Marmara Bölgesi''nde büyük can ve mal kaybına, binlerce binanın yıkılmasına ya da ağır hasar görmesine sebep olan deprem sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Turgut Tan, "İdarenin bu konuda sorumluluğu var. Çünkü imar planlarını yapan idare. İnşaat ruhsatını veren idare. Oturma iznini veren idare. Bu aşamalarda birtakım eksiklikler olduğu anlaşılıyor. Görevi kötüye kullanma gibi uygulamalar olduğu anlaşılıyor. Geriye bakınca bu görülüyor" dedi.
Sosyal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başaknı Prof. Dr. Turgut Tan''la, Türkiyeyi sarsan Körfez depremi dolayısıyla devletin sorumluluğu üzerine geniş bir sohbet yaptık.
- Kışlalı -Deprem, gündeme depremzedeye karşı devletin sorumluluğu konusunu getirdi. Sizin alanınızla ilgili olarak devlet sorumluluğu nedir?
Tan -Hukuki açıdan bakıldığında ortaya çıkan sorunun iki üç boyutu var. Bunlardan birisi Borçlar Hukuku''nu ilgilendirir. Binayı yapan müteahhit ile sahibi arasındaki ilişki. İkincisi devletin o kişilere karşı kamu davası açma hakkı. Ceza Hukuku''nu ilgilendirir. Yakalanan müteahhitler hakkında şimdi bu alanda davalar açılıyor. Bir de, benim alanımla ilgili durum var. İdare Hukuku açısından. İdarenin bu konuda kusuru var mı diye bakabilirsiniz.
- Kışlalı -Evet. İdare Hukuku açısından durum nedir?
Tan -İdarenin bu konuda sorumluluğu var. Çünkü imar planlarını yapan idare. İnşaat ruhsatını veren idare. Oturma iznini veren idare. Bu aşamalarda birtakım eksiklikler olduğu anlaşılıyor. Görevi kötüye kullanma gibi uygulamalar olduğu anlaşılıyor. Geriye bakınca bu görülüyor. Genel İdare Hukuku açısından bakarsak; şimdiden sonra ne yapılabilir?
- Kışlalı -Neler yapılabilir sorusuna cevaplar aranıyor?
Tan -Bağımsız denetim kuruluşlarından söz ediliyor. Zorunlu sigorta sistemi deniyor. Ben meseleye bu açıdan bakıyorum. Bu istikamette anlaşılan hazırlıklar yapılıyor. Geçen gün bir gazetede okudum, Bayındırlık Bakanlığı bazı yerel yetkileri üzerine alıyormuş.
- Kışlalı -Nedir bunlar?
Tan -Haber şöyle diyordu: ''Bayındırlık Bakanlığı depremden zarar gören yedi ilde her türlü ölçekte plan yapma, yaptırma, onarma yetkileriyle, yeni inşaat onarım ve tadilatla ilgili ruhsat verme yetkilerini belediyelerden kendi üstüne aldı'' diyor. Türkiye bir çelişki içerisinde. Özelikle 80''li yıllardan bu yana yerel idarelerin güçlendirilmesine gidildi. İmar konusu belediyelerin en klasik yetkisi. Buna ek yetkiler verilmesi düşünülüyordu. Ama Özal bile verilecek yetkilerin kullanılmasından endişe etmişti. Bir emniyet subabı getirmeyi düşünmüştü.
- Kışlalı -Nasıl bir emniyet subabı getirdi?
Tan -1987''de imar kanununa bir hüküm ekledi. "İmar planı hususunda belediyelere verilen bütün yetkiler, başbakanın onayıyla, geçici olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı''na verilebilir", deniyordu. Bu maddeyi Anayasa Mahkemesi sonra iptal etti. Maalesef. Onun için şimdi bizim gazetelerin yazdığı, demin size okuduğum kararı nasıl aldılar anlamıyorum. Herhalde karar alınmadı. Daha düşünülüyor.
- Kışlalı -Anayasa Mahkemesi bu iptal kararını nasıl almış?
Tan -1991''de almış. Merkezi yönetimin gerek gördüğü hallerde yerel yönetimlerin yerine geçerek planlamayı parsel düzeyinde düzenleme yetkisi verilmesini, yerel yönetimlerin yasayla sahip oldukları planlama yetkilerinin yerel gereksinmelere göre kullanmalarını olanaksız duruma getiriyor, demiş. Sınırlama da getirilmediğinden merkezi yönetimin yerele ait yetkileri çok uzun süre kullanabileceğini gözönüne alıp iptal etmiş. Yerel yönetimlerin özerkliğiyle ilgili Anayasa maddesine aykırı bulmuş. Şimdi anlaşılan böyle bir uygulamaya dönüş hazırlığı var.
ÖZEL KONTROL MEKANİZMASI
- Kışlalı -Yeminli serbest özel kontrol mekanizmasından bahsediliyor?
Tan -Muhasebede benzer sistem var biliyorsunuz. Ona benzer birşey getirilmek isteniyor galiba. Ama o konu da Özal zamanında denenmiş. Bir kanun çıkarıldı. İmar kanununa bir değişiklik şeklinde oldu. Belediyelerle valiliklere tanınan yetki bu bürolara da tanındı. Ama o da iptal edildi. Sadece kamuya ait yapılarla ilgili bir istisna bırakıldı.
- Kışlalı -Bu durumda Anayasa Mahkemesi imar ile ilgili kontrol görevini özel kuruluşlara vermiyor?
Tan -Yeminli Serbest Mimarlık, Mühendislik Büroları''ndan alınabilecek ruhsatları da mecburi tutuyordu. Valilik ve belediyelerden alınacaklar düzeyine getiriyordu. Anayasa Mahkemesi bunu da iptal etti.
- Kışlalı -Neden iptal ediliyor bu görevlerin özel sektöre de verilebilmesi?
Tan -Gerekçe, şimdi yeni uygulama açısından da örnek oluşturabilir. Ruhsat verme idarenin kollu faaliyetleri içinde yer aldığından bunu asli ve sürekli bir kamu görevi kabul ediyor. Bundan dolayı bu hizmetin sadece memurlar ve diğer kamu görevlilerince yürütülmesi gerektiği neticesine varıyor Anayasa Mahkemesi. Anayasa''nın 128. maddesi. Kolluk yetkisi işin içine polisi sokan yetki. Kamu hizmetleri özel kişilere de gördürülebilir ama kolluk hizmetleri gördürülemez. Kamu gücünün kullanılmasını gerektiren bir faaliyet. Bunu idare doğrudan görür bu hizmeti. Bu iptalin tarihi 1986. Değişiklik 1985''de getirilmişti.
- Kışlalı -Belediyeler neden yetersiz? Yeminli muhasebecilik sistemi yararlı olmadı mı?
Tan -Belediyelerin iki nedenle yeterli olmadıkları görülüyor. Ellerinde yeterince teknik eleman yok. İmar kolluğu yetkisi belediyelerde var. Ama bunu yapmıyor. Yerine getirmiyor. Bazı usulsüz, izinsiz işler bazı paraların tahsiliyle sonradan meşru hale getiriliyor galiba. Kaçak kat gibi şeyler sonradan usulüne uyduruluyor. Muhasebecilikteki yeminli sistem yararlı çünkü maliye kendi imkanlarıyla çok az mükellefi kontrol edebiliyor. Onun için Batı''da olan bir sistemi getiriyorlar. Bağımsız denetim kuruluşları yoluyla. Maliye denetim elemanları aksini saptarlarsa özel muhasebe sisteminin sonucu geçerli olmaz.
FEODAL BEYLER
- Kışlalı -Anayasa Mahkemesi''nin iptal etmeyeceği bir düzenleme içinde özel kurumlara da imar kontrol yetkisi verilemez mi?
Tan -Faydalı olabilir. Belediyelerin durumu belli. Belediyelerde siyasi etkiler de büyük ölçüde rol oynuyor. Fransızlar yerel yönetim reformu yaptıktan sonra bunların neticesini inceleyen bir bilim adamı uygulanan reformun yerel demokrasiyi güçlendirmediğini söyledi. "Yerel feodal beyler oluşturuldu" dedi. Feodal beyler, yani belediye başkanları.
- Kışlalı -Belediyeler gereken kontrolü yapmazlarsa devletin, idarenin sorumluluğu doğmuyor mu?
Tan -Doğar tabii... Örnek verebilirim. Memurin Muhakemat Kanunu uygulamasında örnekler var. Görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma ile ilgili ceza kanunu maddeleri var. Bu dediklerimiz oraya girmeli. Bu konulara Danıştay 2. Dairesi bakar. Oradan bir örnek vereyim. Bir ilçe yerleşim alanı içinde bir imalathanede ruhsatsız ilave inşaat yapılmış. Tutanakla tesbit edilmiş. İnşaat mühürlenmiş. Belediye Encümeni para cezası vermiş. Kaçak yapının ruhsata bağlanması için verilen süre dolmuş. Encümen yıkım kararı almış. Belediye başkanı, başkan yardımcısı ve fen işleri müdürü, yapı kontrol şefi ve hesap işleri müdür vekilince kaçak inşaatın tamamı yıkılmamış. İnşaatın bitirilmesine göz yumulmuş. Para cezasını da tahsil etmemişler. İsmi geçen görevliler hakkında Memurin Muhakemat Kanunu gereğince yargılamaya, İl Yönetim Kurulu''nca gerek görülmemiş. Danıştay bu kararı bozuyor.
DEVLETİN SORUMLULUĞU
- Kışlalı -Haklarında ceza davası açılıyor. Yani ruhsat konusunda, imar konusunda belediye yetkilileri yanlış uygulama yaptıklarında, hatalı karar aldıklarında sorumlu oluyorlar. Ceza kanununa göre yargılanıyorlar? Tan -Başka örnekler de var. Bir yerde belediye imar mevzuatına aykırı ruhsat vermiş. İl Yönetim Kurulu ilgililer hakkında dava açılmasına karar vermiş. Onlar itiraz ediyorlar ama Danıştay dava açılmasını onaylıyor.
- Kışlalı -Devletin deprem gibi afetler karşısındaki sorumluluğunu düzenleyen yasalar hangileri?
Tan -Doğal afetler dolayısıyla uğranılan zararların karşılanmasıyla ilgili çeşitli yasa var. Bunlardan biri Erzincan depreminden sonra 1943''te çıkarılan "Erzincan''da ve Erzincan yer sarsıntısından Müteessir olan Mıntıkada Zarar Görenlere Yapılacak Yardım Hakkında Kanun." Bu özel mahiyette. Genel olarak uygulanacak kanunlar da var. 1959''da çıkarılmış "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun" bir örnek. Son Marmara Depremi üzerine hükümete yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi de bir kanun ile verildi. Adı: "Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu."
- Kışlalı -Devletin bu sözünü ettiğiniz kanunlardan doğan vecibeleri ne oluyor?
Tan -Afete uğrayan ya da uğraması muhtemel olanlar karşısında vecibeler var. Geçici barınmalarının sağlanması için konut inşası, kiralanması, satın alınması, kendileri konut almak isteyenlere yardım bunların başında geliyor. Devlet bu tür harcamalarından dolayı afete uğrayanları borçlandırmıyor.
Prof. Dr. Turgut Tan kimdir? Prof. Dr. Turgut Tan, 1943''te Zonguldak''ta doğdu. Kabataş Erkek Lisesi''ni bitirdikten sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi''nden 1965 yılında mezun oldu. Fransa''da Centre Europeen Universitaire de Nancy''den "Diplome d''Etudes Superieur Europeennes" aldı. SBF''ye idare hukuku kürsüsüne asistan olarak döndü. 1970''te doktorasını verdi. 1975''te doçent, 1986''da ise profesör oldu. Bilimsel çalışmalarını; 1970-71''de Roma Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Enstitüsünde, 1976-77 yıllarında İngiltere''de Cambridge Üniversitesi''nde, ayrıca değişik tarihlerde de Paris ve Dijon üniversitelerinde sürdürdü. 1971 yılında üç ay Avrupa Konseyi''nde çalıştı. 1981-83 yılları arasında Danışma Meclisi''nde Zonguldak İl Temsilcisi olarak görev yaptı. 1986-1990 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı görevinde bulundu. Devlet Planlama Teşkilatı''nda çeşitli özel ihtisas komisyonlarında çalıştı. Son olarak Türkiye-Avrupa Topluluğu Mevzuat Uyum Sürekli Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı görevini yürüttü. 1997-1999 yılları arasında Devlet Bakanlığı danışmanlığı yaptı. Halen SBF''de Kamu Yönetimi Bölümü''nde öğretim üyesi olan Prof. Tan, Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı ve aynı zamanda Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü''nde de yönetim kurulu üyeliği yapıyor.

