Hazret-i Aişe validemiz şöyle anlatmıştır:
Resulullah sıhhatte olduğu günlerde buyurdu ki: Hiçbir Peygamber Cenneteki makamını görmeden dünyadan gitmez. Onu muhayyer bırakırlar. İsterse Cennete kavuştururlar. İsterse sıhhate kavuştururlar. Resulullah son hastalığında, mubarek başını benim dizime koymuştu. Bir an gözünü evin tavanına dikti. Sonra "Allahümme er-refikül ala" buyurdu. Anladım ki, Refikül alayı seçti. Resulullahın son sözü bu oldu. º º º
İbni Mes''ud şöyle anlatmıştır:
Resulullah efendimiz vefatından bir ay önce, bizi hazret-i Aişe''nin evinde topladı. Bize hayır dualar etti ve vasıyyetlerini bildirdi. Allahü teâlâ bizim üzerimize (bizden sonra) halife verdi buyurdu. Biz ayrılışınız ne zamandır diye sual ettik.
"Eshabımdan ayrılıp, Allahü teâlâya kavuşmak, Cennette olmak zamanı yaklaştı" buyurdu. º º º
Resulullah efendimiz son hastalığı sırasında hazret-i Fatıma''yı yanına çağırdı. Kulağına bir şeyler söyledi. Hazret-i Fatıma ağlamağa başladı. Resulullah efendimiz mubarek başını tekrar hazret-i Fatıma''nın kulağına yaklaştırıp, bir şeyler daha söyledi. Bu sefer hazret-i Fatıma gülmeğe başladı.
Mübarek hanımları, hazret-i Fatıma''dan bunun sebebini sordular. Bu sırrı açıklayamam dedi. Hazret-i Aişe Resulullahın vefatından sonra tekrar sordu. Cevab verip dedi ki, babam bana, Cebrail aleyhisselam bana Kur''an-ı kerimi her sene bir kerre arz ederdi. Bu sene iki kerre arz etti. Vefatımın yaklaştığını anladım, dedi. Bunu işitince ağladım. İkinci def''a kulağıma yaklaşıp, "Bu ümmetin seyyidesi olacaksın ve bana ehlimden, en önce sen kavuşacaksın" buyurdu. Bunu işitince de güldüm, dedi. º º º
Hazret-i Fatıma şöyle anlatmıştır:
Babamın başı ucunda oturmuştum. Aniden kapıya bir kimse geldi. Esselamü aleyke ey ehl-i beyt-i nübüvvet! İçeri girmeme müsaade var mıdır? Allahın Resulünün yanına varayım, dedi.
Ey Allahın kulu. Bu ziyaret için Allahü teâlâ sana ecirler versin. Yalnız bir an müsaade et. Şu anda Resulullahı ziyarete kimseye müsaade yok, dedim.
Bunun üzerine, ey Fatıma, beni men eyleme, benim içeri girmem lazımdır, diye bana söyledi. O sırada Resulullahın ağrıları biraz hafifledi. Mubarek gözlerini açıp, "Ey Fatıma, kiminle konuşuyorsun biliyor musun? O, melek-ül-mevttir! İzin ver içeri girsin" buyurdu.
Azrail aleyhisselam girdi ve, Esselamü aleyke ya Resulallah! Ya Emirullah! Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah hakkı için, senden önce hiç kimsenin kapısından içeri girmek için izin almadım. Bundan sonra da kimseden izin almam, dedi. Yarın: "Acayip bir haber vereyim mi?"

