Kaydet
a- | +A

Türk insanı geçmişi unutmakla suçlanıyor. Doğru değil, Türk insanına haksızlık ediliyor. GSM telefonların bilgi saklama özelliğini biliyorsunuz. Cevapsız aramaları da kaydediyor, cevap verilenleri de. Ama onun da bir kapasitesi var. 10 numaradan sonra geleni, ilk geleni iptal ederek kaydediyor. İnsan hafızası da sonuçta öyle bir şey. Hepsini kaydetmesi mümkün değil. Bir hafta içinde gündem 10 defa değişiyor. Beyin 10 hafıza kapasiteli ise, Türk insanı haftalık olaylarla yaşıyor demektir. Ertesi hafta, hafızaya yeni olaylar kaydetmek için geçen hafta başındakileri silmesi gerekiyor. Şimdi burada hafızayı ve hafızanın sahibini suçlamakla nereye varılabilir?.. Amerikalı''nın, Avrupalı''nın hafıza kapasitesi de bizimkinden farklı değil. O adamların gündemi her gün değişmiyor. Uzun vadeli plan ve program yapıyor ve hedefe öyle gidiyorlar. Son iki ayda yaşananları hafızada tutmak istesek; kapak atar. Boşaltıyoruz da, rahatlıyoruz. Tabii, bu kadar hızlı gündem değişmesi sistemi bozuyor, ekonomiyi içinden çıkılmaz hale getiriyor, siyasi ahlâkımızı felç ediyor ama hiç olmazsa sağlığımızı nispeten koruyoruz!..

ENFLASYON-FAİZ Ülkede tüketici enflasyonu yüzde 64.3 oldu. Faizler ise yüzde 125. Şimdi böyle bir ortamda sanayicinin yatırım yapmasını ve ticaretle uğraşmasını beklemek mümkün mü?.. Elbette mümkün değil. Yapıyorum, diyen de her an kayabilir!.. Reel faizlerin aşağı çekilmesi, enflasyonun düşürülmesi lâzım. IMF, Dünya Bankası, reyting şirketleri bunu söylüyor, sanayici bunu istiyor, iktidar onu yapmaya uğraşıyor. Fakat sistem, cıva gibi kayıyor. Tedbir para etmiyor. Türkiye''nin IMF ile mutlaka stand-by yapması gerekiyor. Adamların, "Krediyi veririz, parayı nerede kullandığınızı da denetleriz" demesi, ülkenin lehine. Siyasi koordinasyonsuzluk ve plânsızlık bu sistemi çalıştırmıyor. Hazine birisinde, Maliye diğerinde, Tarım bir başkasında. Tarıma verilen sübvansiyonlar, ekonominin başını ağrıtıyor. Esnaf ve sanayiciye verilen ama yerine gitmeyen krediler ekonomiyi kilitliyor. Kamu bankalarının ''görev zararı'' diye şık bir kelime ile süslenen açıkları Hazine''ye kambur üstüne kambur bindiriyor. Bu kadar dağınıklıkla nereye varılır?..

YÜZDE 25 Önümüzdeki sene enflasyonun yüzde 25 olacağı söyleniyor. İnanmak isterdik. Yüzde 25''i bulabilmek için acı reçeteye devâm edilmesi ve kemerlerin sıkılması gerekiyor. Koordinasyon yoksa nasıl başarılır?.. Ekonomi yönetiminin mutlaka bir elden yürütülmesi ve Hazine''nin yükünün azaltılması lâzım. Koalisyon hükümeti bunu yapamayacaksa, IMF''nin

bunu yapması gerekiyor. Onun için de stand-by anlaşmasının mutlaka ama mutlaka yapılması ve ekonomi yönetiminin bir elden yürütülmesi şart.

İşsizler ordusu Şu işe bakın. 200 bin yedeksubay adayından 70 bini bedelliye kayıt yaptırıyor. Geriye kalanlar işinden mi memnun değil. Hayır. Parasına mı kıyamıyor. Hayır. Hiç birisi değil. Bu adamlar işsiz, yahu, İşsiz. Adamın cebinde metelik yok. 200 bin üniversite mezununun 130 bini iş arıyor. Bu adamları iş güç sahibi yapamıyorsak, sokaktaki esnafa vergi salıyorsak, işler yolunda gitmiyor demektir. Uzakdoğu ülkelerini ayıplıyoruz ama adamlar, krizden de çıkıyor, ülkelerini de kalkındırıyor. Ekip çalışması içindeler. Bir karar almışlarsa, aslanlar gibi uyguluyorlar. Biz ne yapıyoruz?.. Birimizin yaptığını, öbürümüz bozuyor. Bu oyunun kuralları değiştirilmeli. İşsizlik başımıza çok büyük felâketler açar. İşsizlik başka, parasızlık daha başka. İnsanın meşgalesi yoksa kötü yola düşer, ülkeye problem olur. İşsizliğe mutlaka çare bulmalıyız. Gençlerimizin meşgalesi yoksa, akşam eve yorgun gelmiyorsa; enerjisini nerede boşaltacağını kimse bilemez. Gençleri bir şekilde meşgul etmeliyiz. Ağaç mı diktiririz, deprem bölgesinde mi görevlendiririz, ne yaparız bilemiyorum ama illa meşgale lâzım olduğunu biliyorum.

Hükümete tam not Hepimiz hükümete yükleniyoruz. Yiğidi öldür, hakkını yeme derler: Hükümet elinden geleni yapıyor. İyiniyetinden kimsenin şüphesi yok. Bundan dolayı tam not veriyoruz. Ancak, iyi niyetle her şey bitmiyor. İyi niyetin üzerine icraat da lâzım. Kamu arazilerinin parsellenip satılması veyahut da kamu arazisi üzerine işgal edilerek yapılmış gecekondulara ruhsat verip, para almak gündemde. Ayrıca esnaf, sanatkar yazı üstüne yazı gönderiyor. Matrahlar artırılsın, yeni vergi ödeyelim ve defterleri yakalım diyorlar. Bunların hepsi kaynak imkânı veren projeler. Hazine faizlerinin düşmesi yeni kaynaklara bağlı. Kaynak bulunmazsa, faizler daha da tırmanacak!.. Borçlanmaya yeni alternatif kaynaklar bulmak mecburiyetindeyiz. Napolyon''un para para para dediği gibi bugün Türkiye de para diyor. Biraz daha silkinirsek, para bulacağız. Yeter ki, silkeleyen olsun.

Boyner''den iki kitap Boyner Holding''e ait Beymen ve Çarşı mağazalarına girdiğimde, kitap reyonuna bakmak bende alışkanlık oldu. Boyner Holding Yayınları tarafından iki yeni kitap daha Türkçe''ye kazandırıldı. IBM, General Motors, Ford, Apple Computer gibi kuruluşların uygulamalarından örnekler verilen Güç Merkezli Yönetim kitabı, alınan kararların zamanında ve etkili bir şekilde nasıl uygulanabileceğini anlatıyor. Akıllı Örgüt ise, şirket kültürü içinde stratejik kararlar almayı ve sistem seviyesinde düşünmeyi öğretiyor. Diğer taraftan MESS''in yöneticilere kazandırdığı Yönetim Pusulası kitabı da, girişimci yöneticilik teorileri ve uygulamalarını birlikte sunuyor. Uzun dönemli hedeflerin bütünleştirilmesi ve işletmelerin kriz karşısında esneklik göstermesini teşvik eden kitap, yöneticilerin el kitabı olmaya aday bir eser.