Kaydet
a- | +A

Yaşlanma korkusu, belli yaşlardan sonra birçok insanın hissetmeye başladığı bir duygudur. Hatta bazılarımız bunu kafamızda öyle büyütürüz ki, yaşlanmadan yıllar önce yaşlılık kâbusunu görmeye başlarız. Ancak halk arasında "korkunun ecele faydası yok" diye bir söz vardır. Her canlı gibi insanlar da doğar, büyür yaşlanır ve ölür. Önemli olan hayatı, sağlıklı, huzurlu ve mutlu yaşamaktır. Yılları durdurmak ve vücudunuzun biyolojik olarak yaşlanmasına engel olmak hiçbirimizin elinde değildir. Ancak bilim adamlarının kabul ettiği bir başka gerçek daha vardır. O da şudur: Vücudun yaşlanması, insanın hayat tarzıyla bağlantılıdır. Mesela; hareketsizlik, alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıklar, sağlıksız beslenme ve stres, hızla akıp giden yıllar da vücudun biyolojik yaşlanma sürecini daha da hızlandırır. Gençliğinizi ve zindeliğinizi uzun süre korumanız için onun düşmanlarını iyi bilmeli ve yaşantınızı buna göre düzenlemelisiniz. Bu düşmanlar neler mi? Belki hepimizin bildiği şeyler. Ama bir kez daha hatırlatmakta yarar var...

Alkol: Gençlik düşmanlarının başında gelen alkol, yaşlanma sürecini hızlandırır. Kalbe ve beyin hücrelerine zarar verir. Kanser ve felç gibi hastalıklara yakalanma riskini artırır.

Sigara: Zamanla, cildin tabii rengini kaybederek sarı bir renk almasına ve sertleşerek erken buruşmasına sebep olur. Nikotin, vitaminlerin vücuttaki fonksiyonlarını engellediğinden yorgunluğa ve halsizliğe yol açar. İçmek için her zaman çeşitli bahaneler bulduğumuz bu illet, aşırı kullanıldığı zaman, akciğer kanseri riskini artırır.

Yanlış beslenme: Hatalı beslenme de, yaşlılığa davetiye çıkaran önemli sebeplerden biridir. Dolayısıyla midemize giden her türlü yiyecek ve içeceğe dikkat etmeli, kırmızı et ve yağlı gıdalardan uzak durmalıyız. Beslenme alışkanlıklarımızda öncelik, her zaman taze sebze ve meyvede olmalıdır. Vücudun yağlanmasına ve kilo almasına sebep olan gıdalara elimizi dahi sürmemeliyiz.

Aşırı ilaç kullanımı: Gençliği koruyan ilaç henüz keşfedilmedi. Aksine; çoğu ilaç, yaşlanmayı hızlandırıyor. Kulaktan dolma bilgilerle, sağdan soldan önerilen ilaçları kendi bildiğiniz gibi alıp kullanmayın. Hastalıklar için gerekli olan ilaçları da, kesinlikle doktor kontrolünde ve belirlenen dozlarda almalısınız. Hafif rahatsızlıklarınızı, mümkünse tabii yollarla, kolayca hazırlayabileceğiniz şifalı bitki formülleriyle geçiştirmeye çalışın...

Uykusuzluk: Gün içinde kaybedilen enerjiyi toplamak için geceleri deliksiz uyumalısınız. Uykusuzluk ve ardından gelen yorgunluk, hızlı yaşlanmanın zeminini hazırlıyor.

Beyin tembelliği: "İşleyen demir ışıldar" atasözünü bilmeyen yoktur. Beyin de işlemeyince zaman içinde paslanıyor. Kullanıldığı zaman da ışıldıyor, yani gençleşiyor. Tabii, beynin gençleşmesi, vücudu ve ruhu da gençleştiriyor.

Hareketsizlik: Hayatınızda, yaşlanmaya karşı "mücadele kampanyası" düzenlemeye karar verdiğiniz zaman, ilk adımı vücudunuzu çalıştırmaya başlayarak atın. Yaşınız ne olursa olsun, kendinize uygun, sizi fazla zorlamayan küçük egzersizler ve yürüyüşler yapabilirsiniz. Yararları mı? Hele bir deneyin. Faydalarını kısa süre sonra göreceksiniz.

Aşırı güneş: Güneşin vücudumuza olumlu etkilerinin yanında zararları da büyük. Aşırı güneş, öncelikle cildin erken yaşlanmasına ve kırışmasına yol açıyor, sonra da deri kanseri riskini artırıyor. Ne demiş atalarımız: "Herşeyin azı karar, çoğu zarar"

Ve stres: Gelelim; bedenleri, beyinleri ve ruhları törpüleyen strese... Başımıza gelen her kötü olayın karşısında hemen onu tek ilan ediyoruz. Her taşın altından o çıkıyor. Aslında stresin "çağın hastalığı" diye nitelendirilmesi yanlış değil. Onun organizmaya verdiği zararı başka hiçbir şey vermiyor. Bu sebeple onu konrol altında tutmayı, mümkünse ondan uzak durmayı mutlaka öğrenmelisiniz. İşte yaşlanma sürecini hızlandıran "gençlik düşmanları"nın bazıları... Artık onları iyi tanıyorsunuz. Yapmanız gereken şey, onlarla mücadele etmek için hemen harekete geçmek...

Böbreklerin dostu: Armut Bugünlerde manav tezgahlarını ve sofralarımızı süsleyen armut, böbreklerimizin ve idrar yollarının dostu bir meyvedir. C vitamini yönünden zengin bir meyve olan armut, sindirim sistemimiz için de çok faydalıdır.

İşte bu harika meyvenin faydaları: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler. Bütün salgı bezlerinin normal çalışmalarını sağlar. Kansızlığı giderir. Kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa, daha faydalı olur.

Haşlanan havuç daha yararlı Bilinenin aksine, haşlanarak püre haline getirilen havucun, taze havuçtan daha fazla anti kanserojen madde içerdiği belirlendi. ABD''nin Kansas Üniversitesi''nde yapılan araştırmalarda elde edilen sonuca göre, haşlandıktan sonra püre haline getirilerek bekletilen havuç, çiğ havuca göre yüzde 34,3 oranında daha fazla anti kanserojen madde içeriyor.

Havucun içinde bulunan karbonik asit ve beta karoten maddelerinin, bir hafta bekletilen püre halindeki havuçta giderek arttığı, bir haftadan sonra ise azalmaya başladığı kaydedildi. Püre halindeki havucun bozulmayacak derecede saklandığında, dört hafta sonra bile çiğ havuçtan daha fazla anti kanserojen madde içerdiği belirtildi. Journal of Agriculture and Food Chemistry adlı dergide yer alan araştırmanın sonucu, kabuğu rendelenen havucun anti kanserojen etkisinin arttığını da gösterdi. Havucun içindeki anti kanserojen maddelerin kanserin yanı sıra, alzheimer, bağırsak enfeksiyonu ve kronik hastalıklara karşı etkili olduğu biliniyor.

Hastalıklar ve çareleri

Sinirsel kusma ve hazımsızlık Sinir sisteminin uyumlu ve düzenli çalışmasını kaybetmesi ve stresli ortamlar sonucu hazımsızlık görülebilir. Bu durumdaki hastanın karnında ağırlık hissi vardır. Midede gürültü, yanma veya ekşime görülebilir. Baş ağrısı, çarpıntı ve yorgunluk da vardır. Yapılacak ilk iş stresli ortamlardan uzak durmak, herşeyi kafaya takmamaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de faydalıdır. * 4 su bardağı suya; 1 avuç portakal çiçeği konur. 1 bardak su kalıncaya kadar kaynatılır. Suyun üzerine toplanan ince tabaka dikkatle alınıp, temiz bir şişeye konur. 6 saat arayla; 1 kesme şeker üzerine 3 damla konup, yenir. * 1 su bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kimyon tohumu konur. 10 dakika bekletilir. Yemeklerden sonra içilir. * 2 kahve fincanı sıcak suya; 2 çorba kaşığı limonsuyu ve bir kahve kaşığı süzme bal ilâve edilip, karıştırılır. Her yemekten sonra, yudum yudum içilir. * 1 çay bardağı sıcak suya; 1 kahve kaşığı nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna; 1 kahve kaşığı süzme bal ilâve edilir. Yemeklerden sonra içilir. * 1 çay bardağı sıcak suya; 1 kahve kaşığı kuru papatya çiçeği konur. 10 dakika demlendikten sonra, süzülür. Suyuna; 1 kahve kaşığı süzülmüş bal ilâve edilerek yemeklerden sonra içilir. Sinirsel hazımsızlık bazı kişilerde daha ileri noktalara giderek kusmaya dönüşebilir. Bu ağıza su gelmesi şeklinde de olabilir. Sinirsel kusmanın tedavisi için de aşağıdaki reçeteler faydalı olabilir. * 4 su bardağı kaynak suya; 1 tatlı kaşığı anason, 1 tatlı kaşığı râziyâne ve 1 tatlı kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür. Suyuna; 2 kahve kaşığı süzme bal ilâve edilip, yemeklerden önce birer çay bardağı yudum yudum içilir. * 1 çay bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığ ıhlamur konur: 5 dakika bekletilip, süzülür. Suyuna; 1 kahve kaşığı süzme bal ilâve edilip, yemekten sonra içilir. Aynı reçete Adaçayı ile de hazırlanabilir.