Merhaba! "İlkeli haberciliği" yine mumla aradığımız bir hafta geçirdik... Başbakan Bülent Ecevit, ülkemiz açısından çok önemli bir gezi gerçekleştirdi... Yola çıkarken yanlış bir beyanda bulundu. Deprem sonrası iyice artan yoğunluk ve stres altında gayet normal olan bu "sürçme", Ecevit''in sağlık durumu ile de bağdaştırılarak büyük bir mesele haline getirildi. Gazeteler, ABD gezisini bırakıp, Ecevit''in sağlığını tartıştı. Mesele o kadar ileri götürüldü ki, yerine başbakan bile aranmaya başlandı. Oysa, Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın da dikkat çektiği gibi bazı günlerde, bazı şeylerin "Şüyuu, vukuundan beter"dir. Kendi ülkesinde "ehliyeti" tartışılan bir başbakan, dışarıda ne kadar ciddiye alınır?..
NİYE "O FOTOĞRAF"? Garabet bundan ibaret değil... Clinton görüşmesi ile ilgili fotoğraflardan; Ecevit''i (dolayısıyle Türkiye''yi) küçük düşürdüğü düşünülen bir enstantane, birinci sayfalardan "çarşaf" gibi yayınlandı ve bu görüntü günlerce fütursuzca tartışıldı. Gerçi, ABD Başkanı''nın bu "rahat" tavrı özellikle bizim başbakanımıza yönelik değildi, Clinton bunu hep yapıyordu ama biz yine de bu fotoğrafı kullanmadık, tevil etmek zorunda da kalmadık. *** Medyamız bu önemli(!) mevzularla ilgilenmekten, Genelkurmay''ın "Teröriste aman yok" açıklamasını ve Mehmetçiğin Kuzey Irak''taki büyük operasyonunu bile takip etmeye fırsat bulamadı. Ruslar''ın, Çeçenistan''da giriştiği "Kızıl işgal", çilekeş Çeçenler''in maruz kaldığı zulüm ve katliam, gazetelerimizi fazla ilgilendirmedi.
İYİ HABER, HABER DEĞİL Mİ? Bir kısım medyadan; anlayamadığımız başka bir tavır... Ehliyeti tartışılır kişilerin, "İstanbul''da büyük deprem olacak" şeklindeki sorumsuz beyanları, "mal bulmuş..." heyecanıyla manşetlerden verildi. Ama Sismik-1 gemisinin, günler süren araştırmalarının sonunda yapılan, "İstanbul''da uzun yıllar, büyük deprem riski yok" açıklaması ya hiç dikkate alınmadı veya geçiştirildi. Acaba gazetelerin görevi insanların huzurunu kaçırmak mıdır?
İŞTE FARKIMIZ Sadece dikkat çekmek, sansasyon yapmak için ülke çıkarını, insan huzurunu hiçe saymak nasıl bir habercilik anlayışıdır? Biz, 30 yıldır "önce sorumluluk, sonra tiraj" anlayışıyla hareket ediyoruz. Bizim için, ülke ve toplum menfaati her şeyden önce gelir. Gazetemizde yer alan her haber ve fotoğraf kullanılmadan önce uzun uzun incelenir. Ne kadar cazip olursa olsun, inançlarımıza, devletimize, milletimize zarar verecek bir doküman sayfalarımızda yer bulamaz. "Türkiye" ismine olan güven bu prensibin sonucudur. Ve bir yayın kuruluşunun sahip olabileceği en büyük hazine, kendisine duyulan güvendir.
FARKLI BİR DİZİ Türk basınında sadece bize mahsus olan dizi klasiğimizi sürdürüyoruz. Bu hafta farklı bir konu ile karşınızdayız. Amerikan filmlerinde sık sık rastlarsınız... Mesleği savaşmak olan bazı esrarengiz insanlar, dünyanın değişik yerlerine operasyonlar düzenler, "problem çözerler". Bunların çoğu profesyoneldir ve tek hedefi para kazanmaktır. "İşinin erbabı" olan bu insanlar nasıl yetiştiriliyor? Para için cana kıymayı nasıl izah ediyorlar? Bu ilginç konunun detaylarını New York Temsilcimiz Murat Yeşil''in hazırladığı dizide bulacaksınız.

