Kaydet
a- | +A

Eskiden ferman padişahındı... Zamanımızda ise ferman, derman, teknik direktörlerin ve yöneticilerin elinde... Daha dün, el üstünde tutulanlar, bugün, bir kalemde çizilip kenara atılıyorsa... "Senin devrin bitti arkadaş... Bundan böyle seni tanımam" dediklerimiz, önündeki yollarını bulmakta kaderleriyle başbaşa bırakılıyorsa... Dostluklar, eskiden mezara kadarken, şimdi pazara kadar sürüyorsa... Boynuna sarılacak insan sayısı azalıyorsa... Olmaz olsun böyle dünya... * * * Bundan tam altı yıl önce, Beşiktaş''a genç, genç olduğu kadar da kabiliyetli, utangaç bir delikanlı adım attı... O zamanın parasıyla yüklü bir miktarı, hem kulübü Samsunspor, hem de kendisi cebine koydu... Bu genç, Siyah-beyazlı formayı bir giydi, pir giydi... Ve o forma altında, bir çok gole, bir çok zafere imza attı... Sonunda kaptan bile oldu... Gemisini terketmeyen kaptan... Gemisinin su almaya başladığı anlarda, kalafat işleriyle bizzat uğraştı... Üzüldüğü günlerde evine kapandı, göz yaşlarını kimselere göstermedi... İçin için ağladı... Ama ya bugün... Bu tecrübeli futbolcu, milyonların gözü önünde göz yaşı döktü... Eskiden sakladığı, şimdi ise gizleyemediği göz yaşlarını seller gibi akıttı... El üstünde getirildiği kulüpten, sanki tenekeler çalınarak kovulmaktan beter edilerek uğurlandı... İşte bu veda koydu ona... Hem de ne koymak... * * * Ertuğrul, gün oldu forvette bir golcü, gün oldu, orta sahada dinamo ve gün oldu defansta bir emniyet süpabı olarak kullanıldı... Bir gün olsun hocalarına "Benimle dama taşı gibi oynamayın" diye isyanda bulunmadı... Çünkü o bir gerçek profesyoneldi... Çünkü o, yediği ekmeğin hakkını ama öyle, ama böyle vermeliydi... Ertuğrul 1994 yılında Beşiktaş''a geldi... İki yıl sonra Beşiktaş ona yine servet önerdi...

İngiltere''deki Avrupa Şampiyonası Finalleri için A Milli Takım''la Ada''ya uçmadan önce, G.Saray, o zamanki yöneticisi Ergun Gürsoy vasıtasıyla Ertuğrul''u kandırdı ve önüne bir servet attı... Eline verilen çeklerin mutluluğu ile Ertuğrul resmi imzayı sonraya bırakıp İngiltere yolunu tuttu... Dönüşte, bu defa onu köşeye o zamanki Beşiktaşlı yönetici Ahmet Hamoğlu sıkıştırdı... "Al sana G.Saray''ın verdiği paranın daha fazlası..." deyip Ertuğrul''u yüklü bir paraya tekrar Beşiktaşlı yaptı... Ama içinde sakladığı kin ve intikamı ise, aradan 4 yıl geçtikten sonra su yüzüne çıkardı... * * * Hamoğlu, yeni teknik direktör Scala''nın da Ertuğrul''a sıcak bakmamasını çok iyi değerlendirdi... Ertuğrul''u, Beşiktaş''tan uzaklaştırma fırsatı nihayet doğmuştu... Hamoğlu bu... Tuttuğunu koparan, koparamadığının ise pundunu kollayan bir yapıya sahipti... Ve sonunda takas yoluyla da olsa Ertuğrul filizlendiği ve yıldız olduğu Samsunspor''a postalandı... Göz yaşları içinde... Gönlü buruk ve kırık bir şekilde... İntikam alınmış, geç de olsa timsahın gözyaşları gibi mahsunlaşan bakışlar onu apar topar kartal yuvasından aşağı atıvermişti... Gazanız mübarek olsun Hamoğlu... * * * Türkiye''de vefasızlığın kol gezdiği bir futbol arenası var... Hani, F.Bahçe''de yedekte iken A Milli Takım''a çağrılan, ama o Milli Takım hocasının sarı-lacivertli takımın başına geldiğinde ilk kovduğu adam olan Saffet Akbaş gibi insanlara yapılan vefasızlık mı dersiniz... Yoksa Ertuğrul gibi "Beyefendi" futbolcuya tekme atmakla eşdeğer "Kibar kovma mı" dersiniz... İkisinin adı da vefasızlık işte... Şahsi çıkarlarını, kulüp çıkarları üstünde görenlerin, bu tür yaptırımlarına alışmamız lâzım... Çünkü devir onların devri... Ferman onlarda, giyotin onlarda, vefasızlık onlarda... Ama unutulmasın ki, burası Türkiye... Burada eden, bir gün mutlaka bulur... E-mail: narkan@tg.com.tr