Kaydet
a- | +A

Kureyş müşrikleri Resulullah efendimiz ile mücadelede acz içinde kaldılar. Bir yere toplanıp, Abdülmuttalib ve Haşimoğullarıyla akrabalığı, alış-verişi, kız alıp-vermeği, konuşmayı yasaklayan bir ahitname yazıp, Hak Sübhanehü ve teâlânın adı ile and içtiler. O ahitnameyi bir ipeğe sarıp mumladılar, üzerini mühürlediler ve Kâbe''ye astılar.

Bunun üzerine, Ebu Leheb hariç bütün Abdülmuttalib ve Haşimoğulları, evlerinin bulunduğu iki dağ arasındaki bir vadide bulunan mahallelerine çekildiler. Üç sene orada kaldılar.

Resulullahın damadı Ebul As bin Rebi''adan başka bütün Kureyşliler, onlarla her türlü alakayı kestiler. Ebul As geceleri onlara buğday ve hurma götürürdü. Resulullah ona çok dua ederdi.

Müslümanların günleri darlık ve sıkıntı içinde geçiyordu. Sıkıntı çok şiddetlenmişti. Allahü teâlâ müşriklerin Kâbe''ye asdıkları ahitnamesine bir kurt gönderdi. Ahitnamedeki Allah ism-i şerifinden başka temamını yiyip bitirdi.

Resulullah bu durumu amcası Ebu Talib''e bildirdi. Ebu Talib, Abdülmuttalib ve Haşimoğullarına güzel elbiseler giydirerek onlarla birlikte Kureyşlilerin meclisine gitti.

Kureyşliler iyi karşıladılar. Onlara "Ey Kureyşliler! Size bir iş sebebiyle geldik. Bu hususta bize karşı adil ve insaflı davranınız. Şöyle ki, Muhammed "aleyhisselam" bana dedi ki, Kâbe''ye astığınız ahitnameye Allahü teâlâ bir kurt musallat etmişdir. Bu kurt, Allah isminden başka ahitnamenin temamını yiyip bitirmiştir. Ben Ondan asla hiç yalan işitmedim. O ahitnameye bakınız, eğer dediği doğru ise, Allahtan korkun ve insanlardan utanın da, yaptığınız bu akılsızca işten vazgeçin. Eğer yalan söylemişse Onu size bırakayım, himaye etmekten el çekeyim. O zaman Ona dilediğinizi yapınız.

Kureyşliler "Ey Ebu Talib! İyi düşünmüşsün" dediler. Bir kimse gönderip Kâbe''de asılı ahitnameyi getirttiler. Açıp baktılar ki, içinde "Bismike Allahümme"den başka yazılmış hiçbir yazı kalmamış.

Bunun üzerine Ebu Talib müşrikleri kınadı. Hiç biri konuşamadı ve ahitnameden vazgeçtiler. Resulullah ve bütün akrabaları bulundukları vadiden çıktılar. Kureyşliler de bir müddet onlarla alış-veriş yaptılar, geçici olarak dost göründüler. * * * Bir gün müşrikler Resulullahın yanına geldiler. "Eğer sen peygamberlik davasında doğru isen, Ay''ı ikiye ayır da görelim" dediler. "Eğer Ay''ı ikiye bölersem iman eder misiniz?" buyurdu. Evet iman ederiz, dediler.

O sırada ayın ondördüncü gecesi idi. Resulullah Allahü teâlâya dua etti, o anda Ay ikiye ayrıldı. Bir parçası Ebu Kubeys dağı üzerinde, diğer parçası da başka bir dağın üzerinde idi.

Resulullah müşrikleri birer birer adlarıyla çağırarak, "Ey filan, ey filan gördünüz mü?" buyurdu. Fakat müşrikler "Muhammed bize sihr yaptı" dediler.

Sonra dediler ki, etraftan gelen misafirlere soralım, eğer biz de gördük derlerse doğrudur. Her misafire sordular.

Onlar da biz de sizin gördüğünüz gibi Ay''ı ikiye bölünmüş halde gördük, dediler. Ay''ın ikiye ayrıldığını görmüşlerdi.

Fekat hakikati görememişlerdi. Allahü teâlâ [A''raf suresi 179''uncu ayetinde mealen] "Onların gözleri vardır, fekat onlarla göremezler" buyurdu. Yarın: Ömrü boyunca titredi