İlgisiz, tepkisiz, duygusuz, vurdumduymaz bir toplum olma yolundayız... Kendini bilmez belli bir kesim, "bana bir şey olmasın da isterse dünya yıkılsın" anlayışında. Memleketin başına büyük bir felaket gelmiş, binlerce kimse ölmüş, sanayinin yüzde otuzunun bulunduğu bölgede fabrikalar çalışamaz hale gelmiş, ekonomi krize girmiş... Bu kesimi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Sanki, onlar aynı gemide değiller, aynı memlekette yaşamıyorlar.
Görmüşsünüzdür, bazı gazeteler sür manşetten verdi. Bazı sahil kesimlerinde depremin hemen ertesi günü eğlence yerleri tıklım tıklım doluydu. Fotoğraflara bakıyorsunuz; hepsi yarı çıplak, sarmaş dolaş, çoğu sarhoş; ayakta duracak halleri kalmamış. Yine sanat dünyasının tanınmış isimleri deprem sonrası kokain âlemlerinde basılıyor; millet yasta onlar âlemde...
Memleketin büyük bir bölümünde, millet sokakta, yağmur altında, çamur içinde perişan halde... Bunların umurunda değil. Sanki, hiçbir şey olmamış; memleket güllük gülistanlık içinde! Nerede kaldı tasada kıvançta birlik?
Bir kesimde, olanlardan ibret alacağına, yaşayışında, düşüncesinde hiçbir toparlanma yok. " Ölen ölmüş kalan sağlar bizimdir" düşüncesinde. Hatta, bazıları daha da ileri gidip, haşa, Allah''a kafa tutuyor. "Bu felaketi bize nasıl gönderirsin!" diye.
Velhasıl, insanlığımızı unutmuşuz; acayip bir haldeyiz toplum olarak. Halbuki Yüce Allah insanı en şerefli mahluk olarak yarattı. İnsan, bu şerefi muhafaza ettiği oranda insandır... Yüce Allah''a isyanla, ona kafa tutmakla nereye varılacak?
Geçmişte bunları deneyenlerin başlarına gelenleri kitaplardan öğreniyoruz. Kur''an-ı kerimde bunların kıssaları anlatılıyor. Nice kavimler olanlardan ders almayıp isyana devam etmeleri sebebi ile yok edilmişler.
Bir Allah dostunun asırlar önce sanki günümüz insanları için verilmiş bir nasihatini sunmak istiyorum sizlere bugün.
İslam büyüklerinden İbrahim Edhem hazretlerine, birisi gelip nasihat ister. Bu mübarek zat da buyurur ki: Evladım, şu altı şeyi kabul edersen, hiçbir işin sana zarar vermez: 1- Günah işleyeceğin, Yüce Allaha asi olacağın vakit, O''nun rızkını yeme! Rızkını yiyip de, O''na isyan etmek, doğru olur mu?
2 -Yüce Allah''a isyan edeceğin zaman, Onun mülkünden çık! Mülkünde olup da, O''na isyan etmek, layık olur mu?
3 -O''na isyan edip günah işleyeceğin zaman, gördüğü yerde günah işleme! Görmediği bir yerde yap! O''nun mülkünde olup, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah yapmak, uygun değildir.
4- Can alıcı melek, ruhunu almaya geldiği zaman, tövbe edinceye kadar izin iste! O meleği kovamazsın. Kudretin var iken, o gelmeden önce tövbe et! O da, bu saattir. Zira, ölüm ani gelir.
5 - Mezarda, iki melek, sual için geldikleri vakit, onları kov, seni imtihan etmesinler!
Soran kimse dedi ki, "Buna imkan yoktur". Öyle ise, şimdiden onlara cevab hazırla!
6- Kıyamet günü Allahü teâlâ "Günahı olanlar, bana asi olanlar, Cehenneme gitsin!" diye emir edince, ben gitmem de!
Soran kimse dedi ki, "Bu sözümü dinlemezler". Öyleyse şimdiden günah işlememeye bak!..
Evladım! Cenab-ı Hakkın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yok. İbadet yapmamızın, haramlardan kaçmamızın faydası yine bize... Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: "Önce gelenleriniz, sonra gelenleriniz; küçüğünüz, büyüğünüz; dirileriniz, ölüleriniz; insanlarınız, cinleriniz; en mütteki, itaatli kulum gibi olsanız, büyüklüğüm artmaz.
Aksine olarak, hepiniz, bana karşı duran, Peygamberlerimi "aleyhimüsselam" aşağı gören, düşmanım gibi olsanız, büyüklüğümden bir şey eksilmez. Allahü teâlâ, sizden ganidir, Ona hiçbiriniz lazım değildir. Siz ise, var olmanız için ve varlıkta kalabilmeniz için ve her şeyinizle, hep O''na muhtacsınız". Evladım! Gördüğünüz gözler, işittiğiniz kulaklar, duygu edindiğiniz organlar, düşündüğünüz zekâlar, kullandığınız eller ve ayaklar, geçeceğiniz bütün yollar, girip çıktığınız bütün mahaller, hulâsa, rûh ve cesedinize bağlı bütün âletler, sistemler, hepsi ve hepsi, Allahü teâlânın mülk ve mahlûkudur.
O, hayy ve kayyûmdur. Yani, görür, bilir, işitir ve her var olan şeyi, her ân varlıkta durdurmaktadır. Hepsinin idaresinden, hallerinden bir ân gâfil olmaz. Emirlerine uymayanların cezasını vermekten de, âciz kalmaz. "imhâl eder; ihmâl etmez!" Yani, ceza vermeyi geciktirir fakat, ihmal etmez. (Bu nasihatler yarın da devam edecek)

