Resulullahın en büyük mucizelerinden biri Kur''an-ı kerimdir. Gayba ait ve gelecekte olacak hadiseleri bildirmesi bakımından da mu''cizedir. Bunlardan bir kısmı vaki olmuştur. Bir kısmı da şüphesiz vuku bulacaktır. Kur''an-ı kerimin mu''cize yönlerinden biri de kıyamete kadar korunmasıdır. Allahü teala [Hicr suresi 9''uncu ayetinde mealen] (Doğrusu, kitabı [Kur''an-ı kerimi] biz indirdik, onun koruyucusu elbette biziz) buyurdu. Kur''an-ı kerim, tahrif edilmeden ve değiştirilmeden gelmiştir. Nice mülhidler ve müşrikler ve bilhassa Karamita fırkası onu değiştirmek için uğraşmışlardır. Bir kelimesini ve bir harfini dahi değiştirememişlerdir. Kıyamete kadar da değiştirilemeyecektir. Kur''an-ı kerimin icaz yönlerinden biri de pek çok mu''arızı olmasına rağmen, asırlarca değiştirilmekten korunması, beşer takımının dışında olmasıdır. Gizli haber vermesi, münafıkların ve ehl-i kitabın gizlediği şeyleri haber vermesi de Kur''an-ı kerimin i''cazındandır. Kur''an-ı kerimin mucize yönlerinden biri de şudur: Onu okuyanları ve dinleyenleri bir heybet ve ürperti kaplar.
Nakledilmişdir ki, birgün Utbe bin Rebia, Resulullaha, ya Muhammed, senin getirdiğin din, kavminin dinine muhaliftir, dedi. Resulullah ona, Fussilet suresinden, Ad ve Semud kavminin helak edilişlerini bildiren ayet-i kerimeleri sonuna kadar okudu.
Utbe bin Rebia dayanamadı, heybete kapılıp, elini Resullahın mübarek ağzına doğru uzatıp, yemin vererek okumayı bırak, dedi.
Şöyle de rivayet edilmiştir. Resulullah Fussilet suresini okurken, Utbe kafası elleri arasında olduğu halde dinliyordu. Secde ayeti gelince, Resulullah secde yaptı. Utbe ne yaptığını anlamadı ve oradan ayrılıp evine gitti. Halbuki müşrikler Utbe''yi dinlemek üzere bekliyorlardı. Gelmeyince, evine gidip kapısına toplandılar. Utbe onlardan özür dileyip, vallahi Muhammed benimle öyle bir kelamla söyleşti ki, bana öyle bir şey okudu ki, asla öyle bir kelam işitmedim. Cevap vermekten aciz kaldım, ne diyeceğimi bilemedim, dedi. Edebiyatta meşhur olan pekçok kimse, muaraza için Resulullaha gelmişti. Kendilerini bir heybet ve korku kaplamış ve muarazadan, karşı gelmekten vazgeçmişlerdir. O zamanın meşhur edebiyatçılarından olan İbni Mukni, Kur''an-ı kerimin benzeri bir söz tertip etmek istedi.
Bu işe başladığı sırada bir çocuk, Kur''an-ı keriminin Hud suresi 44''üncü ayetini okudu. İbni Mukni'' bu ayet-i kerimeyi işitince, ayet-i kerimedeki belagat karşısında hayrete düştü. Hemen gidip, Kur''an-ı kerime karşı yazdığı sözleri yırtıp attı. Kesinlikle anladım ki, Kur''an-ı kerim insan sözü değildir, dedi.
Endülüs''ün meşhur edebiyatçılarından Yahya bin Gazale İhlas suresinin benzerini yazmak istedi. Kendisini öyle bir heybet ve rikkat kapladı ki, hemen tövbe edip, bu işten vazgeçti. Yarın: "Kur''an-ı kerimi sadece Resulullah anladı!"

