Bir gün Resulullahın yanına iki gözü âmâ bir kimse gelip; "Ya Resulallah! Dua et, gözlerim açılsın" dedi. Efendimiz, merhamet buyurup; kusursuz bir abdest almasını, sonra;
"Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim peygamberim hazret-i Muhammed! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! O''nun hürmetine duamı kabul et" duasını okumasını söyledi.
Adam, abdest alıp dua edince, gözleri açıldı. Bu duayı müslümanlar, her zaman okumuşlar ve dileklerine kavuşmuşlardır. Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip boş kabı geri gönderdi. Allahü teâlânın kudreti ile, kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek; "Ya Resulallah! Günahım nedir?" Hediyemi niçin kabul etmediniz?" dedi. "Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir" buyurdu.
Kadın sevinerek, balı evine götürdü. Çoluk-çocuğu ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka kaba koydular. Oradan yiyerek bitirdiler. Bunu Resulullah''a haber verdiler. "Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi" buyurdu. Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmü Hiram ismindeki hanımın gazada bulunacağını haber verdi. Hazret-i Osman halife iken müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler. Bu hanım da beraber idi. Orada şehid oldu. Hazret-i Muaviye''ye; "Bir gün ümmetimin üzerine hakim olursan, iyilik yapanları mükafatlandır! Kötülük edenleri de affeyle!" buyurdu.
Hazret-i Muaviye, hazret-i Ömer ve hazret-i Osman zamanlarında Şam''da yirmi senelik valilik, sonra yirmi sene de halifelik yaptı. Abdullah ibni Abbas''ın annesine bakıp; "Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman bana getir!" buyurdu. Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezan ve ikamet okudu. İsmini Abdullah koyup, annesinin kucağına verdi; "Halifelerin babasını al, götür!" buyurdu. Çocuğun babası olan hazret-i Abbas, bunu işitip, gelip sorunca; "Evet, böyle söyledim. Bu çocuk halifelerin babasıdır. Onlar arasında Seffah, Mehdi ve İsa aleyhisselamla namaz kılan bir kimse bulunacaktır" buyurdu. Abbasi devletinin başına çok halifeler geldi. Bunların hepsi Abdullah bin Abbas''ın soyundan oldu. Amcasının oğlu Abdullah bin Abbas''ın alnına mübarek elini koyup; "Ya Rabbi! Bunu dinde derin alim yap, hikmet sahibi eyle! Kur''an-ı kerimin bilgilerini kendisine ihsan eyle!" buyurdu.
Abdullah bin Abbas, bundan sonra bütün ilimlerde ve bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh bilgilerinde zamanın bir tanesi oldu. Sahabe ve Tabiin her şeyi bundan öğrenirdi. Tercüman-ül-Kur''an, Bahr-ül-ilim ve Reis-ül-münfessirin isimleriyle meşhur oldu. İslam memleketleri bunun talebeleri ile doldu. Yarın: "Seni benden kim kurtarır?"

