Kaydet
a- | +A

Amerika halen dünyanın en güçlü, aynı zamanda en genç ülkesi ve milletidir. Türkler İstanbul''u fethedip Bizans imparatorluğuna son verdikleri tarihlerde Amerika henüz keşfedilmemişti bile... Çeşitli renklerin, değişik milletlerin bir meyve sepetinde toplanması gibi ilginç bir görüntüsü vardır...Ülkenin ilk sakinleri ve sahipleri kızılderililer şimdilerde "Müze Bölgelerde" korumaya alınacak kadar azalmışlardır. Anglo-Saksonların, Avrupalı göçmenlerin, hispanliklerin oluşturdukları "beyazların" yanı sıra Afrika''nın "siyahları", Doğu Asya''nın, Çin''in "sarıları"ndan, göçmenlerden, çeşitli yabancı Diasporalardan tek bir Amerikalı tipi oluşturabilmek ve onu bu kadar kısa süre içerisinde dünyanın hem ekonomik, hem askeri bakımdan bir numaralı gücü haline getirebilmek tarihte ender rastlanabilen olgulardan biridir. Yönetimde hakim ve makbul unsur "Wasp" kısaltması ile anılan "beyaz-Anglosakson-Protestan"lardan oluşur. *** Uzun süre ünlü Monroe doktrini kalkanı arkasında kalan ve güçlenen ABD 1900''lü yıllarda arka arkaya çıkan iki dünya savaşına katılmışlar ikisinden de daha güçlü, özellikle daha zengin çıkmışlardır. Birincisine belki istemeyerek zoraki girmişlerdi. İkincisinde ise en başta gelenlerden oldu. Almanya ve özellikle Hitler hayalleri ve efsaneleri onları iyiden iyiye ürkütmüştü...

Amerika''yı ikinci dünya savaşına kolaylıkla iten sebeplerin başında bu Almanya korkusu geliyordu... Amerika Birleşik Devletleri''nde "Bipartisme" iki partili bir yönetim sistemi vardır. Uzun süredir geleneksel olarak Demokratlar ve Cumhuriyetçiler diye tanımlanan bu iki partiden birincisi orta solda, ikincisi merkezin sağında yer alır. Dış politikada bu farkı hissetmek bile zordur. Cumhurbaşkanlığı, yerine ve koşullarına göre ya biri ya öteki tarafından yürütülür. Bunun sırası, nöbeti yoktur. Halk kimi seçerse o gelir Washington''''daki Beyaz Saraya yerleşir. Süresi içinde Başkanlık makamı bir hal ile boşalacak olursa yerine doğrudan yardımcısı geçer oturur. Bu yüzden Amerika''daki Başkanlık seçimleri şimdilerde olduğu gibi hep kıran kırana geçer.. Seçim pazarı önce Partiler içinde ve eyaletlerde açılır. Adaylar belli olduktan sonra bizdeki semt pazarları gibi "seçim pazarları" kurulur. Bu pazardaki işportacıların çoğu yabancı diasporalardan oluşur. TV yayımları bu işportaları daha da canlandırdı... Bunlar arasında en marifetlileri Rumlar ve Ermenilerdir. İkisi de Türk düşmanlığında her zaman birleşirler. Hangisini arasanız cebinden ötekinin kimlik kartı çıkar... Bunu hep biliriz... biliriz de gerekli tedbiri zamanında almayı neden ise ihmal ederiz!.. Bunda da aynı oldu. Türkiye''yi Ermeni soykırımı ile suçlayan bir karar sureti Amerikan Temsilciler Meclisi''nin alt komisyonunda -Türkiye''nin, ABD Hükümetinin Pentagon''u, NATO''nun bütün uyarılarına rağmen -kabul edildi. Yarın Dışilişkiler komisyonunda da görüşülecek -ben ihtimal vermiyorum ama- eğer gerçekten kabul edilirse, ABD Parlamentosu "Vak''a nüvis" kılığına girip hiç bilmediği bir tarihi birileri adına, yazıvermiş olacak. Bunun, iki ülke arasındaki dostluk, ittifak, işbirliğini bir tarafa bırakınız, Devlet olma ciddiyeti ile hiçbir ilgisi yoktur. Düpe düz siyasi şımarıklık sayılması gerekir. Eğer yapılacak olursa Türkiye''de hangi hükümet işbaşında olursa olsun mutlaka karşılığı verilecektir. Amerika''nın da Türk halkından bundan böyle en ufak bir dostluk veya hoşgörü beklemesi tabii mümkün olamayacaktır. Ortadoğu''yu Beyaz Saray''ın golf sahası zannedenler, önüne ardına iyice bakarak yürümelidirler... İsrail Başbakanı Barak ile Filistin lideri Arafat''ı "Camp David"de zorla ağırlamaya çalışmakla Orta Doğu''da barışı sağlamak mümkün değildir. Amerika''nın İran ile ilişkileri kesik, Irak''la hâlâ savaş sürüyormuş gibi bir hali vardır. Buna rağmen hâlâ bir türlü yapısını, gelmişini, geçmişini öğrenemediği Orta Doğu''yu, Beyaz Saray''ın özel golf sahası gibi görmekte ısrarını anlamak güçtür. İncirlik üssünü Çekiç Güç için dahi kullanmak isteyecek olanlar, Irak ambargosu yüzünden Türkiye''ye milyarlarca dolar zarara uğratanlar ve özellikle seçim işportalarından ucuza satın alınacak birkaç bin Ermeni oyuna tenezzül edecek olanlar, bunun sonuçlarına mutlaka katlanmak zorunda kalacaklardır! *** Geçen gün gazetemizde ünlü Tarih Bilgini ve Bilge Başyazarımızın Ermeni konusu ile ilgili bir makalesini okudum. Diplomatlarımızı suçlayan bölümü hariç, yazdıklarına tamamen katılıyorum. Ermeni cinayetlerine bunca kurban vermiş, her zaman her yerde büyük fedakarlıklara katlanarak canla başla çalışan Diplomatlarımıza karşı bunun bir haksızlık olduğuna içtenlikle inanıyorum. Burada bir aksaklık veya kusur olmuş ise -ki olmuştur- bunu Diplomaside değil, daha ziyade geleneksel olarak "idare-i Maslahat" ve "Neme lazımcı" siyasi sistem alışkanlıklarında aramak çok daha haklı ve uygun olacağı kanısını taşıyorum. *** Sonuç olarak söylenebilecek şudur. Ermeni konusu Türk-Amerikan ilişkilerinde bir mihenk taşıdır. Ama ayrıca açıklığa çıkarılması mutlaka gerekli önemli bir konudur. Bu görev de herkesten önce Bilgin ve Bilge Tarihçilerimize düşen bir görevdir. Bütün belgeler artık Devlet sırrı olmaktan zaman aşımı dolayısı ile çıkmış tarihçilerin, siyasetçilerin, toplum bilimcilerin faydalanmasına açılmıştır. Ermeni şamatasını çıkaranlar büyük çoğunlukla çok sonradan Ermenistan''dan çıkmış olanlardır. Savaş hali ve tehcir olayları iyice belirlenmeli ve anlatılmalıdır. Ben şahsen Dünyada Ermeni diasporasının en yoğun olarak yaşadıkları Fransa''da ve Arjantin''de uzun süre görev yaptım. Ermeniler arasında gerçekten çok yakın ve dürüst dost ve arkadaşlarım oldu. Arjantin''de Ermeni kilisesinin papazı bir Türk yedek subayı idi. Vaazlarını Türkçe verirdi. Zira oradaki Ermeniler Türkçe''den başka dil bilmezlerdi. Oradakiler korkmadan çekinmeden doğruları söylüyorlardı. Bu nesil tükendi veya tükenmek üzere.. Acele edip onları da sorgulamak gerek. Ermeniler Osmanlıda "Teb''a-i Sadıka" idiler. Aralarında mebuslar, vezir vüzera, hekim, hakim olanlar vardı. Sanatın her dalında ve özel klasik Türk müziğinde usta sayılırlardı. Şimdilerde Türkiye''de yaşayanlar dürüst birer Türk vatandaşıdırlar. Küçük Ermenistan da sınır komşumuzdur. Taşnak Komitacılarına bir tavır alınacaksa, öyle bir zorunluluk olursa bunu doğrudan doğruya Koçaryan gibilerine tevcih etmek durumundayız! diye düşünüyorum.