Hükümet üyelerine ve onlarla bağlantılı olan insanlarla ilgili yolsuzluk iddiaları yargıya intikal etti. Birazcık muhakeme yeteneği olan herkes bu soruşturmaların bazı polis ve savcılar tarafından sadece kamu yararı düşünülerek masumane görevleri gereği açılmış soruşturmalar olmadığını biliyor. Öyle de olsa yargıya intikal etti ve yargı süreci devam ediyor. Yargı süreci tamamlanmadan soruşturmanın gizliliği ilkesi ihlal ediliyor, masumiyet karinesi ayaklar altına alınıyor. Siyasi liderler meydanlarda utanmadan, sıkılmadan birbirlerine "hırsız, başçalan, din-iman diyerek malı götürüyor" gibi çok ağır suçlamalarda bulunuyorlar. Yazıktır; ayıptır. İddianızı ispatlamakla mükellefsiniz. Hem bu insanlara haksızlık ediyorsunuz, hem de bu insanlara gönül veren milyonların kalbini kırıyorsunuz.
Bir taraftan yargı süreci devam ediyor, diğer taraftan bu ve benzeri tüm iddiaları araştırmak üzere dün Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulu''nu görevlendirdi. Bu iddialar boş çıkarsa bu insanların yüzüne, daha da kötüsü milletin yüzüne nasıl bakacaksınız? Sizin sıradan sözlermiş gibi sarf ettiğiniz bu sözler için insanlar ömrünü veriyor. İnsanların haysiyetini, şerefini on paralık edecek sözleri; sıfatları ve suçlamaları dile getirirken kırk kez düşünün. Bir iddiayı gerçekmiş gibi peşinen doğru kabul edip hüküm vermeyin. Bu hem yanlıştır hem de günahtır.
Henüz kanıtlanmamış iddialara sarılıp seçmenden oy isteyeceğinize; projelerinizi, yapacaklarınızı, hedeflerinizi millete anlatarak, milleti ikna ederek sürdürün seçim propagandanızı. En katı AK Parti karşıtı bile, "İyi ama AK Parti giderse memleketin yönetimini kime bırakacağız? Onun için bunların burnunu sürtelim ama bunlar ülkeyi yönetmeye devam etsin" diye düşünüyor. Umudunuzu AK Parti''nin tökezlemişine bağlamayın.

