Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Sosyal medyadan yetişkinler de korunmalı!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Dijital devrim, insanlığı tarihin en büyük kitlesel deneyinin öznesi hâline getirildi!

Akıllı telefonların hayatımıza entegre olmasıyla başlayan bu süreç, bugün algoritmaların insan iradesini teslim aldığı küresel bir bağımlılık krizine dönüşerek milyarlarca insanı rehin alma evresine girdi.

Sosyal medya platformlarının sosyolojimize verdiği tahribat tartışılırken, dünya genelinde koruyucu politikaların neredeyse tamamı sadece çocuklara ve gençlere odaklanıyor!

Fransa, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkenin 15 yaş altı çocuklara getirdiği sosyal medya yasağı çalışmaları dijital dünyanın tehlikelerine karşı son derece doğru ancak eksik bir vizyondur.

Bu çözüldüğü zannedilen madalyonun görünmeyen öteki yüzünde algoritmik manipülasyonun, dezenformasyonun ve dopamin sarmalının pençesinde kıvranan yetişkin bir nüfus yer almaktadır nitekim. Yetişkinlerin zihinsel bütünlüğü, demokratik iradesi ve toplumsal sağlığı da en az çocuklarınki kadar büyük bir tehdit altındadır. Dolayısıyla sosyal medya düzenlemeleri, sadece çocukları koruma refleksinden çıkarılmalı, yetişkinleri de kapsayacak biçimde yapısal reformlara dönüştürülmelidir.

Sosyal medya platformları, son birkaç yıldır insan psikolojisinin en zayıf noktalarını istismar etmek üzere tasarlanmış "ikna edici teknolojiler" kullanıyor. Kumar makinelerindeki mantıkla çalışan "ekranı sonsuz kaydırma" (infinite scroll) mekanizması, yetişkin bireylerde de sürekli bir dopamin arayışı oluşturarak bir nevi bağımlılık oluşturuyor. Lakin meselenin en korkunç yanı da bugün iş gücünün ve toplumsal hayatın omurgasını oluşturan yetişkinler, kronik uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, tükenmişlik sendromu ve dijital bağımlılıkla boğuşan dev bir kitleye dönüşmüş durumda!

Yetişkinler arasındaki klinik depresyon ve anksiyete vakalarının tırmanışında, dijital mecralardaki "kusursuz hayat" illüzyonlarının oluşturduğu yetersizlik hissinin payı büyük. Güney Kore ve Japonya gibi dijitalleşmenin zirvede olduğu ülkelerde, yetişkin bireylerin sosyal izolasyona çekilmesi ve yalnızlık salgınının baş göstermesi, intihar vakalarının artması bu kontrolsüz kullanımın en somut, en korkunç psikolojik faturası olarak değerlendiriliyor.

Yeni algoritmalar, kullanıcıların ekranda kalma süresini artırmak için öfke, nefret ve korku gibi uç duyguları tetikleyen içerikleri öne çıkarıyor. Bu durum, yetişkin bireylerin radikalleşmesine, komplo teorilerine inanmasına ve kendi yankı odalarına hapsolmasına yol açıyor. Yetişkinlerin maruz kaldığı bu bilgi kirliliği ve dezenformasyon, demokrasiyi, sosyolojiyi, psikolojiyi ve sandık iradesini dahi sakatlayıp, toplumsal barışı ve huzuru tehdit ediyor.

Dünyadan örneklere bakıldığında, yetişkinleri de korumayı hedefleyen yasal çerçevelerin zorunluluğu daha net anlaşılabilir. Avrupa Birliği'nin yürürlüğe koyduğu “Dijital Hizmetler Yasası” (DSA), bu konuda atılmış en vizyoner adım olarak karşımıza çıkıyor. DSA, platformların algoritmik şeffaflık sağlamasını, dezenformasyonla mücadele etmesini ve kullanıcıları manipüle eden "karanlık tasarımların" yasaklanmasını şart koşuyor. Dolayısıyla bu yasa, sadece çocukları değil, milyonlarca yetişkin Avrupalı kullanıcıyı hedef amaçlı reklamların ve yapay zekâ güdümlü yönlendirmelerin yıkıcı etkilerinden korumayı amaçlıyor.

Benzer şekilde Fransa ve Almanya'da iş hayatı ile dijital dünya arasındaki çizgiyi korumak adına yetişkinlere yönelik "ulaşılamama hakkı" getirildi. Bu yasalar, mesai saatleri dışında iş iletişim ağlarına bakma zorunluluğunu ortadan kaldırarak yetişkinlerin dijital sömürüden korunmasına bir nevi hukuki güvence sağlandı.

Hemen altını çizelim ki Çin, yetişkinlerin oyun ve medya platformlarında harcadıkları süreyi ve finansal harcamaları sınırlandıran algoritma düzenlemelerini çoktan devreye sokan ve bu anlamda tedbirlerini alan belki de tek ülke olarak karşımıza çıkıyor.

Hasılı, sosyal medya platformlarının topluma dayattığı tehdit, yaş gruplarından bağımsız, evrensel bir krizdir. Devletlerin görevi, bireyleri sadece reşit olana kadar değil, hayatlarının her döneminde kontrolsüz teknolojilerin yıkıcı etkilerine karşı sosyo kültürel ve psikolojik anlamda korumak olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki dijital esaret altındaki yetişkinlerin inşa edeceği bir dünyada, çocukları korumak büsbütün imkânsız hâle gelecektir. Özgür ve sağlıklı bir toplum için yetişkin odaklı dijital düzenlemeler lüks değil artık kaçınılmaz bir zorunluluk ve dahi mecburiyettir.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.