Kaydet
a- | +A

Bazen gülümsemeyi unutuyor, ihmal ediyor veya etkisine inanmıyoruz. Sebebi ne olursa olsun; karşılaştığımız kişiler tarafından gülümseyen bir yüzle hatırlanmıyorsak, mesulü biziz. Daha da kötüsü; asık surat ve çatık kaşlarla toslaştığımız, asıl kendimiziz!..

*

Bana gülümseyen bir fotoğrafını yollasana, dedim. Biraz zaman geçti. Nihayet:

Küçükken gülümsüyormuşum ben, dedi!..

Fakat sanki sadece çocukluk resimlerim gülücüklü... Sonra bir dönem gelmiş, gülücüğüm solmuş... Ve bir daha da konmamış pembe kelebekler yüzüme...

Belki... Belki bir de; büyüyünce güleceğim sanırım...

Büyüyebilirsem!

*

Yok ama, dedim tam tersi. İyi dinle şu sözümü. Kulağın açık mı?

Büyürsem gülerim, değil;

Gülümsersen büyürsün!

Gülerken, güldükçe büyüyeceğine inan... Büyükler örnektir buna.

*

Kendimiz, kendimizi unutuyoruz çoğu zaman! Akıl etmiyoruz nasıl göründüğümüzü... Aynaların karşısındayız her dakika, ama görmüyoruz. Duvarlara asılmış aynalara bakarken gülümsüyoruz, o zaman kendimizi gülümserken görüyoruz; fakat konuşurken, yürürken, yani insanların arasında gülümsemek pek aklımıza gelmiyor!

Her insan birer aynadır!

Hem de yüzümüzün son şeklini hafızasında tutan birer aynadır!

Şimdi, sen; asıl hangi aynanın karşısında gülümsemelisin acaba?

*

Duvardaki aynaların karşısında kendini kontrol et. Fakat canlı aynaların, insanların karşısındayken gülümsemeyi unutma sakın!

İşte o zaman, bütün aynaları hep gülümserken göreceksin: Her insanı ve onların yüzünde kendi aksini, gülümserken göreceksin...