Sevgili Peygamberimiz, Kabe-i şerifte iki rekat namaz kıldı... Sonra dışarı çıkıp korku içinde ne yapacaklarını şaşırmış haldeki müşriklere bir müddet baktı. Onlara, "Ey Kureyş cemaati! Şimdi, hakkınızda benim ne yapacağımı zannediyorsunuz!" buyurdular.
Onlar da; "Biz, senden hayır bekliyor, hayır ümid ediyoruz. Çünkü sen, kerim kardeşsin. Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşimizin oğlusun. Bize galip geldin! Senden iyilik umuyoruz" dediler.
Resul-i ekrem, onlara tebessüm buyurdular ve; "Benim halimle sizin haliniz, Yusuf''un (aleyhisselam) kardeşlerine söylediği gibi olacaktır. Onun gibi ben de; "Bugünden sonra günahınızı yüzlerinize vurmak suretiyle benim tarafımdan size, bir kınama ve ayıplama yoktur! Allahü teâlâ, sizi magfiret buyursun"" (Yusuf suresi: 92) diyorum. Gidiniz. Hürsünüz, serbestsiniz!" buyurdu.
Bu muazzam merhamet, katı kalbleri yumuşatmış, nefret halini muhabbete çevirmişti. Alemlerin efendisi, onları İslam''a davet edince, müslüman olmak için toplandılar.
Sevgili Peygamberimiz, peygamberliğini, Kureyşlilere bildirip ilk İslam''a davet ettiği Safa tepesine çıktı. Yine orada, büyük-küçük, kadın-erkek bütün Mekkelilerin bi''atını kabul etti.
Böylece Kureyşliler müslüman olarak, Eshab-ı kiram arasına katılmakla şereflendiler. Efendimiz, erkeklerle sözleştikten sonra, kadınlardan da bazı konularda söz alındı. Peygamber efendimizin huzurunda bulunan kadınlar, bunların hepsini kabul etti ve yalnız söz ile ahd ettiler.
Resulullah bunlara hayır dua etti ve aflarını diledi. Hz. Ebu Süfyan''ın hanımı ve Hz. Muaviye''nin annesi olan Hz. Hind bunların arasında ve hatta başları idi. Kadınlar namına o konuşmuştu.
Kadınların, Resûlullaha söz verdiklerini bildiren Mümtehine sûresindeki âyet-i kerime, Mekke şehrinin alındığı gün inmiştir.
Kötü huylar, kadınlarda, erkeklerden daha çok olduğundan, kadınlarla sözleşirken, erkeklerden daha fazla şart araya kondu. Allahü teâlânın emirlerini yapmış olmak için, bunlardan kaçınmak lâzım geldiği bildirildi. Allahü teâlâya şirk koşmamak, Peygamber efendimize isyan etmemek, hırsızlık yapmamak, iffet ve namusunu korumak, kız çocuklarını öldürmemek... bunlardandı.
Müslüman olan kadınların içinde öldürülecek kimselerin listesinde ismi bulunan hazret-i Ebu Süfyan''ın hanımı Hind de vardı. Fakat alemlere rahmet olan sevgili Peygamberimiz onu da bağışlamıştı.
Müslüman olan herkes evlerindeki bütün putları kırdılar. Çevre kabilelere askeri birlikler gönderilerek, oralardaki putlar da yerle bir edildi.
Böylece hakkın gelmesi ile batılın kökü kazındı. Merhamete kavuşanlar arasında, Ebu Cehil''in oğlu İkrime, hazret-i Hamza''yı şehid eden Hz. Vahşi gibi kimseler de vardı.
Bunlardan Hz. İkrime, Yermük muharebesinde şehid düşmüş; Hz. Vahşi de, Yemame savaşında Müseylemet-ül-Kezzab''ı öldürmüştü. Yarın: Huneyn Savaşı

