İngiltere''nin Ankara Büyükelçisi David Logan, Türkiye''de daha önce bulunmuş bir diplomat. 1997''de büyükelçi olarak Ankara''ya döndü. Türkçe''yi de, Türkiye''nin sorunlarını da iyi bilen bir diplomat. Eski dost. Kendisiyle çeşitli konularda bir sohbet yaptık. Sohbet sonunda, Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın isteğine uygun olarak birlikte bir fotoğraf çektirmemiz gerekiyordu. Ama İngiltere Dışişleri Bakanlığı''nın bir kuralına göre büyükelçilik içerisinde fotoğraf çekilmesi yasaktı. Bunun üzerine Logan ile birlikte binanın önüne çıktık. İngiltere''yi simgeleyen kabartma önünde fotoğraf için poz verdik.
Kışlalı -Şöyle, Türkiye''ye ilk gelişinden başlasak? Logan -Mehmet Ali, birbirimizi 33 seneden fazla zamandır tanıyoruz. 1967''den bu yana. İngiltere''de Dışişleri Bakanlığı''na 1965''de katıldım. İstanbul''a Türkçe öğrenmek için gönderildiğimde bakanlığa gireli sadece üç ay olmuştu. Gene öğrenci gibiydim ama bu defa ücret alıyordum. İstanbul''u o zaman çok sevdim. Çok iyi bir Türkçe öğretmenim vardı. Bana sadece Türkçe değil, Türkiye hakkında da çok şey öğretti. Müstakbel eşimi de orada tanıdım. İstanbul''da çalışıyordu. Evlenip 1967 başında Ankara''ya geldik.
Müthiş bir gelişme Kışlalı -Ankara''da nasıl bir siyasi hava vardı? Logan -İlk Demirel Hükümeti vardı. Tabii o zamanki Türkiye bugünkünden çok farklıydı. 1997''de döndüğümde gördüğüm en büyük fark özel sektörün müthiş bir gelişme göstermiş oluşuydu. 1967''de siyasi konularla ilgiliydim. İkili ticaretimiz yeni gelişimde iki mislini geçmişti. Türkiye''yi gezdiğimde hayat standardının sadece büyük kentlerde değil, Anadolu''da da yükseldiğini gördüm. Belki siz bu gelişmenin, hep burada yaşadığınızdan, pek farkında olmuyorsunuz. Otuz yıl sonra gelince fark çok açık görülüyor. İlk gelişimde mevcut olmayan bir altyapı var şimdi.
Kışlalı -İki dönemin siyasi koşulları farklı değil mi? Logan -O günlerde soğuk savaş sürüyordu. Türkiye''nin o zaman dünyadaki yeri farklıydı. Sovyet blokunun çökmesi, Türkiye için yeni fırsatları da doğurdu. Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya açısından. 1967''de bu düşünülemezdi.
Kışlalı -İç politika açısından farklılık gözlemlediniz mi? Logan -Siyaset çok değişmişti. Askeri müdahalelerin rolü olduğunu sanıyorum. Bunlarla, 1980 müdahalesiyle ilgili bir tavır ifade etmek bana düşmez tabii. Ama bu müdahalenin Türk siyasetini birçok bakımdan değiştirici, kritik bir aşama etkisi yaptığı düşünülebilir. Tartışmasını siz Türkler yapmalısınız. Müdahalenin Türk siyasetinin mahiyetini değiştirdiğini sanıyorum. Daha öncekiler öyle olmadı.
AB''ye katılma arzusu Kışlalı -Dış ilişkilerde farkettiğiniz değişiklikler nelerdi? Logan -Bunlardan biri Avrupa Birliği ile ilgili. AB''ye katılma arzusu. Biz İngilizler bu durumla yakından ilgiliyiz. İstikrarlı, müreffeh bir Türkiye''nin AB''ye katılmasını arzuluyoruz. Destekliyoruz. Belki benim görev süremde olmayacak ama umuyorum, katılım başarıyla gerçekleşecek.
Kışlalı -Yani Türkiye''de bir üç yıl daha kalmayacağınızı mı söylüyorsunuz? Logan -Halen 3,5 yıldır buradayım. Katılma süreniz ile ilgili tartışmayacağım. Çünkü nasıl bir süre versem ya çok kötümser olduğum, ya da çok iyimser olduğum söylenecek. O kadar çok değişken unsur var ki bu konuda. Onun için üyelik konusunda bir tarihten bahsetmek hatalı olur kanısındayım.
Kışlalı -Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) konusundaki durumumuzu, yaklaşımımızı, endişelerimizi nasıl görüyorsunuz? Logan -Buna biz Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) diyoruz. Bildiğiniz gibi bu bir İngiliz-Fransız girişimiyle ortaya çıktı. Avrupalılar''ın kendi bölgelerinde böyle bir girişime ihtiyaçları olduğu muhakkak. Kosova mücadelesinde Avrupa''nın, ABD olmasa, ne kadar yetersiz kaldığını gördük. ABD, Türkiye savunması dahil, Avrupa savunmasına çok büyük katkıda bulunuyor. Biz Avrupalılar kendi savunmamıza daha fazla katkı yapmazsak, ABD''deki tecrid politikası eğilimlerinin güç kazanacağı muhakkaktı.
Kışlalı -Türkiye''nin tavrını anlıyor musunuz? Logan -Avrupa savunmasıyla çok yakından ilgilendiğinin nedenini anlıyorum. Türkiye''nin büyük askeri olanakları ve yetenekleri var. Sözkonusu girişime büyük katkı yapabilir. Hükümetiniz bu yeni girişimin parçası olmak istiyor. Bunun, sizin endişelerinizi de dikkate alan, en uygun yöntemini arıyoruz. Esasta hükümetinizin yaklaşımı olumlu. Türkiye pozitif rol oynamak istiyor. Öneminizi de anlıyoruz.
Kışlalı -İngiltere''nin Türkiye''nin bu konudaki yaklaşımına pek olumlu bakmadığını kabul eder misiniz? Antalya''da yapılan bir NATO toplantısında, eski arkadaşımız; sizin gibi Türkiye''de iki defa bulunmuş, ikinci gelişinde büyükelçi olan John Gulden ile konuştuk. Şimdi bildiğiniz gibi NATO nezdindeki temsilciniz. Türkiye''nin sükunetle gelişmeleri beklemesini, acele etmemesini tavsiye ediyordu. Bildiğiniz gibi Türkiye bu konuda gergin. Karar oluşturma süreci dışında bırakılmamak istiyor? Logan -Tabii İngiltere''ye atfettiğiniz yaklaşımı kabul etmem. Ama Türkiye''nin halen AB üyesi olmadığını kabul edin. Bu yeni oluşum tamamiyle bir AB oluşumu. Bundan dolayı da Türkiye karar oluşum sürecinin parçası olamaz. Ben Türkiye''nin sükunetle oturup beklemesini istemem. Hem bizden hem sizden yapıcı girişimler, gayretler sürdürülmeli. Batı Avrupa Birliği (BAB) başarısız oldu. Yakında yok olacak. Türkiye bu örgütten ileri gelen haklarının ASDP''ye nakledilmesinde ısrar etmemeli.
Kışlalı -Neden etmesin? Logan -Bu iflas eden, hisseleri değer kaybeden bir şirketten ileri gelen hakları, yeni kurulan bir şirkette elde etmeye benziyor. Oysa Türkiye BAB üyeleriyle ilişkilerinden yararlanmalı. Biz, Türkiye''nin bu konudaki önemini takdir ediyoruz. Katılması gerektiğini de düşünüyoruz.
Tarihçiler çözümlesin Kışlalı -Ermeni iddiaları konusundaki tutumunuz nedir? Logan -Hükümetimin bu konudaki tavrı belli. Konunun tarihçilerle ilgili olduğunu düşünüyoruz. ABD''deki durumu da çok iyi biliyorum. Buraya gelmeden orada Washington büyükelçiliğimizde Müsteşar idim. Orada Kongre büyük bir kıskançlıkla idare karşısında ele aldığı konuları işler. Büyükelçi Grossman''ın komitede yaptığı konuşmayı okudum. Üstüme vazife değil ama Türkler sakın ola ki hata yapıp Kongre tutumuyla ABD yönetiminin politikasını birbirine karıştırmamalı. ABD hükümeti de bizim gibi sorunun tarihçilerce çözümlenmesinden yana.
Kışlalı -Kemalizm konusundaki anlayışınız nedir? Modası geçmiş bir şey mi? Yoksa ülkeyi bir arada tutan, değişen koşullara göre gelişen, dinamik birşey mi? ABD''de bir ara Kemalizm''in geçerliliğini yitirdiği öne sürüldü! Ama Türkiye uzmanı, sizin de 1967''den tanıdığınız Nick Ludington, Kemalizm''in ülkeyi bir arada tutan efsane olduğu kanısında. Logan -Bu konuya derinlemesine girmek istemem. Türkiye''de tartışma var. Ben Atatürk mirasının halen yaşayan bir miras olduğunu düşünüyorum. Bu miras 2000 yılı şartlarında ele alınmalı. Nick''in görüşüne katılıyorum.
Kışlalı -GAP içinde inşası düşünülen Ilısu Barajı''na İngiltere kredi verecek mi? Logan -Bu konuda ilgili bakanımız dört şart öne sürmüştü. Bunların gerçekleştirildiği görüldüğünde İngiltere kredi garantisi verecektir. Ama henüz Türkiye, İsviçre''nin oluşturduğu konsorsiyum ile pazarlığı tamamlamış değil.
Kışlalı -Şu dört şartı özetler misiniz? Logan -Bunlardan biri baraj dolayısıyla yerlerinden uzaklaştırılacak halkın uluslararası standartlarda kabul edilebilecek şekilde yeniden iskanlarıyla ilgili. İkincisi barajdan çıkacak suyun kalitesinin muhafaza edilebilmesini sağlayacak tesisin yapılması, üçüncüsü barajdan yeterli suyun çıkmasının (Suriye ve Irak''a) her zaman için sağlanması ve dördüncü şart; Hasankeyf''in arkeolojik kalıntılarının mümkün olduğunca kurtarılması.

