Türkiye ekonomisi hızlı bir değişim yaşıyor. Siyaset yerinde sayıyor ama ekonomi rüzgar gibi esiyor. Kamu küçülüyor, bütçe açıkları azalıyor, telekomünikasyon fırtınalar estiriyor, sanayi start alıyor, bankalar yeni evliliklere gidiyor, enflasyon düşüyor... Siyasete değil, ekonomiye bakın. Geçmişte devletin ekonomik büyüklüğü siyasetçiyi şaşırttı. Yanlış sistem, siyaset yapanları yanlış adrese yönlendirdi. Başta enflasyon olmak üzere sistem canavarlaştı. Eski sistem yıkılıyor. Canavar ölmeden önce meydana getirdiği çocuklarını da yiyecek. 3 sene sonra eski siyasetçiler, dinozorlar kalmayacak. Onun için diyorum; siyaseti bırakın, ekonomiye bakın!..
GSM İhalesi GSM İhalesine giren 4 konsorsiyum, fiyat fazla, diye çekildi. Önümüzdeki günler (dikkat edin, seneler demiyorum!) telekomünikasyon ve internet yılı olacak. Ekonominin adı bile değişti ve ''yeni ekonomi'' deniliyor. Birinci ihaleyi alan İş Bankası 3-5 ayda alt yapısını kurup, sistemi işletecek ve abone sayısını arttıracak. GSM''nin önemi önümüzdeki günlerde daha çok anlaşılacak ve 2 milyar 525 milyon doların üstünde bir fiyatla müşteri bulacak. GSM şebekesinin piyasa değeri 3-5''lerden çıktı 20 kat artışlarla ifade edilir oldu.
Banka kredisi Bankalar belki 6''ncı ayın sonuna kadar, daha önceki senelerde aldıkları bonolardan kâr edeceğe benziyor. Kamunun borçlanma ihtiyacı azalıyor. Bono ve tahvil faizleri düştü. Şimdi bankaların topladıkları mevduatı tüketiciye aktarmak için koşuşturacağı bir dönem başladı. Otomobil, ev, beyaz eşya başta olmak üzere bir çok tüketim maddesine bankalar kredi yağdırıyor. Otomobile ipotek koyup, krediyi verecek. Kefil alıp, buzdolabını, çamaşır makinenizi evinize bırakacak. Bu sistem, avukatlara yeni iş sahası açacak ve sigorta sistemi ekonominin gelişmesi için lokomotif görevi yapacak. Amerika ne ise, Türkiye de o olacak. Bugün ABD ekonomisinin temeli sigorta, taşıyıcı kolonları da avukatlardır.
Yabancı kredi Türkiye şimdiye kadar hep kredi sıkıntısı çekti. Bundan sonra ise gelen kredileri nerede kullanacağının şaşkınlığını yaşayacak. Borsa''ya girmek için şirketler adeta yarışıyor. Döviz kredisi vermeyen bankalar bugün sanayicinin kapısına gidiyor. Parasını fonlara yönlendiren yatırımcı kazanıyor. Bütün bu gelişmeler istikrarın ve AB''ye girmemizin yakında olduğunu müjdeliyor. "Yahu, elin memleketinde başbakanın kim olduğunu bile bilmezler" diye sızlandığımız ve siyasetin yoğun baskısından bunaldığımız dönemler geride kalıyor. Herkes işini gücünü, gelirini ve evinin geçimini düşünmeye başlıyor. Siyasetçinin kafamızda boza pişirmesi artık gerilerde kalıyor. Tekrar söylüyorum: Siyasete değil, ekonomiye bakın. Not: Süleyman Demirel ile halef-selefliği Afyon Lisesi sıralarından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşıyan Ahmet Necdet Sezer''e hayırlı olsun der, her iki lidere uzun ömür dilerim.

