Vabesa bin Ma''bed şöyle anlatmıştır: Hayır ve şerden herşeyi sormak niyyetiyle Resulullahın huzuruna gittim. Bir cemaat toplanmıştı. Kalabalığın arasından geçip Resulullaha iyice yaklaşmak istedim.
Oradakiler bana biraz uzakta dur dediler. Beni bırakınız Resulullaha iyice yaklaşayım. Zira bana O''ndan daha sevgili kimse yoktur, dedim.
Resulullah, yaklaş, buyurarak beni huzuruna çağırdı. Mübarek dizlerinin dibine oturdum. Ey Vabesa! Hayır ve şer herşeyden sormak için geldin değil mi buyurdu. Evet ya Resulallah dedim.
Mübarek parmaklarını göğsüme koydu ve "Ey Vabesa, kalbinden fetva iste! Kalbine gelen şey iyi ise kalbin sükunet bulur. Kalbinde tereddüt ve çarpma olursa o şey kötüdür, günahtır. Sana başkaları fetva verseler bile sen kalbine bak!" buyurdu. º º º
Ukbe bin Amir el-Cüheni şöyle anlatmıştır:
Bir gün Resulullah efendimizin huzurunda idim. Dışarı çıktığımda ehl-i kitaptan bir cemaat, ellerinde kitaplarıyla gelmişti. Benden Resulullahın huzuruna girmek için izin istediler.
Durumu Resulullaha haber verdim. "Benim onlarla ne işim var. Onlar bir şey sormak isterler, ben onu bilmem. Ancak Allahü teâlâ bildirirse bilirim." buyurdu.
Sonra bana su getir, buyurdu. Suyu getirdim. Abdest alıp iki rekat namaz kıldı. Mübarek yüzünde bir sevinç eseri göründü. Dışardakilere söyle içeri gelsinler. Eshabdan da kimi bulursan çağır, buyurdu. Dışarda bekleyenler huzuruna girince onlara, sormak istediğinizi isterseniz ben size haber vereyim ve kitaplarınızda yazılı olduğu gibi cevabını vereyim, buyurdu.
Onlar, biz de böyle istiyoruz, dediler. Bunun üzerine Resulullah, siz İskender kıssasını sormak istiyorsunuz, buyurdu ve kitaplarında bildirildiği gibi tamamen anlattı. Ehl-i kitaptan olan cemaatin tamamı Resulullahın anlattıklarının hepsini itiraf ettiler. º º º
Sümre bin Cündeb hazretleri anlatmıştır Bir gün Resulullah efendimizin huzuruna bir tabak yemek getirdiler. Sabahtan öğleye kadar bir grup yiyip gider, bir başka grup gelirdi. Birisi bana o tabağa başka yerden yemek konuyor mu diye sordu. Hayır, ancak kap boşalınca kendiliğinden doluyor, diye cevap verdim. º º º
Resulullah yaya yürüdüğünde hiç kimse O''na yetişemezdi. Ebu Hüreyre demiştir ki: Resulullah efendimiz o kadar çabuk yürürdü ki, sanki yer mübarek ayağının altında dürülürdü. Biz zahmet çekerek yürürdük, Resulullah normal yürürdü, yine de O''na yetişemezdik. Yarın: "Ya Rabbi, doyuranı doyur!"

