Deprem uzmanlarını İTÜ''lü olanlar ve diğerleri şeklinde ikiye ayırabiliriz...Bu artık çok net bir biçimde ortaya çıktı...
Ve işbu yazı İTÜ''lü bilim adamlarına açık bir mektuptur:
* * *
Saygıdeğer İTÜ mensubu bilimadamları,
Haklı olmak hiçbir zaman tek başına yeterli değildir... Sizler bu toplumda "öcü" haline geldiniz. Bunu hiçbir ilmi belgeyle silemezsiniz. Doğru bile söylüyor olsanız, bu toplumun "öcü"süsünüz...
Değer miydi?
Loto tahmini gibi ekranlarda uçuşturduğunuz deprem şiddetinin en kuvvetlisi acaba sizin yaptığınız hasarı yapabilir miydi insanların beyninde...
Bu millet kadar ölümle barışık bir millet yoktur yeryüzünde...
Belki bu eleştirilebilir ancak, yaşamayı da bilmek bu duygunun yanına eklenirse, ortaya o çok gurur duyduğumuz sabırlı, tahammüllü, hoşgörülü, fedakar ve çalışkan özellikleriyle tipik Türk insanı çıkacaktır... Siz bu insanı yıktınız. Deprem yıkamadı ancak siz yıktınız. Biz depremden ders aldık, sizden korku...
Tam da yeniden elektriklerin kesildiği, acımasız zamlarla kemerlerin sıkıldığı bir dönemde, deprem yorgunu insanımız tebessümünü ararken, duruyor, duruyor ve ithal şıracılarınızla arz-ı endam edip moral bozuyorsunuz.
Söyleyin, nedir derdiniz?
Bu iş kaça hallolur?
* * *
Eğer derdiniz toplumu bilinçlendirmekse yeter artık; ruh hastası olacak kadar bilinçlendik...
Her köpek havlaması, yoldan geçen her kamyon veya üst kattaki komşu çocuğunun zıplaması öldürüp, öldürdüp diriltiyor bizi...
Yüreğimiz ağzımızda yaşar olduk...
Gerçekten söyleyin, derdiniz ne?
Eğer mesleğinizde idealist iseniz ve derdiniz bu topluma, bu devlete yani topyekun bu vatana hizmet ise, gidin, Ankara''yı ikna edin...
Gidin belediyeleri ikna edin...
Ve bu bizim gözümüzün önünde olmasın...
Bırakın hasarlı ev sahiplerini, evlerinde çizik bile olmayanlar dahi
milyarlar döktü rahat uyumak için...
Gerçekten yapılması gereken iş, İstanbul''u katleden siyasi anlayışa son vermektir...
Bunun adresi de ekranlar değil, Ankara''dır...
Ancak inandırıcı olmanız için yanınıza diğer üniversitelerdeki meslekdaşlarınızı da almalısınız...
Korkarım, siz artık bir aşiret oldunuz ve İTÜ dışından bir meslekdaşınızı sahilde bir çay içmeye bile ikna edemezsiniz...
Tekrar ediyorum; ilminize saygımız var ancak bunu bize karşı bir tabanca gibi kullanmayın ne olur?
Biz depremi kabullendik... Olur veya olmaz...
Ancak sizi kabullenmek çok zor...
Çünkü...
Artık deprem bile, sizin kadar korkutmuyor...
........
NOT: Bugün saat 13.00''ten itibaren, Çemberlitaş FKM Kitap Fuarı''nda, sevgili Muammer Erkul ve Özcan Ünlü ile birlikte kitaplarımızı imzalıyoruz.

