Kaydet
a- | +A

Resulullah Tebük gazvesine giderken, Eshab-ı kiramla bir yerde konaklayıp, gecelediler. Resulullah sabaha yakın bir vakitte uyudu. Güneş doğunca uyanıp, Ebu Katade''den su istedi. Ebu Katade şöyle anlatmıştır:

Matarada suyum vardı. Resulullahın mübarek eline dökdüm, abdest aldı. Suyun kalanını sakla lazım olacak, buyurdu.

Herkes önden gitmişti. Susuz bir yerde konaklamışlardı. Her ne kadar hazret-i Ebu Bekr ve hazret-i Ömer bir su başında konaklayalım dedilerse de, dinlememişlerdi.

Yanlarına ulaşınca baktık ki, havanın harareti onları çok etkilemiş. Susuzluktan develerini kesip develerin midelerinde kalan suları içiyorlardı. Resulullah bu hallerini görünce, "Ebu Bekir ve Ömer''i dinleseydiniz, bu sıkıntıyı çekmezdiniz, " buyurdu.

Sonra matarada kalan suyu istedi ve herkesi çağırıp suyu dökmeye başladı. Eshabın hepsi susuzlukları gidinceye kadar su içtiler. Onbin ata ve onbeşbin deveye de su verdiler.

* * * Ebu Umeyye şöyle anlatmıştır:

Resulullah Tebük seferinde Vadiyül-kuraya varmıştı. Orada bir kadın güzel bir hurma bahçesi yapmıştı. Resulullahın emriyle Eshab-ı kiram izin alıp o bahçenin hurmalarını topladılar. On vesk hurma çıktı.

Sonra Resulullah kadına, "Bahçendeki hurmaları sen de topla ve ne kadar çıktığını ölç, " buyurdu. Kadın hurmaları topladıkdan sonra, ne kadar çıktı diye sordular. On vesk çıktı dedi.

Eshab-ı kiramın topladığı kadar çıkmıştı. Resulullahın mucizesiyle kadının hurması hiç eksilmedi. Bahçesi ne kadar hurma veriyorsa o kadar çıktı. * * * Amir bin Amr Medeni şöyle anlatmıştır:

Huneyn gazasında Resulullahın önünde cenk ediyordum. Aniden alnıma bir ok isabet etti. Alnımdan çıkan kan yüzüme aktı. Sakalıma ve göğsüme kadar ulaştı. Resulullah efendimiz mubarek eliyle yüzümdeki ve gözlerimdeki kanı göğsüme doğru akıttı. Amir bin Amr bu hatırasını ömrü boyunca anlattı. Vefat ettiğinde cenazesi yıkanırken göğsünde Resulullahın mubarek elinin değdiği yere baktılar. Orası atın alnındaki beyazlık gibi parlıyordu. * * * Resulullah hicretin dokuzuncu senesinde Beni Kilab kabilesine bir seriyye gönderdi. Bir de mektup göndererek islama davet etti. Beni Kilab kabilesi müslüman olmayı kabul etmediler.

Kendilerine gönderilen deri üzerine yazılı mektubu suya atıp, yazılarını imha ettiler. Deriyi de su kovası yaptılar. Bu haber, Resulullah efendimize bildirince: "Allahü teâlâ akıllarını gidersin" buyurdu. Resulullahın bu bedduasından sonra, o kavmin temamı aklını kaybetdiler. Karma karışık konuşmaya başladılar. Bazıları öyle oldu ki ne söylediği asla anlaşılmazdı. Yarın: Bu insanlığa sığar mı?