Şimdi Mısır'da olup bitene bakıp ibret alın. Mısır'da olup bitenlerden çıkaracağımız çok büyük dersler var. Darbeyi yapan Genelkurmay başkanı, kendi seçip atadığı cumhurbaşkanının karşısına geçmiş, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı sıfatı ile yemin ediyor. Tam bir komedi-kepazelik. Demokrasicilik oynuyorlar. Demokrasi ve insan haklarının en sağlam savunucuları pişkince olup-biteni seyrediyor, sessiz kalıyor. Utanmadan Mısır halkının iradesini darbeyle yok eden bir ekiple buluşup konuşuyorlar, ilişki kuruyorlar, onları tanıyorlar. Utanmadan-sıkılmadan onlara meşruiyet kazandırıyorlar. Mısır'da Batı dünyası, dünya demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek kadar kötü bir sınav verdi.
İsrail yanlısı olsun da kim olursa olsun; ister darbeci, ister kral, ister diktatör... Orta Doğu'daki tek ölçüleri, İsrail'in güvenliği ve geleceği. Yazıklar olsun! Nerede kaldı demokrasi, millet iradesi, seçimler, seçim sandığı? Hepsi hikaye olabiliyor. Gezi Parkı eylemlerinde polis göstericilere sert davranıyor diye 1 ayda 10-15 kez Türkiye'yi uyarma ihtiyacı hisseden Batılılar, Mısır halkının iradesinin gasbedilmesine, darbeye ve iradesini-oyunu arayanların kurşunlara hedef olmasına sessiz kaldılar. Bu ikiyüzlülüktür, bu çifte standarttır. Batılıların bir daha kimseye demokrasi ve insan hakları dersi vermeye hakları kalmamıştır. Mısır sınavı onların boynunda bir utanç yaftası olarak kalacaktır. Hükümetin, darbe yönetimi ile görüşmeme karar ahlakidir, sonuna kadar destekliyorum. Bizim muhatabımız Mısır halkı olmalıdır. Üç-beş darbeci değil.
Bu ülkenin her vatandaşı Mısır'da olup biteni yakından izlemeli ve ibret almalıdır. Batı dünyasının süslü-püslü laflarına bakmayın. Çıkarları söz konusu olduğunda, tüm insani ve ahlaki değerleri, demokratik değerleri askıya alabildiklerine Mısır örneğinde şahit olduk. Hepimiz kafamızı iki elimizin arasına alıp Mısır'da olup bitenleri izledikten sonra Gezi Parkı olaylarının arka perdesini, gerçek amacını okumaya-anlamaya çalışalım. Uyanık olup kendimizi kullandırmayalım.

