Resulullah Halid bin Velidi, Eshabdan bir cemaat ile Tebük''ten Dumdetül-Cendel''e gönderdi. Dumdetül-Cendel''in reisi olan Ekidir, nasrani idi. Onun ile harb edeceklerdi. Halid bin Velid, ya Resulallah, biz düşman memleketindeyiz. Kuvvetimiz de çok az, halimiz nice olur, dedi.
Bunun üzerine Resulullah, "O bir dağ sığırını avlamakla meşgul iken, Allahü teâlâ seni ona karşı galib kılar " buyurdu. Halid bin Velid mehtablı bir gecede, Ekidir''in hisarına ulaştı.
Ekidir hanımıyla hisarın damında çalgı çaldırıp, şarap içiyordu. Bir şarkıcı kadın da şarkı söylüyordu. Halid bin Velid bir yere gizlenmişti ve onları görüyordu. O sırada baktı ki iki dağ sığırı birbiriyle oynaşarak hisarın kapısına geldiler. Boynuzlarıyla kapıya vurdular. Şarkıcı kadın Ekidir''e onları göstererek hiç böyle av gördün mü, onları kaçırma, dedi. Ekidir atının hazırlanmasını emretti. Yanına kardeşi Hassan''ı ve birkaç adamını alarak, hisardan dışarı çıktı. Kadınlar da peşlerinden çıktı. Halid bin Velid üzerlerine hücum etti. Hassan''ı öldürdü. Ekidir''i esir aldı. Diğerleri kaçıp hisara girdiler. * * * Beni Sa''d kabilesinden bir genç şöyle anlatmıştır:
Resulullah Eshab-ı kiramdan altı kişiyle Tebük''te bir yerde oturuyordu. Yanlarına gittim. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah, diyerek müslüman oldum.
Resulullah bana; ebedi saadete kavuştun, buyurdu. Sonra Bilal-i Habeşi''den yiyecek istedi. Hazret-i Bilal de deriden bir sofra serdi. Dağarcıktan yağ ile hazırlanmış bir miktar hurma çıkardı. Hepimiz o hurmadan yedik ve doyduk. Ya Resulallah (sallallahü aleyhi ve sellem) Müslüman olmadan önce, ben bu kadar hurmayı tek başıma yerdim, yine de doymazdım, dedim.
Resulullah, "Kâfir yedi bağırsağına yer. Mü''min ise bir bağırsağına yer" buyurdu.
Bir başka gün kuşluk vakti yemeği ve islamiyete olan yakinimin artması için, yine Resulullahın huzuruna gittim. Resulullah on kişiyle birlikte oturuyordu. Bilal-i Habeşi''den yiyecek istedi. O da dağarcıktan bir avuç hurma çıkardı. Resulullah, hurmaların hepsini çıkar, Allahü teâlâ herkesin rızkına kefildir, ümitsiz olma, buyurdu.
Bilal-i Habeşi dağarcıktaki hurmaların hepsini çıkardı. İki müd kadardı. [Bir müd, iki avuç dolusu miktardır.] Resulullah mubarek elini hurmaların üzerine koydu ve Bismillah diyerek, yiyiniz buyurdu. Herkes yedi, ben de yidim. Ben o kadar çok yedim ve doydum ki, artık bir hurma yiyecek mecalim kalmadı. Yerdeki yaygı üzerinde Bilal-i Habeşi''nin koyduğu kadar hurma aynen duruyordu.
Üç gün daha o hurmadan kalanı yedik. Sonra Bilal-i Habeşi koyduğu kadar hurmayı tekrar dağarcığına doldurdu. Bende, islamiyyetin hak din olduğuna dair tam bir inanç ve yakin hasıl oldu. * * * Resulullah Tebük''te iken buyurdu ki: Allahü teâlâ bana, İran''ın ve Bizans''ın hazineleri ile, Hımyer''in meliklerinin, Allah yolunda cihada yardımcı olacaklarını müjdeledi. Medine''ye döndükten sonra Hımyer melikinin bir elçisi geldi. Müşrikliği bırakıp müslüman olduklarını bildirdi.
Yarın: Rahata kavuştular...

