Kaydet
a- | +A

Türk halkının tasarrufu, yabancılardan alınan borçlar, bankaların kullandığı kredi... hepsini üstüste koyun: 130 milyar dolar ediyor. Kayıt dışıyla birlikte GSMH''sı 350 milyar doları bulan Türkiye için bankalardaki bu para ekonomideki açıkların üstünü örtmüyor. Yorganı kamuya verseniz, özel sektör üşüyor. Özel sektöre vereyim deseniz; kamu krize giriyor. Bu durumda para pahalanıyor. Kim eline alsa, eli yanıyor. İşte kamu, işte özel sektör. Kamu sistemi bozdu. Özel sektör repo ve faiz geliriyle ayakta durmaya çalışıyor.

İşin esası unutuldu Enflasyonlu dönemde tüccar dövizle ithal ettiği ürünü TL ile satmayı, sonra da aldığı parayı tekrar döviz cinsinden değerlendirmeyi ve aradaki farkı kâr olarak cebine atmayı düşünüyor. Market yöneticisi, 4 ay vadeyle aldığı malı, 2 ayda nakde çevirip, parayı 2 ay da repoda değerlendirmenin hesabını yapıyor. Yani, onun külahını öbürüne giydirmeyi marifet sayıyor... Para politikalarına göre iş yapan sanayici, ithalatçı, ihracatçı ve tüccar... esas işi olan kalite, standart, şirket kültürü, geleceğe yönelik strateji ve müşteri memnuniyetini unut(muş)tu!..

Şimdi sistem değişiyor 2000 başında Stand-by anlaşması ile başlayan yeni dönemde sistemin değiştirilmesi hedefleniyor. İstikrar sağlanacak ve Türk bankalarındaki 130 milyar dolar civarındaki para, 500 milyar dolara çıkarılacak. Nasıl olacak da, 370 milyar dolar para artışı olacak?.. Bu sorunun cevabı gayet basit. Bugün dünyada 2 trilyon dolara yakın para dönüp, dolaşıp duruyor. Nerede istikrar varsa oraya gidiyor. Türkiye ekonomisi istikrarsızlıkla istikrar bulmaya çalıştı. Bazıları bu işten iyi para da kazandı. Ancak herkesin repodan çıkıp, dövize girmek... Dövizle alıp, TL ile satmak... Uzun vadeli borçlanıp, kısa vadede nakde çevirmek gibi cambazlıklarla uğraşmaya ve böyle bir riske girmeye tahammülü yok. Adam, ''İşimi yaparım, paramı kazanırım'' diyor. Yerden göğe kadar haklı. Bugün global dünya kalite ile uğraşıyor. Müşteri memnuniyeti, diyor. Bunu yapmak için de enflasyonun indirilmesini istiyor.

Neler olacak Türkiye şimdiye kadar ferdi kredileri pek tanımadı. Kredili ev, otomobil, beyaz eşya alan yok gibi. Şayet 3 sene içinde istikrar programı hedefini bulursa, vatandaş dişini sıkarsa; Ahmet Bey eşini koluna takıp, ''Şu evi almak istiyorum'' diyecek ve eve ipotek koyan banka, uzun vadeli borçlandırıp, Ahmet Bey''e evin tapusunu verecek. Ahmet Bey de kira öder gibi ev kredisi ödeyecek. Otomobil, beyaz eşya, bilgisayar hep böyle alınacak. Borcunu ödeyen malın sahibi olacak. Ödeyemezse banka geri alacak. Sigorta ve avukatların ekmeğine yağ sürecek olan bu sistem diğer ülkelerde olduğu gibi bizde de şıkır şıkır işleyecek. 370 milyar dolar para tüketici kredisi için işte böyle Türkiye''ye gelecek. Bugünlerde sistem ufak ufak işlemeye başladı ama herkes yüksek risk alıyor. Tüketici uzun vade ve düşük faiz istiyor. Banka, kısa vade ve yüksek faizde ısrar ediyor. İstikrar olmadığı için herkes korkuyor. İstikrar bu korkuyu ortadan kaldıracak tek alternatif. Hükümet başta olmak üzere hepimiz 370 milyar dolar ile bir avuç parası olan lobiler arasında bir tercih yapmak ve istikrar istemek mecbûriyetindeyiz.