Merhaba! Geçen hafta, herkesin şikayetçi olduğu sosyal problemlerimizi gündeme getirdik... Toplumun çoğunluğunu teşkil ettiği söylenen, fakat feryadı pek duyulmayan bir kesim var: Orta direk... Bir yılda aldığı zammı, bir ayda sadece benzin ve tüpgazdaki ''ayarlamalar''a feda eden "Orta direk, çatırdıyor". Ankara Haber Merkezimiz''den Halit Ertuğrul, bu ''sessiz feryadı'' duydu, tebrik ediyoruz. Ülkemizde yaşanan başka bir sosyal dramı ise "İşsizlik çığ gibi" başlığıyla özetledik... Deprem felaketinin de katkılarıyla gerçek işsiz sayısının 10 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Bu rakam ''makul'' bir seviyeye indirilmedikçe, Türkiye''nin hiç bir meselesini halletmek mümkün değildir.
HERKES İSTİYOR AMA... Ekonomi Servisimiz''in dinamik elemanlarından Hamit Varol, iş adamlarının, deprem bölgesinden yükselen "Sistem çöktü" yakınmalarını gündeme taşıdı. Ankara''dan Yücel Kayaoğlu arkadaşımız, aslında tepeden tırnağa herkesin bu yakınmalara iştirak ettiğini ortaya koydu. Evet, anlaşıldı ki, "Şimdi değişim vakti". Nitekim, bütün liderler de bu ihtiyacı deklare ediyor.
Güzel de, bunu kim yapacak?.. ÇEÇENİSTAN NEREDE? Balkanlar''da yaşanan son krizde, dünya iyi bir imtihan vermişti. Başta ABD ve NATO, üzerine düşeni yaparken, haberciler de canı pahasına, Sırp zulmünün takipçisi olmuştu. Türk medyası da günlerce konuyu sıcak tutmuş, nadir yaşanan bir sözbirliği sergilemişti. *** Bu günlerde Kosova''dakine benzer bir facia, Kafkaslar''da yaşanıyor. Müslümanlara zulmetmekten sabıkalı Rusya, ''imha'' konusundaki en son marifetlerini Çeçenistan''da göstermekte, yüzbinlerce Çeçen mülteci, yine bir kış öncesi dağlarda ölümü beklemektedir.
"Kosova bizim iç işimizdir" diyen Miloşeviç''e, "Hadi oradan" diyerek haddini bildirenler, Çeçenistan''daki vahşeti ''göremiyor''. Peki, bizim medyamıza ne oldu?.. Çeçenistan''da, on gündür zulmün her çeşidinden örnekler veriliyor, kimseden çıt çıkmıyor. Kosova Krizi''nde; bizi çok mutlu eden duyarlılığımız nereye gitti?
BİR KARŞILAŞTIRMA Cezaevlerimizde yaşanan isyan girişimi şimdilik bastırıldı. ''Şimdilik'' diyoruz, çünkü problem kökten çözülemediği için aynı sahneler bir süre sonra tekrarlanacak. Bu, hep böyle devam edip gitmemeli. İsyan sonrası cezaevlerinin hali, savaş alanı gibiydi. Yazık değil mi?.. Sadece bizde mi mahkum var... Gelişmiş ülkeler bu meseleyi nasıl çözmüş de, bizde ''tüketici'' durumundaki mahkumları ''üretici'' yapmış? İşte, Serdar Uyan arkadaşımız bu araştırmayı yaptı ve çok çarpıcı sonuçlar çıktı. Aynı zamanda, ömrünün büyük bir kısmını değişik cezaevlerinde geçiren Selim Yavuz''un hatıralarını, "Mapushane Günlüğü" adıyla yayınlamaya dün başladık. Böylece daha sıhhatli bir karşılaştırma imkânı olur diye düşündük.

