Kaydet
a- | +A

Türkiye''de eğer herkes, görevinin tam olarak bilinci ve mesuliyeti içinde olsa, işte o zaman sırtımız yere gelmez...

Ne "Enflasyonu düşüreceğiz" diye belli bir kesimin gırtlağını sıkmaya, ne "Adaleti sağlayacağız, iyileştirme yapacağız" diye, KHK''ya (Kanun Hükmünde Kararname) ne de "Olimpiyat kapacağız" diye maket yapımını hızlandırmaya hacet kalır...

Herkes görevini ezberlese, siz görün bakalım Türkiye''yi...

Kaçmak mı güzel, yoksa kalıp yaşamak mı ?

***

Beşiktaş''ın bir haftada kalesinde yerli-yabancı 10 gol görmesinin bir çok nedeni var...

Futbolcusu suçlu, teknik adamı suçlu ama esas suçlu ise bizce başkanı...

Şampiyonlar Ligi''nde Leeds''ten çuvalla gol yiyen, eleğe dönen Beşiktaş''ta her kesim bir bahane aradı...

Scala, işi tecrübesizliğe ve takımın genç oluşuna bağladı...

İyi güzel de, Barcelona''yı parçalayan bu tecrübesiz ve genç dediği ordu değil miydi ?

O zaman "İşte gerçek Beşiktaş bu... Milan maçı gafletimize geldi" demeyi bilen Scala, Leeds maçından sonra basit bahanelerin arkasına sığınmamalıydı...

Hadi o bizleri yeni yeni tanıyor...

Antrenörü Ziya Doğan''ın ciddi görmediği bir takım tarifi üzerine motive edemediği futbolcusunun zırhı, kalkanı olmasına bir yerde hak veriyoruz...

Buna eyvallah...

***

Ama...

Leeds karşılaşması bitiminde uçakta gazetecilerin önünde "Bu takıma kefilim..

Onlara bu mağlubiyet için asla ceza vermeyeceğiz...

Kimse kurban aramasın" diye başkanının arka çıkmasına, ligdeki ilk karşılaşmada evinde yenen 4 gol en büyük cevaptır...

Bizim futbolcumuz, şımartıldığını anladığı anda, gevşer, yelkenleri suya indirir, ciddiyetten uzaklaşır, işini kaytarır...

Bunun aksini söyleyen varsa bir adım öne çıksın...

Beşiktaş başkanı 6-0''lık tarihi hezimetten sonra ağzından çıkanı kulağı duymadığı veya futbolcusunu basından koruma altına alma düşüncesi ile hayatının en büyük hatasını işlemiştir...

Ceza korkusundan arınan "Altılık" bir takım, çıktığı ilk lig maçında da rezil oluyorsa, buna kimse kılıf aramasın...

Hele Serdar Bilgili "Ben bu takıma kefilim... Onlara asla ceza verdirmem" demesin...

Sonra, Ahmet Hamoğlu gibi yöneticiler, maçlardan çıkışta daha çok hüngür hüngür ağlar...

***

Beşiktaş''ta işler böyle de, F.Bahçe''de her şey gülistanlık mı ?

Orada da bir Serdar Bilgili yok ama "Benim takımımı siz ligin 5. haftasından sonra görün" diye bas bas bağıran bir Mustafa Denizli var...

Gördük...

7. hafta geride kaldı, F.Bahçe hâlâ daha yüreklere futboluyla su serpemedi...

70 milyon dolarlık transferle takviye edilen bir takım, eğer hâlâ böyle "İç karartıcı" oynamaya devam eder, ilerisi için en ufak bir iyi sinyal veremezse, yakında, hüsran neticeler beklenti sınırına girmiş demektir...

Daha takımda kimin hangi mevkide oynayacağı bile kesinlik kazanmamış, futbolcular dama taşı gibi yer değişikliği yüzünden şaşkına dönmüşken, Mustafa Denizli sakın sistemden, futboldan bahsedip "Kötü halimiz buysa, siz bizi iyi halimizde bir görün... Nasıl dudağınız uçuklayacak"demesin...

Millet görmüş göreceğini...

***

Türk futbolcusu okşanmayı, sırtının sıvazlanmasını, biraz da pohpohlanmayı ister...

Çocuğunu gerektiği yerde azarlamayan, yanlışını söylemeyen babalar gibi, sonradan diz dövülecekse, futbolcusuna olmadık yerde ve zamanda "Ara gazı" veren yönetici, teknik adam ve tribünler, başlarına gelebilecek felâketlerin baş sorumlusudur...

Görev anlayışı ve mesuliyeti, gerekenin yapılmasıdır...

"Hadi aslanım, hadi koçum" devri artık gerilerde kalmıştır...

Herkes yeri geldiğinde, gerektiği gibi davranmak zorundadır...

Sonra, baş vurulacak taş bile bulunmazsa kimse ağlama duvarı aramasın...

E-mail: narkan@tg.com.tr