Kaydet
a- | +A

Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında "hava limanlarını" görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları "kızkulesi" diye sızlamasının?..

Kızkulesi,,, mıknatısındır;

Seni bana bağlı kılan!..

*

Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi?..

Duyuyor musun, soğuğu?..

Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun?..

Hadi, dokun sesime!.. Tut, nefesimi; ve oğuştur, ısıt ellerini!..

*

Savrulurken dalgaların arasında;

Ne altından geçsin "Hüdâyi yolu", ne üstünden...

Sen de geçme;

Koy gönlünü, huzûra!..

*

Ben... Aşka kılıf aramam!..

.....

Kendimden ve zamandan ve mekândan çaldığım bir ödülse bu sevda;

Saplarım yüreğime...

Sen kanarsın içimde!..

*

Senden ve benden bile aldığım bir ödül isen eğer; saplanırsın içime!..

Kılıfın "ben" olurum...

Aşka kılıf aranmaz!..

*

Şimdi, ben... Çatlamış dudağıyla yalvarırken tarlalar, içindeki çiçekler bükerlerken boynunu... Elbette rüyalarınım senin...

Her gece kim ağlıyor karanlığın içinde; kederlenen toprağa, içini süzen bulut gibi?..

*

Biliyor musun; dibi kayalık bile olsa, "huzur'dan gelip huzûra giden" yolun kıyısındaki şu garip Kızkulesi, kız kulesidir; seni bana mahkûm eden!..

*

Söyledik ya... Dedik ya; aşka kılıf aranmaaz!

Ne çaldı isen benden; hediyem olsun...

Sen... Yüreğimde saplı kal;

Başka talebim olmaz!..