Bir gün Dâvüd aleyhisselâm, Hazret-i Lokman''a: "Bir koyun boğazlayıp, bütün vücûdunun en iyisi olan iki parça et getir!" dedi. O da gidip, dille yürek getirdi. Bir defasında da: "En kötü kısımlarını getir!" dedi. Yine dille yürek getirdi. Sebebini sorunca: "Dille yürek (kalb) iyi olursa, bütün iyilerin iyisi olur, kötü olunca, bütün kötülerin kötüsü olur" deyip insanın iyilik ve kötülüğünün, dil ve kalbine bağlı olduğuna işâret etti.
Hazret-i Lokman Hakîm, oğlunu şirkten sakındırıp, ona, Allahü teâlânın kudretinin sonsuz olduğunu bildirdikten sonra, namazı ve herkese karşı iyiliği, ya''nî emr-i bil-ma''rûf ve nehy-i anil münkeri emretti. Bu husûs Kur''ân-ı kerîmde meâlen şöyle bildirilmektedir: " Ey oğulcuğum! Namazını dosdoğru kıl! İyiliği emret! Kötülükten nehyet! Sana bu emir ve nehiy sebebiyle isâbet eden şeylere sabret! Çünkü bunlar, kat''î sûrette farzedilen işlerdendir." (Lokman sûresi: 17)
Hazret-i Lokman, oğluna nasîhatinde buyurdu ki: Ey oğlum! Yeryüzünde kimseye karşı kibirlenerek yürüme! Allahü teâlânın verdiği ni''metin, yalnız senin olduğunu zannederek insanları hor görme! Ey oğlum! Diline sahip olmayan, sonunda pişmân olur. Çok münâkaşa ve münâzara yapan, kötülenir. Kötü işlerin yapıldığı yerlere girenler, oralarda işlenen kötü işleri yapmakla suçlanır ve töhmet altında kalırlar. Oğlum! Yalandan sakın, zîrâ o serçe eti gibi tatlı gelir. Ondan az kimseler kurtulabilir. Ey oğlum! Üç şey, üç şey ile bilinir: Hilm gadab ânında, şecâat harb meydanında, kardeşlik ise ihtiyâç ânında. Ey oğlum! Dünyayı sat, âhıreti al! Böylece alış-verişinde, her iki yönden kâr edersin. Sakın âhıretini satıp dünyayı alma! Zîrâ bu sûretle, her iki tarafta zararın olur. Ey oğlum! Orta hâlde ikrâm edici ol, saçıcı olma! Hazret-i Lokman Hakîm''e: "Halkın en zelîl ve rezîli kimdir? "diye sorulunca: "Halk arasında rezâlet ve çirkin işlerden utanmayıp, en rezil hâller üzere görünmekten sıkılmayandır" buyurdu.

