Resulullah efendimiz, hazret-i Ebu Bekir, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali ile birlikte bir gün, Ebu Heysem bin Teyhanın evine gittiler. Ebu Heysem, hoş geldiniz ya Resulallah ve eshabı! Evimi şereflendirseniz de size ikramda bulunsam diye daima arzu ederdim. Bugün ise evimde az bir yiyecek vardı. Fakat onu komşulara verdim, dedi.
Resulullah efendimiz, "Çok iyi yapmışsın, Cebrail aleyhisselam bana komşu hakkında o kadar çok vasiyyetlerde bulundu ki, komşuların birbirlerine mirasçı olacağını zannettim!" buyurdu.
Evin bahçesinde bir hurma ağacı görüp, ey Eba Heysem, izin verir misin şu hurma ağacından hurma toplayalım, buyurdu. Ya Resulallah! O hurma ağacı hiç hurma vermedi. Siz bilirsiniz, dedi.
Resulullah, "Allahü teâlâ o ağaçtan çok hurma verecektir" buyurdu. Ali''ye bir bardak su getir, buyurdu. Hazret-i Ali bir bardak su getirti. Resulullah bardaktaki suyun bir kısmını içti. Bir kısmını da mubarek ağzında çalkalayıp, o hurma ağacının üzerine döktü. Hemen o anda ağacın üzerinde hurma salkımları görüldü. Hurmaların bir kısmı taze, bir kısmı kuru idi. Hurmaları topladılar. Tam yetecek kadardı.
Sonra Resulullah buyurdu ki: "Bu Allahü teâlânın size kıyamet gününde vereceği nimetlerdendir." º º º İbni Abbas hazretleri anlatır:
Gayet güzel yüzlü bir yahudi vardı. Resulullahın sohbetlerinde devamlı bulunurdu. Bir gün Resulullah o yahudiye, senin gibi güzel yüzle bir kimsenin Cehennemde yanmasına acıyorum, buyurdu.
Yahudi, ben dinimi başka biri için terk etmem, dedi. O yahudi yine bir gün Resulullahın sohbetine gelmişti. Resulullah hurilerden bahseden ve meal-i şerifi (Onlar için, iri gözlü (güzel yüzlü) huriler de var. Gün görmemiş inci misali) olan Vakı''a suresi 22, 23''üncü ayet-i kerimelerini okudu.
O yahudi, ya Resulallah, o hurilerden biri için bana kefil olur musun, dedi. "Birine değil, yetmişine birden kefil olurum" buyurdu. Yahudi iman edip müslüman oldu. İslamiyyetin emrlerine gayet iyi uydu. Sonra da vefat etti.
Resulullah cenaze namazını kıldırdı. Kabre koydu ve kabrinin içine inip uzun müddet kaldı. Kabirden çıktıktan sonra, kabre çok huri geldi, buyurdu.
º º º Rafi'' bin Hadic şöyle anlatmıştır: Bir gün Resulullah efendimizin huzuruna gitmiştim. Yanında bir kişi et pişiriyordu. Et hoşuma gitti. Bir parça, alıp yedim. Bir sene boyunca karnım ağrıdı. Bu hali Resulullaha anlattım. Onda, yedi kişinin hakkı vardı, buyurdu. Sonra mübarek eliyle karnımı sığadı. Onu Peygamber olarak gönderen Allah hakkı için o ağrı geçti ve bir daha hiç karnım ağrımadı. Yarın: Bitmeyen hurmalar...

