AB''nin, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği ile kıtada çıkabilecek bunalımlara, ABD''nin harekete geçmediği durumlarda, kendi başına müdahale etmeyi hedeflediğini belirten Dışişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdür Yardımcısı Tomur Bayer, "Türkiye Avrupalı bir güç. Avrupa savunmasında bunca yıldır önemli konumda olmuş bir ülke. Bizim Avrupa''da geliştirilecek düzenlemelerin içinde olmamız lazım" dedi.
Dışişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdür Yardımcısı Tomur Bayer 1948''de İstanbul''da doğdu. 1968''de Robert Koleji bitirdikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi''nden 1972''de mezun oldu. Aynı yıl Dışişleri Bakanlığı''na girdi. 1973-74 yıllarında, Bakanlıkta Uluslararası Kuruluşlar bölümünde çalıştı. Sonra askerliğini yaptı ve Bakanlığa dönüp aynı bölümde 1957-76 yıllarında görev yaptı. 1976-79 arasında Belgrad Büyükelçilimiğizde önce 2. sonra da 1. Katip olarak çalıştı. 1979-81 arasında Afganistan''da önce 1. Katip sonra da Maslahatgüzar olarak görev yaptı. 1981-83 yıllarında Ankara''da Uluslararası Kuruluşlar Dairesi Bölüm Şefi idi. 1983-88 arasında Pekin''de Müsteşardı. 1988''de merkeze döndü, 1990-91arasında Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi''nde Türk Daimi Delegasyonu Müsteşarlığı yaptı. 1991-95 arasında NATO nezdindeki Türk Delegasyonu''nun Daimi Temsilci Yardımcısı idi. 1995-96''da Bakanlıkta Deniz İşleri Dairesi Başkanıydı. 1996''da bugünkü görevine tayin edildi. Tomur Bayer ile, bir süre önce medyanın, çok önemli bulduğu, "Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği" (AGSK) konusuna hiç ilgi göstermediğini ifade eden Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu''nun işaret ettiği bu konuyu konuştuk.
Kışlalı -AGSK konusu ne zaman, nasıl çıktı?
Bayer -Bu fikir soğuk savaş günlerinden bu yana var. Avrupa ülkelerinin, Avrupa savunmasında daha fazla rol alma eğilimini ifade eder. ABD de bunu yükün paylaşılması için teşvik eder. Avrupa uzun süre bunu yükün paylaşımı çerçevesinde gördü. 80''li yılların ortasında Batı Avrupa Birliği''nin (BAB) yeniden canlandırılması gündeme gelince, yükün paylaşımı için ortaya somut bir gelişme konması güncelleşti. Ama BAB 1948''de kurulmasına rağmen gelişmemiş bir örgüt. Kapasitesi yok. Yetersizliği hemen görüldü.
Kışlalı -Bunun üzerine mi AGSK gündeme geldi?
Bayer -Maastricht anlaşmasından sonra, Avrupa entegrasyonunun derinleştirme çabası içinde "Avrupa Ortak Dış ve Güvenlik Politikası" diye bir kavram gelişti. İlerde savunmaya dönüşebileceği de ifade edildi. Burada her konu görüşülebiliyor. Bugün de öyle. Bu arada Avrupa''nın güvenlik konusunda daha fazla rol alması konusu da hep işlendi. Ama bunu yapacak mekanizmaları yoktu. Her şey için NATO''ya bağlılar. Amsterdam Anlaşması da pek ileri gitmedi.
Kışlalı -Konu NATO''ya nasıl intikal etti?
Bayer -AGSK''nın BAB''da gelişemeyeceği anlaşıldı. NATO içinde geliştirilmesi kararı alındı. Biz de buna katıldık. 1996''da Berlin''de alınan bu karara "3B Kararı" denir. Berlin-Brüksel-Burmingham kararları. Fransa ittifakın askeri kanadına dönmek için istediği tavizi alamayınca, BAB''ın Avrupa Birliği''ne (AB) entegre edilmesi fikrini ortaya attı. 1998''de Fransa ve İngiltere, yayınladıkları deklarasyonda BAB''ın AB''ye entegrasyonu ve ileride savunma boyutu geliştirilmesi görüşünü öne sürdüler. Bu aşamada NATO son Washington zirvesine hazırlanıyordu.
Kışlalı -Bu aşamada Türkiye neredeydi?
Bayer -Avrupa''nın yapmak istediği, bu kıtada çıkabilecek bunalımlara, ABD''nin müdahale etmek istememesi halinde, kendi başına müdahale edebilecek imkan ve yetenekleri geliştirmekti. 1991''de Bosna''da, sonra da Kosova''da, ABD ve NATO işin içine girmeseydi, Avrupa bir şey yapacak halde değildi. Bir kere büyük muhabere imkanları yok. Nakliye imkanları yetmiyor. Askeri karargahları da bu boyutta operasyonu götürecek.
PLANLAMA DESTEĞİ
Kışlalı -Bu durum karşısında hangi noktaya gelindi? Biz bu gelişmeleri nasıl karşıladık?
Bayer -NATO''nun öncül yolunu kabul ediyorlar. Yani 5. Madde kabul ediliyor. Müttefiklerden birine saldırı olursa, bunu NATO karşılayacak. Yeni bir büyük bunalım çıkarsa: Bosna ve Kosova gibi bu durumda da birinci tercih NATO kararı. Bazı üyeler, örneğin Kanada ve ABD katılmazsa, AB öncülüğünde operasyon yapacak imkanların olması isteniyor. Daha önce BAB ile NATO arasında yapılmış olan mekanizmalara benzeyen mekanizma düşünüldü. AB ile NATO arasında düşünüyorlar.
Kışlalı -Daha açık olarak, nasıl bir şey istiyorlar?
Bayer -NATO''dan planlama desteği isteniyor. Çünkü NATO gibi karargahları yok AB''nin. NATO imkan ve yeteneklerinden de, nakliye uçağı gibi, yararlanmak istiyorlar. Bu noktaya kadar büyük sorun yok. Ama bunu BAB vasıtasıyla yapmak istiyorlar.
Kışlalı -Bizim için nasıl sorunlar çıkıyor ortaya? İsteklerimiz neler?
Bayer -Türkiye konumunda olan 6 Avrupa ülkesi AB üyesi değil. Türkiye, Norveç, İzlanda, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan. NATO imkanlarından yararlanılacaksa Türkiye''nin karar aşamasına katılması gerek. Sadece kendi imkanlarınla bir operasyon yapacaksan ona da katılma isteğinde bulunabilirsin. BAB içinde bu kadar yıldır ortak üye olarak bulunduk. Neticede bir birikim oluştu. Bizimle ilgili birçok karar, bildiri falan var. Bu siyasi müktesebat sağlar bize. Örgütsel müktesebatımız da var. Her konuyu orada biz de katılıp tartışıyoruz. NATO''da olduğu gibi. Alınan kararlara da katıldık. Hukuki müktesebat da var. NATO''dan aktarıldığı için bu doğuyor.
Kışlalı -Bu durumumuzun korunması gerekiyor herhalde?
Bayer -Evet. Hem bu müktesebatın korunması ve hatta geliştirilmesi gerektiğini söylüyoruz. Tartışma bu aşamada.
Kışlalı - Washington zirvesinde ne oldu?
Bayer -Avrupalılar NATO''dan taleplerini masaya koydular. Biz de taleplerini anladığımızı söyledik. Ama bizim de beklentilerimizi ortaya koyduk. Olumlu bir denge sağlandı orada. AB''li üyelerin talepleri bildiriye yazıldı. Kararı NATO Konseyi''nin ilerde AB''deki gelişmeleri gözönünde bulundurarak alması kaydedildi.
Kışlalı -Bizim beklentimiz ne bu durumda?
Bayer -AB''nin paralel düzenlemelerini ortaya koyması gerek. Şekli, örgütsel, yapısal boyutları ortaya koyması lazım. Bunların bizi tatmin edip etmeyeceğini görmemiz lazım. Şu andaki durum budur.
Kışlalı -Köln Zirvesindeki durum nasıl değerlendiriliyor?
Bayer -AB bu konuda yeni boyut getirecek bir karar alamadı. Şimdi önümüzde Helsinki zirvesi var. Orada ortaya çıkacak gelişmelere göre NATO''da ne tip karar alınacağı şekillendirilecek.
Kışlalı -Endişemiz nereden, hangi noktadan kaynaklanıyor?
Bayer -Tartışmamız şu: Türkiye bir kere Avrupalı bir güç. Avrupa savunmasında bunca yıldır önemli konumda olmuş bir ülke. Bizim Avrupa''da geliştirilecek düzenlemelerin içinde olmamız lazım. Avrupa''da geliştirilecek yeni bir savunmayla ilgili düzenlemenin de, bu açıdan, içinde olmamız lazım.
Kışlalı -Daha açık bir ifadeyle bizim istemediğimiz, içine düşmek istemediğimiz durum nedir?
Bayer -Böyle bir şey olacağını zannetmiyorum ama, bizim dışımızda bir durum geliştirilirse, bir kriz durumu var da son anda AB bir karar alır NATO imkanlarını kullanma noktasına varılırsa biz bu noktada NATO içinde buna karşı çıkma durumunda kalmak istemiyoruz. İşin başından beri içinde olmak istiyoruz. Madem önemli bir gücüz ve bize ihtiyaç var! Zaten NATO''ya geldiklerinde bizim onayımıza ihtiyaçları var. Beraberce götürmemiz lazım.
Kışlalı -Neden bu haklı tavrımız kabul edilmiyor?
Bayer -Kabul ediliyor, edilmiyor diye bir şey yok. Henüz belli değil. Sürüyor. Fakat AB''nin bazı kemikleşmiş mekanizmaları var. Bunun nereye oturtulacağına henüz karar vermiş değiller. AB üyesi olmayanların durumu ve bu üye olmayanlar arasında bu düzenlemeye katılmak istemeyecek olanların durumunun ne olacağı belirmiş değil.
İSTEYEN KATILIR İSTEMEYEN KATILMAZ
Kışlalı -Biz nasıl halledilmesi gerektiği görüşündeyiz?
Bayer -BAB''ta olduğu gibi daha etkin düzen kurulursa, isteyen katılır isteyen katılmaz. Böylece gerek bu yeni düzenin işlemesinde gerek NATO''ya yansımasında bir sorun çıkmaz diyoruz.
Kışlalı -Bunu engelleyecek gelişmeler var mı?
Bayer -AB''nin kendi yerleşmiş mekanizması var. AB''ye birinci rol kazandırmak gayretinde olan ülkeler var. Onlar mümkün olduğunca bu işin AB temeline oturmasını tercih ediyorlar. Bu da yapısal, örgütsel açıdan sorunlar getirebilir.
Kışlalı -Bu durumda da bizim yerimiz olmayacak?
Bayer -Her halükarda AB ülkeleri "Biz bir krizde NATO''ya muhtacız" diyor. O halde bunun pürüzsüz yürümesi gerek. Sadece NATO''ya kararlarını verip istek için geldiklerinde değil karar mekanizmalarının başından beri içinde olmamız gerek. AB çalışmasını geliştirip ortaya şablonunu çıkarması gerek. Henüz bunu yapmış değiller. Biz bunun bizim görüşlerimize uygun şekilde olmasını istiyoruz. Görüşlerimizi her ortamda belirtiyoruz.
Kışlalı -Bugün hangi noktadalar?
Bayer -AB komitelerinde görüşülüyor. İkili temaslardan edindiğimiz intiba bu durumu çözecek, NATO müttefiklerini tatmin edecek birtakım yeni yapılanmalar arayışı içinde oldukları şeklindedir. Ama bunların ne olduğunu kendilerinin ortaya koymaları lazım.
Kışlalı- Washington''da alınan kararlar medyada eleştirildi? Türk görüşünün kabulenilmeyip yan çizildiği havası da verildi.
Bayer -Orada Avrupalılar nihai kararların alınmasını istiyorlardı. Bizim çalışmamızla gelişme AB''nin çalışmalarına bırakıldı. Tam tersine "Büyük zafer" diye yansıtanlar da oldu. Bence orada dengeli gelişme oldu. Kaybedilmiş durum yok. Karar ileri bırakıldı. AB''ye mesaj verildi.

