İslam âleminde "Dinde reform" düşüncesi 18. asırda gündeme getirildi. Hıristiyan ülkeler özellikle İngiltere, asırlardır yaptıkları mücadelede kaba kuvvetle "Haçlı Seferleriyle" bir yere varamayacaklarını anlayınca, reform fitnesini soktular Müslümanlar arasına. Elde ettikleri veya el altından destek verdikleri; Kursavi, Ş.Mercani, Musa Carullah, Abduh, Reşid Rıza, Efgani, Hasan el Benna, S.Kutup, Mevdudi, Hamidullah gibi kimselerle reformu, yenilikleri devamlı gündeme getirdiler. (Herkes tarafından bilindiği için bunların günümüzdeki uzantılarını yazmaya lüzum görmedim.) Şunu tespit etmişlerdi: "İslamda birliği sağlayan; âlimler, mezhepler ve bunların yazdıkları temel fıkıh kitaplarıdır. Bunlar devre dışı bırakılmadıkça netice almak mümkün!"
Son zamanlarda yine aynı maksatla gündeme getirilen, "Dinde yenileme, hurafelerden temizleme" yaygarası ile yapılmak istenen dinde reform hareketidir. Tepki görmesin diye bu kılıfta sunuluyor. "Reform" nedir, ne değildir? Buna bir bakalım: Reform, ıslah etmek, bozulmuş bir şeyi düzelterek, eskiyi doğru haline getirmek demektir. Hıristiyanlık bozulduğu için reform yapıldı. Müslümanlık bozulmadığı için böyle bir hareket dini bozmak olur. İslamiyet her çağa uygundur, reforma ihtiyacı yoktur.
Şunun bunun adına, menfaat adına konuşmayan herkes bunun öyle olduğunu bilmektedir. Bir zamanlar komünizmin fikir babası meşhur fikir adamı Roger Garaudy "Niçin İslamı seçtiniz? Sorusuna: "İslamı seçmekle çağı seçtim" şeklinde cevap verdikten sonra şöyle devam ediyor: "İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. İslam dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar zamana göre tahrif edildi. Kur''an-ı kerim ise, indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O, zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça o gençleşti. Bu, çağlar üstü bir olaydır." İslam çağa uymuyor diye reform yapmak isteyenler, bilerek veya bilmeyerek İslamın yıkılmasına yardım etmektedirler. Reform yapmak isteyenlerin ortak özelliği, dinimizin temel fıkıh kitaplarını kabul etmemek, doğrudan Kur''an-ı kerimden hüküm çıkarılmasını savunmaktır.
Halbuki, İslamiyetin bozulmadan bugüne gelmesini sağlayan bu temel fıkıh kitaplarımız, Resûlullahın sözlerini ve Eshab-ı kiramdan gelen haberleri bildirmektedirler. Hepsi, en yetkili, yüksek âlimler tarafından yazılmışlardır. Bütün İslam âlimlerince sözbirliği ile beğenilmiştir. Asırlar boyunca, hiçbirinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Fıkıh kitapları her çağın ihtiyacını karşılayacak kapasitede olduğu için değişikliğe lüzum yoktur. Değişiklik yapmak istiyenlerin esas maksadı fıkhı tamamen ortadan kaldırmaktır. Bu temel fıkıh kitaplarını her asrın modasına, gidişine göre değiştirmeye kalkışmak, her zaman için yeni bir din yapmak demek olur. Bu islam dininin hakikatine inanmamak manasına gelir. Maksat, İslamiyeti hurafelerden temizlemek ise, Ehl-i sünnet âlimlerinin temel kitaplarında hiçbir hurâfe yoktur. Din cahilleri arasında hurâfeler bulunur. Bunları temizlemek reform ile değil, "Ehl-i sünnet" kitaplarını yaymak, gençlere bunları öğretmekle olur.
Dinde reformcular, İslamiyetin Allah tarafından, Peygamber vasıtasıyla bildirilmiş bir din olduğuna inanmadıkları halde, milleti, koyun sürüsü gibi kendilerine bağlamak için, dine yer veriyorlar. Onlar inandıracak, fakat kendileri inanmayacaklar. Dini her gün yeni bir kalıba sokabilecekler. Dini kendi gayelerine alet edecekler. Bunlar dine değil din bunlara tâbi olacak. Böyle bir inanca din denilemeyeceğini aklı başında olan herkes bilir!..
Not: Dinde reform hakkında daha geniş bilgi sahibi olmak isteyenler, "Faideli Bilgiler" ve "İngiliz Casusunun İtirafları" kitaplarına başvurabilirler. (Hakikat Kitabevi- 0212 523 45 56)

