Enes bin Malik hazretleri şöyle anlatmıştır:
Resulullahın huzurunda bir kişinin çok ibadet ve mücahede yaptığını anlatıyordum. O sırada o kimse arkada bir yerde gözüktü.
Ya Resulallah! İşte bahsettiğim kimse diyerek onu gösterdim. Resulullah efendimiz "Canım kudretinde olan Allah hakkı için, ben o kimsenin yüzünde şeytanın eserini görüyorum" buyurdu.
Sonra o şahıs Resulullahın huzuruna geldi. Resulullah o şahsa: "Allah hakkı için söyle, bizi görünce içinden bu kavmin benden daha iyisi yoktur diye geçmedi mi?" buyurdu. O şahıs evet geçti, dedi.
Sonra dönüp gitti. Bir yerde toprak üzerine mescid şeklinde çizgi çizip orada namaza durdu. Görünüşte böyle görünse de, aslında bu kimse müslümanlara zarar vermek isteyen biriydi. Resulullah: "Kim gidip bu kimseyi öldürür?" diye sordu.
Hazret-i Ebu Bekr o şahsın yanına gitti. Fakat namazdadır diye öldürmekten çekindi ve geri döndü. Resulullahın huzuruna geldi. Resulullah, ne yapdın diye sorunca, ya Resulallah, onu namaz kılarken gördüm. Öldürmekten çekindim, dedi.
Resulullah tekrar "Kim gidip onu öldürür?" diye sordu. Hazret-i Ömer kalkıp, ben öldürürüm, diyerek o kimsenin yanına gitti. O da hazret-i Ebu Bekr gibi öldürmeden geri döndü.
Resulullah "Bu adamı kim öldürebilir?" diye tekrar sordu. Hazret-i Ali kalktı, ben öldürürüm, dedi. Resulullah, "Ya Ali! Eğer onu yerinde bulabilirsen öldürürsün" buyurdu. Hazret-i Ali gitti. Fakat o adamı yerinde bulamayıp geri döndü. Resulullahın huzuruna gelip, durumu bildirdi. Bunun üzerine
"O şahıs ümmetim arasında fitne çıkaracaktır. Eğer onu öldürseydin, ümmetimden iki kişi arasında asla muhalefet çıkmazdı. Benî İsrail yetmişbir fırkaya ayrıldı. Çok geçmeden benim ümmetim de yetmişüç fırkaya ayrılır. Bir fırka hariç, diğerleri Cehennemdedir" buyurdu.
* * *
Bir gün Resulullah efendimiz Eshabına, yarın herkes bir sadaka getirsin, buyurdu. Utbe bin Zeyd şöyle anlatmıştır:
O gece Allahü teâlâya şöyle münacatta bulundum:
"Ya Rabbi! Resulünün bize sadaka getirmemizi emrettiğini biliyorsun. Benim sadaka edecek hiç bir şeyim yoktur! Ben de kendi kendimi, şanımı sadaka ediyorum" dedim.
Sabah olunca Eshab-ı kiramın herbiri bir sadaka getirdi. Resulullah bana baktı ve: "Dün gece kendi şanını sadaka eden kimse nerededir?" buyurdu.
Bunun üzerine ben ayağa kalkıp, o kimse benim ya Resulallah, dedim. Resulullah üç def''a, "Allahü teâlâ sadakanı kabul etti" buyurdu. Yarın: "Bu ne güzel azıktır ya Rabbi!"

