Kaydet
a- | +A

Bir gün Resulullah efendimiz Eshab-ı kiram ile oturuyordu. Deveye binmiş olduğu halde bir kimse geldi. Yorgun ve uykusuz görünüşünden, yoldan geldiği anlaşılıyordu. Muhammed hanginiz? diye sordu.

Eshab-ı kiram, Resulullahı gösterdiler. Ya Muhammed! Önce sen Allahü teâlânın sana emrettiği şeyi mi bildirirsin, yoksa ben putlardan işittiklerimi mi anlatayım, dedi.

Önce Resulullah ona imanı bildirdi. Sonra o kimse şöyle anlattı:

Benim adım Gassan bin Malik Amirdir. Bizim memleketimizde bir put vardı. Onun önünde kurbanlar keserdik. Bir gün Isam adında bir kimse, o putun önünde kurban kesti. Aniden o puttan,

"Ey Isam, ey Isam, günler temam oldu, İslam geldi. Putların batıl olduğu ortaya çıktı. Boşa kan akıtmak yasaklandı. Sıla-ı rahm emir edildi. Tevhid inancı apaçık ortaya çıktı vesselam" diye bir ses işittiğini ve korktuğunu bana anlattı.

Sonra yine Tarık adında birisi daha o putun önünde kurban keserken:

Ey Tarık, ey Tarık, sadık Nebi gönderildi. Aziz olan Halıkdan apaçık bir vahiyle geldi, diye bir ses işittiğini anlattı. Artık senin haberin bizim diyarda yayıldı. Bunları işitdikten bir kaç gün sonra, ben de o putun önünde kurban kestim. Kurbanı kestikten sonra, o putun içinden yüksek bir ses açık bir dille şöyle dedi:

"Ey Gassan! Tıhameden (Hicaz''dan) çıkan Peygamber haktır. Ona tabi olan selamet bulur. Onunla mücadele eden pişman olur. Onun İslama daveti kıyamete kadardır."

Bunları puttan işittikden sonra put yukarı doğru kalktı ve yüzüstü yere düştü.

Resulullah ve Eshab-ı kiram bunları duyunca, Allahü ekber diyerek, tekbir getirdiler.

º º º

Yine hazret-i Ali şöyle anlatmıştır:

Resulullah bana, "Benim deveme binerek Yemen''e git. Yemen yakınında falan tepeye varıp, üzerine çıktığın zaman, halkın seni karşılamaya geldiğini göreceksin. Orada taşa toprağa Resulullah size selam söyledi, diye söyle, buyurdu.

O tepeye varınca halkın beni karşılamaya geldiğini gördüm. Esselamü aleyküm ey taşlar ve topraklar. Resulullah size selam söyledi, dedim. O anda birden bire yeryüzünde bir uğultu ve gürültü koptu. Resulullahın selamına cevab verdiler. Beni karşılamaya gelenler bu hali görünce, iman ettiler. º º º

Habib bin Füveyk şöyle anlatmıştır:

Gözlerime beyaz perde inmişti. Hiç görmezdi. Babam beni Resulullahın huzuruna götürdü. "Gözlerine ne oldu?" diye sordular. Bir gün devemi sürerken ayağım bir yılan yumurtasına dokundu. O anda gözlerime ak indi, görmez oldu, dedim. Resulullah mübarek nefesleriyle iki gözüme üfürdüler. O anda gözlerim görmeğe başladı. Habib bin Füveyk seksen yaşına geldiği halde gözleri gayet iyi görürdü ve iğneye iplik takardı. Yarın: "Ya Rabbi, annesine hidâyet ver!"