Beşik gibi sallandığımız şu günlerde, jeofizikçiler, sismologlar kanal kanal dolaşıp, bilhassa İstanbul''daki 14 milyon insanı uyarma yarışına girdiler.. Şaşkınlık içinde "O profesör doğru söylüyor, diğeri sallıyor" gibi ikilem içinde, hangisi işimize gelirse onun önerisini kabul eder hale geldik... Yaşamanın bu kadar zor olduğunu, bu zamana kadar anlayamayan İstanbullular, şimdi telaş, endişe ve korku içinde... Felaketle aniden karşılaşmak başka, onu beklemek başka... Şu anda İstanbul, kaçınılması ihtimal dışı bir depremin beklentisi içinde, kendine göre tedbirler alıyor... Kimisi çok katlı binalardan kaçmanın yollarını arıyor... Kimisi geldiği köyüne göçe hazırlanıyor... Kimisi "Her şey Allah''tan" deyip kendini zamanın kollarına bırakıyor... Uzun lig arası özlemi nihayet bitti... Yine hepimiz bir o staddan diğerine koşacağız... Aklımız evde, çoluk çocuğumuzda kala kala... Her an deprem korkusunu içimizde hissetmemize rağmen... Hadi evlerde tedbirleri biraz olsun aldık diyelim... Peki stadlardaki tedbirler tamam mı ? İnönü Stadı''nın numaralı tribün üzerindeki uzantısının birbirinden 20 santim aşağı indiği gerçeği varken, gözümüzü maçtan daha çok tavana dikiyoruz... "Ya çökerse?"
Üstelik tribün üzerinde bulunan televizyon kameramanlarının ve diğer bazı lüzumsuz insanların gezinmelerini de düşününce, içimiz daha bir tuhaf oluyor... Normal zamanda bile stadlarımızdan çıkış bir felaket... Allah korusun bir deprem paniğinde olacakları hiç düşündük mü? Bunun için ne gibi tedbirler alındı? Ali Sami Yen''in bir insanın zor geçebildiği çıkış kapıları bir felaketin habercisi olmaktan çıkmış, adeta aleti durumundadır... Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı''nın tribünleri normal zamanda insana güven vermiyor...O asansörle çıkılan derme çatma tribünden Allah saklasın bir deprem anında kaçışın faturası çok ağır olur... Birlerce insanın geldiği bu stadlardaki tedbirlerin en kısa zamanda alınması gerekir... Ey sayın yetkililer, ey kulüp yöneticileri... Sadece hasılatın el ovuşturuculuğu ile hayâl kurmayın... Biraz da oraya doluşan vatandaşın hayatını dikkate alın.... Bakın 1998 yılında Fransa''da yapılan Dünya Kupası Finalleri için inşâ edilen St. Denis''deki Stade de France için düşünülenlerin binde birini keşke biz de düşünebilsek... Adamlar, deprem gibi acil durumlar için sporseverlerin tribünleri güven içinde boşaltmalarını garanti altına almışlar... Nasıl mı ? Staddaki özel raylı sistem, acil durumlarda tribünleri genişleterek seyircilerin birkaç dakika içinde stadı boşaltmasını sağlıyor... Daha buna benzer ne tedbirler... İnsana kıymet verme, felakete tedbir alma böyle olur... Biz hâlâ, muhtemel bir depremde her an çökebilecek tribünler, kapılardaki izdiham endişesi için stadlara koşalım... Biz hâlâ, terbiyeden, insanlıktan uzak, hakemlere, rakip futbolculara, karşı tribünlere saldırıda bulunalım... Döner bıçaklarını belimize takalım, şimşir sopaları elimize alalım, taş atalım, çakmak atalım, cep telefonu atalım... Biz hâlâ "Sahaya ineriz" edebiyatı ile gözü dönmüş tarihteki vahşi insanların örneği, tamtamlarla tribün savaşı yapalım... Biz hâlâ, dünya gerçeklerini bir kenara atıp, düşmanlık tohumları atanların peşinde koşalım... Biz hâlâ gözlerimizi açacağımıza, uyur gezer gibi dolaşalım... Bu günlere hep ninnilerle geldik.... Uyanalım beyler, artık uyanalım... E-mail: narkan@tg.com.tr

