Kaydet
a- | +A

Resulullah efendimiz, bir gün kızı hazret-i Fatıma''nın evine uğrayıp durumlarını sordu. Hz. Fatıma; "Babacığım! Üç günden beri yavrularımla bir şey yiyip içmedik. Açlığa sabrediyoruz. Benimki mühim değil. Fakat Hasan ve Hüseyin''in durumu beni çok üzüyor" diye cevap verdi.

Bunun üzerine Server-i alem efendimiz; "Ey Fatıma! Canım kızım! Sen üç günden beri açsın. Ben ise dört gündür açım" buyurdular. Mübarek torunları Hz. Hasan ve Hüseyin''in aç olmalarına çok üzüldüler. Mahzun olarak ayrıldılar.

Çalışıp kazanarak mübarek torunlarına bir şeyler almak ve onları doyurmak için yola çıktılar. Medine''den dışarı çıktıkları sırada bir kuyu başında develerini sulamaya çalışan bir köylü gördüler.

Yanına yaklaşıp; "Ey arabi! Develerini ücretle sulatmak için birisine ihtiyacın var mı?" buyurdular. Köylü, "Evet. Ben de böyle birini arıyordum. İstersen gel, develerimi sula! Çektiğin her kova için üç hurma veririm" dedi.

Resulullah efendimiz kabul buyurup suyu çekmeğe başladılar. Dokuz kova çıkarmıştı ki, kovanın ipi birden kopuverdi ve kova kuyunun içinde kaldı. Bunu gören köylü, hiddetle yerinden kalkıp, Alemlerin efendisinin mübarek yüzüne eliyle vurmak talihsizliğinde bulundu.

Sonra sekiz kova suyun karşılığında yirmi dört hurma verdi. Buna oldukça üzülen sevgili Peygamberimiz, mübarek ellerini kuyuya uzattılar. İçindeki kovayı alıp kuyunun başına koydular ve oradan ayrıldılar.

Köylü, hayretinden dona kalmıştı! Eli bu kadar derin kuyunun dibine nasıl yetişmişti?!. Yoksa, bu zat, müslümanların Peygamberi mi idi? Bu düşünceler içinde hayrete düşen köylü; "O, hak Peygamberdir. İnandım!" dedi.

Biraz önce gösterdiği cür''ete, işlediği büyük cinayete pişman oldu. "İki cihan Serverine kalkan eller kesilmeli, kemikleri kırılmalıdır" diyerek bir eline kılıcını alıp, Peygamber efendimize vuran elin bileğine hızla indirdi... İstediği olmuştu.

Pek büyük bir acı duymuştu ama, artık kalbi rahattı. Kesilen elini diğer eline alıp, doğru Mescid-i Nebi''ye geldi. Eshab-ı kiramdan, Peygamberlerinin nerede olduğunu sordu. Kerimesine gittiğini bildirdiler. Hazret-i Fatıma''nın evini öğrenip gitti: O sırada Peygamber efendimiz, torunları hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin''i mübarek dizlerine oturtmuş getirdiği hurmaları yediriyordu. Köylü, yaptığı hatanın büyüklüğünü düşündükçe çıldıracak gibi oluyor, gözlerinden çeşme gibi yaşlar döküyordu.

Bu hal üzere hazret-i Fatıma''nın evine geldi ve kapıyı çaldı. İçerden Alemlerin Efendisi nur saçarak bir güneş gibi dışarı çıktılar. Köylü, Efendimizi görür görmez, "İnandım, sen Allah''ın Resulüsün! Yaptığıma pişman oldum, beni affet ya Resulallah!" diyerek yalvardı.

Sevgili Peygamberimiz; "Elini niçin kestin?" diye sorunca; "Mübarek yüzüne vuran bu eli taşımaktan haya ettiğim için!.. Canım sana feda olsun ya Resulallah!" dedi.

Merhamet deryası sevgili Peygamberimiz, köylünün elinden, kopuk eli alıp "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek, kanlar akan bileğine bitiştirdi. El, Allahü teâlânın izniyle, Peygamber efendimizin bir mucizesi olarak eski haline geldi. Allahü teâlâ her şeye kadirdir, her şeye gücü yeter. Yarın: Danyal aleyhisselamın rüya tabiri