Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Taner Timur, Türk demokrasisini masaya yatırırken, ülkede herkesin "bir başbakan gibi" davrandığını söylüyor. Timur, "Bizde politika her şeye hakim. Politika dışında düşünce oluşturma alanı pek mevcut değil. Bu durumda herkes kendini, mesleği ve görevi ne olursa olsun politikacı, gereğinde sanki bir başbakanmış gibi konuşuyor. Dolayısıyla gerçekleri bulmak zorlaşıyor" diyor.
"Kanunlarda eksikler var" Siyasi Partiler Kanunu, Anayasa, Seçim Kanunu içerisinde bazı hükümlerden doğan yanlışlıklar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Timur, şunları söylüyor: "İstikrarlı bir demokrasinin işlemesine engel olan hususlara karşı ortak mücadele verilmiyor. İnsan hakları ile ilgili bazı değiştirilmesi gereken şeyler var. Devlet adamları senelerden beri bunu bildiklerini söylüyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar."
Prof. Dr. Taner Timur 1935 yılında Sivas''ta doğdu. İlk ve ortaokulu Sivas''ta bitirdi. Babası öğretmendi. Emekli olduktan sonra ailece İstanbul''a gittiler. Haydarpaşa Lisesi''nde yatılı okudu. 1954''te bitirdi. Ankara''ya Siyasal Bilgiler Fakültesi''ne geldi. 1958''de siyasi şubeyi bitirdi. Anayasa bölümüne Prof. Bahri Savcı''ya asistan oldu. Kurulan Siyasi Tarih, Siyasal Hayat Kürsüsü kurulunca oraya geçti. Doktorasını Anayasa Kürsüsünde; Demokrasilerde Kuvvetli İcra konusunda 1962''de yaptı. Aynı yıl Rockefeller bursu ile Fransa''ya gitti. İki sene araştırma yaptı. Doçentlik tezi "Türk Devrimi ve Felsefi Temeli" idi. 1969''da tamamladı. 1979''a kadar profesörlük tezi üzerinde çalışırken fakültede ders verdi. 3 yıl gene Fransa''da kalıp araştırmalar yaptı. Osmanlı Toplumsal Düzeni başlıklı takdim teziyle profesör oldu. 1980, 12 Eylül''den sonra üniversiteden istifa etti. Eşi Unesco''da görevliydi. Orada kaldı. Çeşitli yayınlar yaptı. 1992''de Türkiye''ye Siyasal Bilgiler Fakültesi''ne, derslerine döndü. Halen SBF''de öğretim üyesi. Küreselleşme ve Demokrasi Krizi başlığı altında bir kısım makalelerini, bir kısım başka makalelerini de ''Osmanlı Kimliği-Osmanlı Türk Romanında Tarih ve Kimlik Sorunları'' adı altında topladı. Prof. Timur ile Türk demokrasisinin mevcut durumu üzerinde bir sohbet yaptık.
* Kışlalı- Türkiye''nin bugünkü durumunu kısaca özetlemeniz gerekse bunu nasıl yaparsınız?
Timur- Bugünkü Türkiye''yi, maalesef, kriz içinde bir Türkiye olarak görüyorum. Çok boyutlu bir kriz bu. En önemli yönü iktisadi yönü. Onun da etkisiyle politik, ideolojik sonuçlar da doğuruyor. Manevi bir yöne dönüşen tarafı da var. Bu kısmenTürkiye''nin yönetilmesiyle ilgli olarak yapılan yanlışlardan, kısmen yöneticilerin yeteneksizliğinden kaynaklanıyor, kısmen de dünya konjonktüründen kaynaklanıyor. Bu konjonktür özellikle kalkınma halinde olan ülkeleri ve bunların yükselen pazarlar denilen bölümünü vuran kriz ile yakından ilgili.
* Kışlalı- Yalnız ekonomik mi sebep?
Timur- Hayır. Dünyada da büyük bir çürüme var. Bu bizde de görülüyor. Yozlaşma, nüfus suiistimalinin yayıldığı ülkeler ve iktidarlar var. Bizde de klasik örnekleri görülüyor. Susurluk olayı ile simgelenen rejim sorunları da var. Borçların faizlerini ödeyemez hale gelmişiz. Bütçe ve gelir sorunlarımız var. Son menfur cinayetin de gösterdiği gibi teröre başvurma eğilimleri var. Bunlara temel teşkil eden, parti çoğunluklarının olmadığı, birbirleriyle büyük görüş ayrılıkları olan partilerin koalisyon yapmak zorunda kaldıkları bir siyasal ortam görülüyor. Bu durumun kanuni, hukuki nedenlerini, herkes konuştuğu halde, ortadan kaldıramıyorlar.
* Kışlalı- Bunalımın ortadan kaldırılmasına yardım edecek, sözkonusu değişiklikler daha çok nerelerde?
Timur- Siyasal Partiler Kanunu, Anayasa, Seçim Kanunu içinde bazı hükümlerden doğan yanlışlıklar var. İstikrarlı bir demokrasinin işlemesine engel olan hususlara karşı ortak mücadele verilmiyor.
* Kışlalı- Demokratikleşme, daha fazla demokratikleşme akımı bu bunalımlı döneme nasıl etki yapıyor?
Timur- Bu bakımdan Türkiye çelişkileri olan bir ülke. Gerçekten demokratikleşme sorunumuz var ama bazı konularda da anarşik durumlar var. Demokrasinin gerektirdiği disiplin yok. Buna karşın birçok konuda da demokrasi gerekleri yerine getirilmiyor. İnsan hakları ile ilgili bazı değiştirilmesi gereken şeyler var. Devlet adamlarımız da senelerden beri bunu bildiklerini söylüyor ama hiçbir şey yapmıyorlar. * Kışlalı- Ne yapılabilir?
Timur- İnsan haklarını zedeleyen maddeler gözden geçirilip hoşgörü havası oluşturulabilir. Buna engel olan unsurları genel olarak konuşabiliriz. Her kurumun bir etiği ve deontolojik kuralları var. Bizde bu işlemiyor. Bizde politika her şeye hakim. Politika dışında düşünce üretme alanı pek mevcut değil. Bu durumda herkes kendini, mesleği ve görevi ne olursa olsun politikacı, gereğinde sanki bir başbakanmış gibi konuşuyor. Bu ortamda insanlar birbirini kolayca suçluyor. Bu da gerçekleri bulmayı zorlaştırıyor. Yolsuzluklar da ayrı bir sorun.
* Kışlalı- Eskiden yolsuzluk yok veya az mıydı? Yoksa demokratikleşme havası içinde mi daha fazla ortaya çıkmaya başladı?
Timur- Eskiden de vardı. Şimdi daha fazla. Bu da küreselleşmeyle ilgili. Böyle enflasyon yoktu. Enflasyon bu tip vurgunlara zemin hazırlar. Türk parasının konvertibilitesi yoktu. Şimdi müthiş paralar dönüyor etrafta. Yurda döviz giriş çıkışı tamamen serbest. Türk ekonomisi büyüdü. Kayıt dışı ekonominin de yeri büyüdü. Bütün bunlar yolsuzlukları artırdı. Türkiye''nin bu açıdan yapılan klasifikasyondaki yeri hiç iç açıcı değil.
* Kışlalı- Nasıl bir klasifikasyon bu?
Timur- 1993''te Uluslararası Af Örgütü yanında Uluslararası Şeffaflık adı verilen sivil toplum örgütü kuruldu. Bunların yaptığı bir araştırmada yapılan sıralamada Türkiye 59''uncu geliyor. En az kirlenmiş, en temiz ülke olan Danimarka''dan başlayarak yapılan bir sıralama bu. En kötüye doğru giderken Türkiye 59''uncu. Kötü bir yer.
* Kışlalı- Türkiye''de senelerdir yolsuzluktan bahsedilir?
Timur- Buna rağmen sonuç alınamıyor. Bu açıdan yargılanıp hüküm giymiş devlet adamı, politikacı pek görülmüyor. Batı''da durum bunun tersi. Fransa''da daha bugünlerde Maliye Bakanı ufak bir suçlamada istifa etti.
* Kışlalı- Bu ortamda devlet mekanizmasının kilit yerlerinde bulunanlar birbiri ardına devleti ağır şekilde eleştirdiler. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Timur- Demokratik disiplin çerçevesinde ele almalı. Her kurum deontolojik kuralları içinde ele alınmalı. Sağlıklı demokrasi olsa bunlar olmaz. Kendi görevleriyle ilgili açıklama elbette yaparlar. Fakat Türkiye''nin genel sorunları, devlet yapısı ve bunun değiştirilmesi gibi konularda konferans verir gibi konuşmalar yapılmamalı. Bu konularda Türkiye''de bir anarji var. Herkes konuştuğundan kimse de diğerine neden konuşuyorsun, diyemiyor. Bazı konuşmalar sahiplerinin işgal ettikleri yerler dolayısıyla daha büyük yankılar uyandırıyor.
* Kışlalı- Bu durum sizce nereye kadar gider?
Timur- Ya dünya ekonomisinin canlanmasına bağlı olarak Türk ekonomisi de canlanır; belli bir rahatlık havası doğar. O zaman demokratik kurumlara daha çok sahip çıkılır. Aksi olursa, endişe ederim ki rejimimiz yeniden bir krize girsin. İrtica tehlikesini besleyen bence en büyük güç iktisadi krizdir. İnsanların geleceğinden endişe edip ümitlerini kesmeleridir.
* Kışlalı- Bu tehlike sadece Türkiye için mi var?
Timur- Hayır. Birçok ülke için aynı ihtimali görüyorum. Artık günümüzde Hitler, Musolini, Stalin gibi diktatörler ortaya çıkmayabilir ama, sözkonusu güçlükler ortaya daha az özgürlükçü rejimler çıkarabilir. Bundan endişe edilebilir. Rusya''da gelişen durumun da sebep olacağı tehlikelerden endişe ederim. Kendi iç sorunları var. Ama dünyanın yakın zamana kadar iki süper gücünden biri olan bir devletin bu kadar kısa zamanda, bu kadar aşağılanabilir bir noktaya gelmiş olması da tehlike oluşturulabilir. Batı''nın bu durumu dikkate alması gerektiğini de düşünüyorum.

