Kaydet
a- | +A

Bir süre önce, Ertuğrul Gazi''nin ve Osman Gazi''nin öğütleri bu köşede yayınlanmıştı. Türk- İslam kültürü üzerine çok geniş bir birikimi olan, Numan Ünal Ağabey''den, büyük hükümdar Timur Han ile ilgili Türkiye''de yayınlanmamış dökümanlar geldi.

Bilindiği üzere, Timur Han, Türk Dünyasının büyük şahsiyetlerinden biridir. Türk Dünyasında 15. ve 16. Yüzyıllarda ilim ve medeniyetin, yüksek derecede gelişmesi Timur Han''ın sayesinde olmuştur. Yüzlerce mütefekkir, Timur Han''ın sayesinde yetişmiştir. Batı tarihçileri bu büyük komutan hakkında, onun okuma, yazması olmayan, cahil barbar, kaba, birisi gibi tasvir ediyorlardı. Ancak Emir Timur''un gizli kalmış bir kitabı ortaya çıkınca tarihin bu yalanlarını alt üst etti. "Emir Timur''un Zafer Yolu" ismi ile basılma hazırlığı yapılan bu kitaptan, bazı hasletlerini kendi ifadesi ile sizlere aktarmak istiyorum. Timur Han kitabında diyor ki: "Allah''ın emirlerine dâima boyun eğdim, halkıma şefkat gösterdim. İslâma ait işleri daima günlük ve dünyevi işlerden üstün tuttum. Önce Allah''a ibadet ettim, sonra günlük işlere baktım. Allah''ın emirlerini, hayatım boyunca gözümün nuru, kalbimin şehadeti, güç ve kudretimin kaynağı bildim. Kimseye kin beslemedim. Herkese eşit, ciddi ve adil davrandım. Kimseyi başka birinden ayırmadım, zenginleri fakirlerden üstün tutmadım. Allah dostlarına hürmet gösterdim. Fakirlere çok ihsanda bulundum. Haklıyı haksızı ayırmada çok dikkatli davrandım; adaleti sağlamada bütün kabiliyet ve gücümü kullandım. Milletime merhamet gözüyle baktım. Herkesin yararına çalıştım. Kimseye zarar vermedim. Kimsenin kalbini kırmadım. Benden yardım isteyenleri geri çevirmedim. Her zaman doğruyu söyledim. Ömrüm boyunca herkese adil ve doğru davranmaya gayret gösterdim.Yalan ve yanlış söz söyleyenleri dinlemekten kaçındım. Kime ne söz verdimse yerine getirdim. Ahde vefa gösterdim, sözümü tuttum, kimseye hıyanet etmedim. Vaadlerinin üstünde duran padişahın adil hükümdar olacağını ve kimseye zulüm etmeyeceğini anladım. Kendimi Allah''ın bu zemindeki mülkünün koruyucusu olarak bildim. Allah''ın iradesinin dışında insanların hiçbirine zarar vermedim. Yüksek mertebedekileri ve garipleri de aynı tuttum. Kimseyi aşağılamadım; hakaret etmedim. İslâmın bayrağını daima yüksek tuttum ve imânı, İslâmı yaymanın kendi büyüklüğümün kudretli temeli olarak gördüm. Seyyidlere daima saygı ile davrandım. Âlimleri ve seyyidleri el üstünde tuttum. Bunları devamlı olarak toplantılarıma davet ettim. Onların dini meselelerde söylediklerini dikkatle dinleyip, uyguladım. Gösterdiğim sevgi ve şefkatten dolayı her kesimin gönlünü kazandım. İdareciler ancak merhametle ayakta kalabilir. Anladım ki padişah ne kadar affedici olursa halkın desteği o kadar artıyor. Şurası muhakkak ki, adil padişahın saltanat süresi uzar, zâlim padişahın saltanatı çabuk biter. Bunun için kendi güç ve kuvvetimi kaybetmemek için bir elimde adalet nurunu diğer elimde merhamet meşalesini sakladım. Seherde ikisi ile hayat yolumu aydınlattım. Kendime adaletli ve merhametli vezirler tâyin ettim. Vezirlerime, şayet bir kimseye adil davranmamışsam ânında beni ikâz etmelerini, bu davranışımı durdurmalarını emrettim. Vezirlerimin de kimsenin malına göz dikmemelerini söyledim. Allah, kullarından birine saltanatı layık görmüşse ona lütf etmiştir. Yaratıcının böyle bir lutfuna mazhar olmuş hükamdar da adil ve merhametli olmak zorundadır. Hükümdar böyle hareket ederse onun memleketinin güneşi yükselir ve batmaz. Ben bu prensiplere tahta geçtiğim andan itibaren adalet ve insaf ile tam uydum ve muvaffak oldum."