Kaydet
a- | +A

Delikanlı yakıştırmasını, hep sözünün eri, doğrunun yanında, yanlışın karşısındaki kişiler için kullanırız... "Ne delikanlı adam" derken, bu kelimeyi, lâyık gördüğümüz kişiye en övgü dolu sözcük olarak seçeriz... Delikanlılık bizim ülkemizde, öyle kolay kolay elde edilecek bir sanal yakıştırma değildir... Delikanlı doğulmaz, delikanlı olunur.... Bu apoleti bir yakaladınız mı, gerisi kolay... Yolda yürüyüşünüz değişir, size saygı gösterenlerin sayısı büyür ve toplumda ayrı bir koltuğa kurulursunuz... Her ne kadar sözlük anlamı "Çocukluk çağını bitirmiş erkek" olsa da bize ne... Delikanlılığın değerini, sarraf bile ölçemez... Delikanlılığın bedelini "Karun" bile ödeyemez... Delikanlı, delikanlıdır işte... * * * Şimdi diğer branşlara değil, bizim ilgi alanımız içindeki "Delikanlılara" bir bakalım... Örneğin F.Bahçe''deki "Delikanlılara..." Birisi çıkar "F.Bahçe için zamanında küçültücü sözler söyleyen Mustafa Denizli göreve gelirse, ben giderim" der... Ama bu "Delikanlı" hiç bir yere gi - de - mez... Üstelik savunuculuğunu bir kenara bırakır "Görevimin başındayım" diye çark eder... Şimdi bu "Delikanlıya" F.Bahçe camiasının bakış açısını bir düşünün... Bu âlemde ya sözünün arkasında duracak, ya da kıvıracaksın... * * * Milli Takım''dan başka asla bir lig takımını düşünmediğini defalarca dile getirmiş Mustafa Denizli, sanki hayatı boyunca hiç böyle konuşmamış gibi, üstelik şu anda bağlı olduğu Futbol Federasyonu''na nezaketen bile danışmadan "Delikanlılığı" bir kenara bırakıp F.Bahçe''ye koştu... Daha doğrusu 4.5 milyon dolara uçtu... Sanki bu dünyada kefenin cebi var.... Dünya Şampiyonası elemeleri için, daha dün ahkâm kesip, millete gaz veren Denizli, artık F.Bahçe''nin geleceği için yön değiştirdi... Çünkü rüzgâr artık o taraftan esiyor... Nerede peki o prensipler, nerede peki idealler? 4.5 milyon dolar, sünger olup sildi süpürdü onları... * * * Gelelim Beşiktaş''a... Kırk yılda bir "Delikanlı" teknik direktör buluruz... Kırk yılda bir, sadece vazifesini ve başarıyı düşünen birine rastlarız... Sonunda onun "Delikanlılığını" içimize sindiremez "Biz daha delikanlıyız" diye ortaya çıkarız... Serdar Bilgili, delikanlılık çağını çoktan geride bırakmış, olgunluk çağını yakalamış bir başkan... Üstelik Seba gibi bir efsaneden sonra Beşiktaş''a el koymuş biri... Bir yerde "Delikanlılık" yapacak ya... İçine bir türlü sindiremediği Briegel''i, bir yolunu bulup harcamak, aklı sıra onun kariyerini yükseltecek, "Delikanlı" yapacak ya... Bunun için hiç yoktan sebepler üretilip Briegel küstürüldü ve kovulmadığı halde "Kovduk" yakıştırması ile bozuk para gibi harcandı... Aslında harcanan Beşiktaş''ın başarısıydı... Harcanan disiplinli, çalışkan ve bizim olduğu kadar siyah-beyazlı futbolcuların da kanının kaynadığı sevdiğimiz bir isimdi... Briegel bir "Alman delikanlısıydı." * * * Spor sahamızdaki "Delikanlı" geçinen daha nicelerini saysak bitiremeyiz... Misafir gelmiş İngiliz taraftarları, daha önce plânladıkları şekilde, bellerinde kasap bıçağı ile kovalayıp, pundunu da bulduklarında eleğe çeviren "Delikanlılarımızı" mı istersiniz... Tribünlerde hegemonya kurup, ellerine ne geçerse sahaya atan, ağzı açılmadık küfürleri bir bir saçan "Delikanlıları" mı istersiniz... Sezon başında "Uzak ara şampiyon olacağız" deyip, sezon sonunda takımını rezil eden ama koltuğuna 404''le yapışan "Delikanlı" başkanları mı istersiniz... Akortsuz piyano gibi; bir türlü konçerto çalamayan yönetim şekilleri ile "Hepimiz delikanlıyız" diyen tipleri mi sayalım... Bırakalım onlar kendilerini "Delikanlı" sansınlar... Sanki onların dünyaları başka... Bildiklerini okusunlar, bildikleri yolda yürüsünler... Atalarımız ne güzel de demişler... Yürüyen yiğide yol mu dayanır...

..................................................................... E-mail: narkan@tg.com.tr