Ölüm sebeplerinin ilk sırasında gelen kalp hastalıkları konusunda ABD''de uzun yıllar devam eden bir araştırma ilgi çekici sonuçlar ortaya çıkardı. Bu araştırma aynı zamanda kalp krizi riskini yüzde 80 oranında azaltan "4 altın kural"ın ipuçlarını da veriyordu. Harvard Üniversitesi''nde Brigham Hastanesi uzmanlarının birlikte yürüttükleri 14 yıl süren araştırmanın ayrıntıları New England Tıp Dergisi''nin son sayısında yayınlandı. 14 yıl boyunca çoğu kadın 84 bin 129 kişi üzerinde yürütülen inceleme ve araştırmalar özellikle kalp rahatsızlıkları ve kalp krizleri konusunda çok önemli ipuçları ortaya çıkardı. Araştırma ekibinin başkanı Dr. Meir Stampfer''in verdiği bilgiye göre; 14 yıl boyunca takibe alınan 84 bin kişi arasında kalp krizi riskini en az taşıyanların sigara ve alkol kullanmadığı, sağlıklı ve dengeli beslendiği, günde en az 20 dakika ile yarım saat arasında egzersiz yaptığı ve ideal kilolarını muhafaza ettiği tesbit edildi. Dr. Stampfer, sağlıklı yaşama alışkanlıklarının dikkatli bir biçimde sürdürülmesi halinde kalp krizi riskinin yüzde 80 oranında azaldığını belirtti. Araştırma sonuçlarının ortaya çıkardığı bir başka bulgu da şu "Fast food" türü beslenme alışkanlığı kalp rahatsızlıklarına davetiye çıkarmaktadır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kalp krizi riskini azaltmakta yardımcı olacaktır.
* 4 bardak suya 2 tutam melissa (oğul otu) konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Elde edilen suya 1 bardak yeni sıkılmış limon suyu ilave edilir. Serin bir yerde muhafaza edilen bu karışımdan günde 3 defa birer kahve fincanı içilir.
* Hergün bir küçük kahve fincanı taze maydanoz suyu içmek çok faydalıdır. İyice yıkayıp ezerek maydanozun suyunu çıkarabilirsiniz.
* 4 bardak suya; 1 tane orta boyda kereviz ve 1 tane doğranmış pırasa konup, kaynatılır. 15 dakika bekletilip, süzülür. Suyuna 1 çorba kaşığı taze tereyağı, 1 kahve kaşığı sofra tuzu ve 1 su bardağı taze sıkılmış limonsuyu konur. Yarısı öğle, yarısı da akşam yemeğinden sonra içilir.
* 4 bardak suya; 4 tane marul yaprağı doğranır. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 2 çorba kaşığı toz şeker konur. Yatmadan 15 dakika önce, 1 su bardağı içilir.
* 4 bardak kaynak suya; 1 çorba kaşığı kuru ve ufalanmış kara ısırgan yaprağı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna, 2 çorba kaşığı toz şeker konup, eritilir. Öğle yemeğinden sonra ve yatmadan 15 dakika önce, birer çay bardağı içilir.
* 1 çay bardağı sıcak suya; yarım kahve kaşığı dövülmüş anason konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Aynı işlem, her yemekten sonra tekrarlanır.
* 1 çay bardağı sert buğday, ayıklandıktan sonra bol su ile yıkanır. Sonra 8 bardak suya konup, 12 saat bekletilir. Daha sonra, geniş bir tabağın içine pamuk döşenir. Islatılmış buğday taneleri üzerine serpiştirilir. Bu hâldeyken, ılık bir yerde 3 gün bekletilir. Bu süre içinde, buğday taneleri filizlenir. Her gün, 10 tane filiz yenir.
Kendinizi yakmayın GÜNEŞLENİN Yaz deyince akla hemen deniz ve güneş geliyor. Ancak unutmayın ki, çok uzun süre güneşte kalmak, ileride geri dönüşü olmayan üzücü sonuçlara sebep olabilir. Çünkü derimiz, vücudu koruyan bir kalkan değil, yaşayan bir organizmadır. Uzmanlar, derideki kanser ve benzeri rahatsızlıkların yüzde 70''inin güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmaktan kaynaklandığını belirtiyorlar. Ozon tabakasının incelmesiyle yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınların yoğunlaşması, güneşin zararlı etkilerini daha da artırıyor. Işınların deride oluşturduğu etkilerin akut ve kronik olarak ortaya çıktığını belirten uzmanlar bu ışınlarla oluşan en önemli akut etkinin güneş yanıkları, kronik etkinin ise deri yaşlanması ve deri kanserinin gelişmesi olduğunu belirtiyorlar. Şiddetli ışınlara maruz kalan kişilerdeki akut güneş yanıklarının deride genişlemesi ile kızarıklık, ödem, daha şiddetli durumlarda su dolu kabartılar görülür. Bu sırada yanma, kaşıntı, sıcaklık artışı gibi belirtilerin yanı sıra üşüme, titreme, halsizlik, baş ağrısı, tansiyon düşüklüğü gibi sistemik belirtiler ortaya çıkabilir. Çocukluktan itibaren maruz kalınan ultraviyole ışınlarının etkisiyle şiddetli güneş yanıklarının deri kanserine yol açabileceğini söyleyen uzmanlar özellikle açık renk gözlü ve beyaz tenli orta yaş üzeri kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söylüyorlar. Bu olumsuz etkileri gözönünde bulundurarak, hem vücudumuzu hem de cildimizi güneşten korumalıyız. Uzmanlar tarafından hazırlanan "güneşten zarar görmeden güneşlenebilme saatleri" ile ilgili çizelge bu konuda hepimiz için çok faydalı bir rehber olacaktır.
Saat 11.00''den önce Bu saatler arasında her zaman gölgede kalması gereken 3 yaşından küçük çocukların dışında herkes güneşten faydalanabilir. İlk günlerden sonra aşırıya kaçmamak şartıyla artan sürelerde güneşte kalabilirsiniz. Güneşteyken bol bol su içmeye özen gösterin.
Saat 11.00-16.00 arası Güneşin et etkili olduğu bu saatler arasında mutlaka gölgede kalın.
Saat 16.00-18.00 arası Güneşli bir gün olmasa da koruma tedbirinizi alın. Çünkü ultraviyole ışınların % 80''i bulutlardan geçer.
Üzüm kan yapıyor Bilindiği kadarıyla 6000 yıl önce Mısırlılar tarafından üretilen üzüm, Yunanlılar ve Romalılar zamanında içki üretiminde kullanılmıştır. Gerek taze, gerekse kuru üzümde bol miktarda vitamin, potasyum ve demir vardır. Üzümün en önemli özelliklerinden biri de kan yapmasıdır. Yaz aylarının bu harika meyvesinin vücuda sağladığı yararları şöyle sıralayabiliriz: Bedeni ve zihni güçlendirir. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak rahatsızlıkları, romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliği sağlar. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.
Hastalıklar ve çareleri
Safra hastalıkları için C vitamini Safra kesesi hastalıklarına yakalanma riskini azaltmak için C vitamini içeren sebze ve meyveleri bol bol yememiz gerektiğini biliyor musunuz? C vitamini ayrıca vücudun direncini artırdığı için grip, soğuk algınlığı gibi diğer hastalıklara yakalanma ihtimalini de azaltmaktadır. Amerika''da 13 bin 310 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, yeterli miktarda C vitamini almayan kişilerin safra kesesi hastalıklarına yakalanma riskleri, C vitamini eksikliği olmayan kişilere göre daha fazla. Kaliforniya Üniversitesi salgın hastalıklar uzmanı Prof. Dr. Joel Simon''un yaptığı açıklamaya göre şu ana kadar yürütülen araştırmalar, C vitamininin safra kesesi hastalıklarının oluşumunu engellediği gerçeğini ortaya çıkardı. Araştırmada C vitamini eksikliği olan kobay hayvanların sık sık safra taşı ürettikleri tespit edildi. Aynı hayvanlara yeterli C vitamini verildiği zaman, safrada taş ve enfeksiyon oluşumunun azaldığı gözlendi.
Hangi sebze ve meyveler? C vitamininin bol bulunduğu sebze ve meyveler ise şunlar: Limon, portakal, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, kırmızı lahana, karnabahar, kereviz, yeşil pancar yaprağı, kuşkonmaz, fasulye, bakla, bamya, turp, tere otu, taze soğan, börülce, bezelye, sarımsak, pırasa, pazı, yer elması, karpuz, çilek, ayva, elma ve muz. Safra kesesinde oluşan taşlar bazen rahatsızlık vermez. Bazıları da, safra kanalını tıkar; çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden "Safra kesesi krizi" denir. Safra taşlarının sebep olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir. Ancak, ameliyat gerekmediği hâllerde aşağıdaki reçeteler faydalı olabilir.
* 4 bardak suya; 50 gram ufalanmış aslandişi yaprağı ve kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Sabah akşam, yemeklerden önce, birer kahve fincanı içilir.
* 4 bardak suya; 1 çorba kaşığı ufalanmış çınar kabuğu konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra ince ve temiz bir tülbentten süzülür. Günde 2 kere, birer kahve fincanı içilir.
* 4 bardak suya; 1 çorba kaşığı (20 gram) ufalanmış ayrık kökü konur. Haşlandıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.

