İnsanın yüzüne;
İçi vuruyor...
*
Yüzünde içini gördüğün kişinin, sözü değil;
Özü dökülüyor dudaklarından...
*
Düşünmüyorsun;
Bu, ne diyor acaba...
*
Hangi dilden konuşursa konuşsun;
Ben, senin lisanını anlamıyorum, diyemiyorsun...
*
Konuşsa da seninle, hiç konuşmasa da, anlıyorsun;
Anlamayı seçenleri...
*
İnsanın yüzüne;
İçi vuruyor...
Çünkü bir seçimdir, anlamaya çalışmak... Farktır... Aydınlıktır...
Güzelliktir...
Hissediyorum ki, işte bunun içindir...
Bunun içindir; bunca yıldır, bu kadar ayrı yerde ve bu kadar farklı şartlarda karşılaştığım bu kadar okuyucumuz arasında çirkin insan görmeyişim!
*
Nasıl bir şanstır bizim için ve nasıl sevinç... Bir altın arayıcısının eştiği her kuyudan hazine çıkması gibi!..
Bu söz; kazma değen her yerde altın olduğu, veya her karış toprağın hemen altında mücevher yayılı olduğu anlamına gelmiyor...
Ok uçarken hedefe, hedef de uçarsa oka doğru; kavuşmak kolay oluyor!..
.....
İşte aradaki bu ince farkı fark etmeyi seçen güzeller içindir sevincim... Yani; her kazmanın vurulmuş olduğu yerde (meydana gelen sanki bir mıknatıslanma ile) her şey altına, her şey değerliye, her şey hazineye dönüştüğü içindir...
*
Bu, nasıl olur bilmiyorum...
Yani bizimle karşılaşan sevdalılar; nasıl dünyanın en güzelleri oluyor, anlamıyorum...
Yahut, anlıyorum da;
Anlatamıyorum!..

