Kaydet
a- | +A

Dün bahsettiğim "Dünyayı Aldatanlar" kitabında, psikiyatrist Sayın Sefa Saygılı''nın Mehdilik iddiasında bulunanlarla ilgili de enteresan tespitleri var. Gerçekten de bu Mehdilik, Müceddidlik, iddiaları asırlardır, Müslümanların kafasını karıştırmış, çok kimsenin dinimizin bildirdiği ana yoldan çıkmalarına sebep olmuştur. Günümüzde bile sadece İstanbul''da Mehdilik, Müceddidlik iddiasında bulunan yirmiden fazla insan bulunmaktadır.

Sayın Saygılı''nın kitabını okumadan önce, bazı özel maksatlılar hariç bu tür iddiada bulunanları; dini istismar ederek köşe dönmek isteyen zavallı kimseler zannederdim. Sayın Saygılı mesleği itibariyle konuya farklı açıdan bakmakta; bu tür iddia sahiplerinin ruhen hasta kimseler olduğu gerçeğini vurgulamaktadır: Bazı psikiyatrik hastalıklarda muhakeme melekesi bozulur ve hezeyanlar ortaya çıkar. Gerçeğe uymayan düşüncelere, hadiselere inanmak demek olan hezeyanlar, hastanın içinde bulunduğu çevre ve kültür ile paralel bir muhteva kazanır. Sözgelimi Fransa''da sık sık kendini Napolyon zanneden akıl hastalarına rastlanması bu yüzdendir. Dini bilgisi olan çevrelerde ise, en sık "Mehdilik" hezeyanı görülür. Aslında akıl hastanelerinde bu kabil hastalar pek çoktur. Eğer hasta şizofren ise herkes rahatsızlığının farkına vardığı ve hastaneye yatırıldığı için kimse zarar görmez. Fakat paranoya dediğimiz akıl hastalığı bu açıdan çok ilginçtir ve bunları ancak bir psikiyatrist ciddi bir incelemeden sonra anlayabilir. Tarih bu tiplerin örnekleriyle doludur. Bu tip yalancı mehdileri teşhis edip aldanmamak için "mistik paranoya" denilen akıl hastalığını bilmek gerekir. Paranoyanın tek klinik belirtisi sarsılmaz, sistemli ve hiçbir delille, izahla değişmeyen müzmin hezeyandır. Paranoyaklar zekidirler. Zeka seviyeleri (IQ) yüksektir. Ve bu hastalar ekseriya zekaları ile uygun ölçüde hayatta başarı elde edememiş kişilerdir. Uydurduğu masala çoğu zaman kendi de inanır ve çevresinin inanmasını da ister. Kendilerini "kurtarıcı" "uyarıcı", kabul ederler. Bu kabil hastaların, yeterli dini bilgisi olmayan kimseleri toplayıp mezhep ve tarikat kurduğu bile görülür. Paranoyakları, ahir zamanda geleceği hadis-i şeriflerle bildirilen hakiki İslam tebliğcisinden (Hz. Mehdi''den) ayıran pek çok fark vardır: Sahte mehdilerin en belirgin farkları mağrur, kibirli, kendilerine aşırı güvenen, geçmişi inkar, insanlarla alaylı ve kinayeli konuşma özellikleridir. Paranoyaklar, tavsiye ve telkini hiçbir zaman dikkate almazlar. En akıllı, en üstün kendileridir. Her olayı, her tavrı hezeyanına yarayacak şekilde yorumlarlar. Yeni bir durumla karşılaştıklarında durumun tümünü göz önüne almaksızın, dar bir açıdan, beklentilerini tasdik edecek veriler bulmaya girişirler. Vardıkları sonuç başlangıçta istediklerinin aynısıdır. Mehdi olduklarını ilk başta gizlerler. Fakat uygun lisanla ağızları arandığında topuklarına kadar gevşedikleri, memnun bir ifade takındıkları gözlenir.

Paranoyak mehdiler, sathi bakışla kuvvetli dini yaşayışa sahip görünseler de, incelendiklerinde; dinin hükümlerini alt üst ettikleri, birçok farz ibadeti reddettikleri veya saptırdıkları halde, olmayan bazı ibadet türlerini ortaya çıkardıkları görülür. Geçmişi reddedip, kendilerine göre, yeni bir inanç sistemi kurarlar. İnkar yolu ile meydana getirdikleri boşluğu kendileri doldururlar. Maalesef, bunlara tedavi açısından hiçbir şey yapılamamakta ve ömür boyu hezeyanları sürmektedir. Bu tip kişilerin tuzaklarına düşmemek için bunların özelliklerini ve dinimizi doğru olarak bilmek şarttır. Cenab-ı Hak ölçüyü bildirmiş, "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer-9). ("Dünyayı Aldatanlar" kitabı, Türdav A.Ş, 511 61 62''den temin edilebilir) ...... NOT: Akşemseddin hazretlerini anma günü yarın, medfun bulunduğu Göynük''te yapılacaktır. Okuyucularımıza duyurulur.