Kaydet
a- | +A

Bu gün... Bir tek gülücük gönder bana; Sıcacık olsun! ..... Bir gülüse dilenmek ile tanıstığım bugün; bir tek gülücük gönder ki bana. Bari bugün üsümeyeyim! § Bu gün... Bir tek gülücük gönder bana. Avucuma koyarken gülüsünü, sıcacık; tanımaya çalısmayacağım seni, senin beni bildiğin kadar. Söz, sormayacağım; ismin ne, kimsin ve neredensin?.. Belki... Belki sadece tutunacağım bakıslarına, savrulmamak için! Ve bil ki soracağım sadece; "Ne istersin benden, gülüsüne karsılık?.." § Bu gün, bir gülücük gönder bana; sıcacık olsun... Bu gün "sevdiğin insanların" isimlerini getir hatırına; aralarında ismim olsun!.. Bugün, bulutlara dolanmıs iplerini çöz kalbimin... Ve altın bir kelebek gibi, ellerinle tak saçlarına!.. § Hadi... Hadi bir tek gülüsünü gönder bana bugün... Ve eğer hiçbirine mecali yoksa gönlünün; bari çok sevdiklerini hatırla ve aralarında ismim olsun!.. Bari, sadece sevdiklerini hatırla, aralarında ismim olan... ..... Yahut; Sevenlerini hatırla, yani seni sevenleri; Ki adım, var elbette onların arasında!..

Kıl!.. ''Gel buraya!..'' Dedem her zaman böyle paylar, azarlar gibi seslenmezdi bana... O yüzden bir taraftan düsünüyordum; acaba ne oldu?.. Acaba bir hata mı yaptım, birine yanlıs bir söz mü söyledim?.. Dedemin benimle, hatta bizim hepimizle ilgili her seyden anında haberdar olacağına inanırdım o zamanlar... O zamanlar inanırdım da simdi inanmıyor muyum sanki?.. Elbette olurdu!.. Nasıl yapardı bilmem ama, her sıkıntımızı bilir, öğrenir ve bize bir seyler anlatıp, yol gösterirdi... ..... Karsısında durduğumda tedirgindim iste bugün... Çünkü biraz rüzgarlıydı sesi ve gözlerinde buzdan pırıltılar vardı... Ne istediğini soramadım bile, sessizce bekledim karsısında... "Bu nedir?.." "Ne nedir, dede?.." "Bu nedir, bu elimde tuttuğum sey nedir?.." O zaman dikkatle baktım ki, suratıma doğru uzatmıs olduğu elinin iki parmağı arasında bir sey vardı... Neydi bu? İplik mi, saç mı, öyle bir seydi galiba... Bir adım yaklasıp iyice baktım, ve; "Kıl, dedim... Kıl o!.." "Ne kılı?.." Neredeyse burnumu dedemin eline değdirecek kadar yaklastım bu defa ve; "Koyunun kılına benziyor. Dökülmüs olmalı..." "Gel benimle!" Beraber yürüdük, o önde ben hemen yanıbasında. Tahta kapıyı açtı ve sordu: "Bu nedir?.." Anlamıyordum neler olduğunu ama cevap verdim: "Koyun!.." "ªimdi bu koyunun bütün tüylerinin bugün döküldüğünü düsün... Neler olurdu öyle olsaydı?.." "Koyun üsür, hastalanırdı..." "Baska?.." "Yemek yemez, beslenemezdi." "Baska?.." "Sağmak için sütü kalmazdı..." "Baska?.." "Onu emzirecek kadar da sütü olmayacağından, kendi yavrusunu büyütemezdi..." "Baska?.." "Baska nedir, bilmiyorum dede... Bir gece ölürdü... Sonra onu çatağa attırırdın ve ölüsünü itler paylasırdı!.. Koyun moyun da kalmazdı?.." ..... "Yani sebep ne buna?.. Tüylerinin olmayısı, değil mi?.. Yani tek tek, bir bir, herbir kılının kendisinden ayrılmıs -dökülmüs- uzaklasmıs olması!.. Değil mii?" ..... "Ama ben bir suç islemedim ki dede, dedim. Benim hiçbir kabahatim olmadı.. Ben koyunun yanına bile gitmedim..." ..... Sert davrandığını anladı galiba. Azıcık sustu. Sonra basımı tutup göbeğine doğru yasladı... Ardından koca kütüğün üzerine oturup benimle yüzyüze geldi. "Biliyorum yavrum, dedi... Biliyorum ama, dünya hayatının kısacık olduğunu da biliyorum... O yüzden, birilerinin yaptığı yanlısları veya kasıtları gördükçe, hemen sana yeni bir seyler anlatmak için tutusuyor içim... Ki yarın senin de karsına çıkacak benzerleri. O zaman benden duyduğun bir tecrübe belki bir sıkıntını çözer, belki birilerinin "hayatını" kurtarır!.. ..... Sonra, gözpınarlarımda titreyen iki küçük damlayı sert parmak uçlarından beklenmeyecek bir yumusaklıkla silerek; "HERªEYE BİR BÜTÜN OLARAK BAKMAYA ALIª, dedi... Her seyin bir yeri vardır... Sen de durman gereken yerde duracaksın. Kıl bile olsan; unutma ki, bütünün bir parçasısın! Ve bütünün muhafazasında sorumluluğun var!.." ..... Ayağa kalkıp ciddilesti birden. Elini burnuma doğru uzatarak; "Bu nedir?.." diye bağırdı. Demin verdiğim cevabın aynısını söyleyemedim. "Sadece bir koyun kılı değil artık o, dedim... O kıl; BİR BÜTÜNÜN... HEM DE SORUMLULUK TAªIYAN BİR PARÇASIDIR!" Göz göze baktık ve sıcacık gülüstük.