İngiltere''deki o gergin Leeds maçı öncesi, Elland Road Stadı etrafında otağ kuran televizyon kanallarımızın amaçlarını dile getirmiştik... Maksat muhabbet olsun... Maksat, iki karışıklık olsun, iki yumruk atılsın... Maç oynandı, bitti, bazılarının hevesleri kursaklarında kaldı... Hayatında ilk defa maça gidenlerin ahkâm kestikleri ortamda, her şey güllük gülistanlık olunca, kafalar duvarlara dan dan vuruldu... Ama Kopenhag''da biraz olsun keyifleri (!) yerine geldi... Bir avuç çapulcumuzun İngiliz seyircileri linç edercesine yerde tekmelemesine, bıçakla yaralamasına ağızlarını şapırdata şapırdata iştahla baktılar... Bekledikleri işte buydu... Elleri nihayet boş kalmamıştı... Ne mutlu onlara... Bir gün, Avrupa''da seyircimiz ve ülke adımız kara listeye alınınırsa, bunlar kına yakarlar... Sayelerinde "Türk holigan" tiplemesi dünyaya gözlerini açmıştır... Spor, magazine ve anarşiye bu kadar hiç alet edilmemişti... Türkiye''deki yayıncılık anlayışının bu denli değişeceğini rüyamızda görsek inanmazdık... Birileri, hem sporumuzun, hem yayıncılık anlayışının içine etti... Bari sifonu çekmeyi unutmasalar, ne olur... * * *
Yıllardır bu işin içindeyiz... Yurt dışında bir müsabakayı izlemek için görevlendirdiğimiz arkadaşlarımızın listesini üst yönetime verdiğimizde, çoğu zaman suratlar asılır, bahaneler aranır hep: "Üç kişi değil de bir kişi göndersek olmaz mı?" "Durumumuz müsait değil, bir başka maça telâfi ederiz" gibi bahanelere ve tırpan vurmalara alıştık yıllarca... Ama şimdi bu itirazlar mâzide kaldı... Bugün bakıyoruz 15-25 kişilik guruplar halinde akın akın G.Saray''ın peşine takıldık gidiyoruz... Yalnız bir farkla... Bu büyük gurupların sporla uzak yakın ilgisi yok... Yarısı hava, yarısı civa olsun diye uçuyorlar... * * * İşin tuhaf yanı da, ellerine birer küçük kamera da almazlar mı, başlarındaki müdürleri... Sanki her biri usta birer kameraman... Sanki onlardan iyisini görüntüleyen yok... Spor haberleri, ana haber bülteninin yerini alırken, bundaki hizmetleri (!) asla unutulmayacak sorumlu genel yönetmenlerin görevi şimdi G.Saray''la birlikte bitmemeli... Daha önce, bir kaç dakika ile sınırlı tuttukları spor haberlerine, umarız bundan böyle dakikaları ilâve etme emri verirler... Eee... Sporu seviyorlar ya... Hepsi spor aşığı ya... Sadece kendilerinin gittikleri zaman değil, gerçek habercilerin emeklerini ziyan etmezler... Pire''yle, Deve''yle program yaptık zannetmek, spora katkı değil, baltadır... Cıvıklığın da bir haddinin olması gerekeceğini bir gün anlamayacak mıyız, Allah aşkına... Bir gün, komik durumlara düştüklerini anlamayacak mı birileri... Bir gün, spor emekçilerinin haklarını, gerçek sahiplerine iade etmeyecekler mi bazıları... Bir gün mesleğimizi gerçekten kıskanıp, sahip çıkamayacak mıyız... * * *
Türkiye''de sadece bunlara gülüp geçmiyoruz ki... Sadece bunları görünce kafamızı duvarlara vurup, mesleğimizin haysiyeti kalmadığını düşünmüyoruz ki... Bakınız liglerimizde "ŞİKE" aldı başını gidiyor... Kardeş kuruluşlar ile mesleki dayanışma içinde bulunan şirket takımları birbirlerine puan ikramında bulunuyor "GIK" çıkmıyor... Bazı kesimlerin dili nedense böyle günde hep tutuluyor... Hani o, "Ali kıran, baş kesen" gürlemelerini özlemiyor değiliz birilerinin... Bakın Sarıyer''in isyanına, Konya Endüstrisi''nin derdini anlatamayışına... Doğu''da Güney''de, Orta Anadolu''da, Marmara''da "Hatır şikeleri" kol geziyor, kimse tınmıyor... Haksız yere ligde kalanlarla, şampiyon olanların sayıları hiç de az değil günümüzde... Devleti soyanlarla, sporumuzu soyanlar kol kola girmiş yaşıyorlar işte... Eğer buna şerefli yaşamak denirse... * * * Ahh şairim ahh.. Ne güzel de dizilemişsin içindekileri: "Yaşamayacaktık bu dünyada... Yaşıyoruz... Yaşıyoruz.. Kimi zengin, kimi fakir... Kimi güzel, kimi çirkin... Bu ne biçim dünya Tanrım Şaşıyoruz... Şaşıyoruz" E-mail: narkan@tg.com.tr

