Kaydet
a- | +A

Sayın Muammer Erkul,

"Neden Kusursuz Olasın" yazınızla, o zamanlar gelişmekte olan kişiliğime hoşgörü mayası çalmıştınız. Ben bugün, bunun sayesinde insanlardan mükemmel olmalarını beklemiyorum.

Düşündüklerinizi, anladıklarınızı ve sevginizi; en güzel ifadelerle ve cömertçe bizlerle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler!..

O yazınızı da aşağıya ekliyorum...

E...

Mükemmelim ben!

Acaba;

Acaba gerçekten mükemmel miyim?

Buna, bu "kişiliğe" dışından bakanlar cevap verebilir...

Mükemmel miyim?

***

Bence kusursuz olmana gerek yok. Hatasız olmayabilirsin...

Sen, sen gibi de güzelsin;

"Bu halin"le kabulümsün ve bu halin mükemmel...

***

Harika bir şekilde bardak düşürebilirsin elinden...

Etmen gereken telefonları unutabilir; beni, bulacağın yerde bekletebilirsin...

Benzeri kusurları kasten tekrarlamadığından eminim... Elinden geldiğince düzeleceğini de biliyorum.

O zaman nasıl hesaba çekebilirim ki seni;

"Neden mükemmel değilsin" diye?..

***

Mükemmel olmayışının sebebini biliyorum ben.

Ama söylesem mi acaba, sana?..

Peki, söylüyorum...

Mükemmel değilsin, çünkü ben mükemmel değilim. Veya sen de benim kadar kusursuzsun!..

***

Hem, neden "hatasızlık" arayalım ki, söyle bana?

Ben, açıkçası; mükemmel olmanın yükünü taşıyamam.

Üstelik sana da bunu yükleyemem.

Çünkü gerçekten kaldırılmaz bir ağırlık bu. Baş edilmez, tahammül sınırlarına sığmaz!..

***

Mükemmel olma, istemiyorum...

Sadece iyi niyetli ol. Her gün "daha iyi"ye doğru bir adım at.

Benim için yeter...

***

Ben, senin alına hayranım, yeşiline vurgunum...

Kendi üstüne sarılışına ve yavaşça açılışınaysa tutkunum. Hatta zarafetine, inceliğine bazen...

Şimdi, nasıl haykırabilirim ki sana; "neden dikenlerin var" diye...

...Gülüm?