e sokulmayan 100 kadar kamyonun girmesini sağlamıştım. Ben oradayken nereye gitmek istediğimi de sormuştu. Kanada''ya tayinimi çıkarttı. Bakanlık Pakistan''a yollamayı düşünüyordu.
Kışlalı -Cumhurbaşkanı olduktan sonra
Kuveyt krizi dönemi herhalde ilginç oldu? Toperi -Doğru. Dışişleri Bakanlığının her aşaması da enteresandır. Bakanlıktaki hizmetim hep Enformasyon Dairesi''nde geçti. Basınla beraber oldum. En çok arkadaşım basındandır. Bu da bana çok yardımcı oldu. Gazeteci gibi yazmayı öğrendim. Raporlarda çok yardımcı oldu bu.
Elçiliğe saldırı Kışlalı -Çankaya''dan ayrılıp Bern''e gittiniz. Oradaki olay nasıl oldu? Toperi -Tatsız ve şanssızdık. Nisan sonu gittik, olay Haziranda oldu. Bama ihtimaline karşı kançılarya duvarlarını yükseltip emniyetten destek istedik. Bir yıl önce bir baskın olayı olduğundan tedbirli olmak istedik. Ama İsviçre yetkilileri "Merak etmeyin bir baskın olursa hemen yardıma geliriz" dediler. Alarm sistemi de vardı. İkametgahtayken bahçeye yüzlerce insanın girmiş olduğunu ve camları taşladıklarını gördüm. Benim ofis katına kadar uzanmışlardı. Taşla kurşun geçmez camı bile kırdılar.
Kışlalı -Tabancalı olay nasıl gelişti? Toperi -Gelişen saldırı karşısında tabancamı alıp bizim polislerin yanına indim. Birlikte dışarı çıktık. Avludakilere uyarı yapıldı. Çıkmadıklarını görünce bunlardan altısını ayaklarından vurdular. Biri de dizinden vuruldu. Ben de o ara havaya şarjörü boşalttım. Alarma çoktan basmıştık. Telefon etmiştik. İtfaiye çağırmıştık. Onların polisi geldiğinde biz elçiliğe girenleri sokağa çıkarmıştık.
Kışlalı -Sonraki gelişmeler? Toperi -Polislerini elçiliğe sokmadım. Geç kalmışlardı. Protokollarını çağırdım. Tahribatı görmelerini istedim. Gelip gördüler. Silahları istediler. Benimkini verdim ama bizim polislerinkini vermedim. Onlar devlet malıydı. Sefareti, İsviçreliler ablukaya aldı. Giriş çıkışlarda üzerlerimizi aramaya başladılar. Diplomatik muafiyeti dikkate almadılar.
Kışlalı -Dışişleri Bakanlığı nasıl davrandı? Toperi -Doğrusu davranış oldukça garip idi. Buradan bir tahkik heyeti yolladılar. Sefarete bile gelmediler. Bayağı tatsızlıklar oldu. Bizimkiler değil ama İsviçre Dışişleri Bakanlığı azami saygı gösterdi. Bakan Hikmet Çetin, Müsteşar Büyükelçi Özdem Sanberk idi. Sefaretten 6 kişiyi istenmeyen şahıs ilan etmeye kalktılar. Şimdi Ziraat Bankası Genel Müdürü olan Osman Tunaboylu, Hazine müşaviriydi. Olaylar sırasında odasından çıkmamıştı ama dokunulmazlığının kaldırılmasını istediler.
Kışlalı -Ateş sırasında bir kişi öldü galiba? İsviçre''nin tutumunu nasıl izah ediyorsunuz? Toperi -Seken bir kurşun dışarda birisinin kasığına gelmiş. Hastahaneye götürülürken kan kaybından öldü. Kurşunun bizden mi İsviçre polisinden mi geldiği bilinmiyor. O zaman İsviçre bu insanlara bir melce yeriydi. Onlar hoş tutuluyordu. Şanssızlık benim hükümetimin tutumunun sağlam olmayışıydı. Bir de hükümetleri içindeki bir çekişmeydi.
Kışlalı -Dışişleri Bakanlığı''nın bu size karşı tutumunun ardındaki sebep Özal ile yakınlığınız olabilir mi? Toperi -Olabilir ama ben hiçbir zaman Dışişlerini Özal''a satmadım. Özal bile "Bunlar evvela hariciyeci, sonra benim adamım" derdi.

