Ana kız, yakın bir aile dostlarımız var. İkisi de Batı kültürü ile yetişmiş, ikisi de Hukuk tahsil etmişler. İkisi de mükemmel yabancı dil konuşuyorlar. Aktüalite ve politika ile yakından ilgileniyorlar. Yerli ve yabancı basını ve yeni kitapları devamlı izliyorlar..Birkaç gün önce yeni basılmış bir Fransızca kitap verdiler. Henüz safyaları bile açılmamış, gıcır gıcır, anlaşılan önce benim okumamı tercih etmişler. Allah razı olsun diyerek Tuzla''da uzatmalı dinlencemde okumaya başladım. İçeriği geçen hafta bizde yayımlanan ve ortalığı yeniden karıştıran bir benzeri ile çakışır gibi göründü bana.. Kitabın adı bu haftaki yazımın başlığı gibi "Les Memoires D''Etat-Devlet Hatıraları" idi. "Susurluk''un Frenkçesi" alt başlığını ben koydum. Zira okurken nedense bir acaip çağrışımla aklıma hep Susurluk''taki meşhur Kamyon-Mercedes çarpışması veya çatışması geliyordu!.. Kitabın yazarı Christian Prouteau Fransa''nın ünlü askeri akademisi Saint-Cyr''den mezun bir subay..Hemen milli jandarma teşkilatı istihbarat bölümünde görevlendirilmiş, askeri rütbeleri ile beraber sivil ünvanları da yükselerek değişmiş, en sonda Mitterand''ın Cumhurbaşkanlığı dönem sonlarında "Monsieur le Prefet-Vali bey" ünvanı ile anılır olmuş. Adam pek çok başarılı ve tehlikeli görevlerden sonra 13 yıl Elysee sarayında seçkin asker ve sivil kalabalık bir maiyeti ile Cumhurbakanının yakın koruması olarak görev yapmış, önceden üstlendiği çok gizli ve önemli görevleri saymasanız bile Cumhurbakanlığı sarayında pek çok ilginç ve gizli olaylara tanıklık etmiş, çoğunun bizzat içinde yaşamış. "Kitabı ben yazdım..ama yazdıklarım Devlet ile ilgili, Devlete ait olduğunu düşündüğüm için kitaba bu ismi koydum!" diyor. Giriş kısmı neden ise beni pek sarmadı. Bana bir nevi "kendini savunma, aklanma psikozu içinde yazılmış gibi geldi. Yazar sonraları, bugünlere kadar çok büyük ün yapmış olan ve (GİGN) kısaltması ile anılacak örgütü kurmuştu. Adına "Groupe D''intervention de La gendarmerie Nationale" Milli Jandarma (Polis) teşkilatının müdahale grubu" deniliyordu. Hem haber alma hem gerektiğinde en süratli ve etkili biçimde olay veya olaylara fiilen müdahale edebilecek en mükemmel yetişmiş askerlerden, jandarmalardan oluşuyordu. Fransa''da istihbarat örgütleri bizdekilere hayret edilecek kadar benzer. Bir hayli dağınık ve çeşitli makam ve mercilere bağlıdır. Bizdekilerin tersine, orada çeşitli örgütler arasında görev bakımından bir hayli sürtüşmeler, kıskançlık, hatta rekabetin varlığı hissediliyor. Bunu savaş sırasında ve sonrasında Fransa''da görevli bulunduğum süre içinde bizzat ben de görmüş ve yaşamıştım. Alman işgali sırasında birbirlerini "Mukavemet örgütüne mensuptur!" diye Almanlar''a jurnal edenler, Fransa''nın kurtuluşundan sonra da General De Gaulle Hükümetine bu sefer de kimilerini Almanlarla işbirlikçi" suçlaması ile jurnal ederek gammazlardı. De Gaulle Milli İstihbaratın başına getirdiği Comte de Mrenches''in etkisi ile bu ihbarların hepsini mühürleterek bir süre muhafaza altında tutmak akıllılığını göstermişti. Yoksa Fransa daha bir asır kendini toparlayamazdı!..
Kitabın sayfalarını çevirdikçe bazı olaylarda bizdekiler ile belli belirsiz bazı benzerlikler sezer gibi oldum. Bir ara bizdeki ünlü "Susurluk" olayının Fransızca versiyonunu okuyormuşum gibi geldi bana. Tabii bu yanlış bir izlenim olmalı idi. Zira pekçok kişi gibi ben de Susurluk''ta neler olup bittiğini hâlâ tam anlamı ile anlayabilmiş değilim. Fransa''da olan bitenleri bakın şimdi birinci elden okuyup öğrenebiliyoruz. "Devlet Hatıraları"nı yazan Christian Prouteau gözü pek ve aynı zamanda akıllı ve teşkilatçı bir adam olmalı..Etrafına kendisi gibi genç subay ve askerleri toplamış, güvenlik teşkilatı içinde güvenli bir istihbarat ve acil müdahale birliği kurmayı başarmış. 1982''de François Mitterand''ın birinci Cumhurbaşkanlığı sırasında kurulan Cumhurbaşkanlığı "Yakın Koruma Birliği" komutanlığına getirilmiş..Adam bu görevi kabul etmeden önce Mitterand ile görüşerek "Size bir hususu arzetmek isterim ben. Seçimlerde size oy verenler arasında değildim!" demek dürüstlüğünü göstermiş Cumhurbaşkanı da böyle bir adama güvenilir!" diye düşünmüş olmalı ki hemen işe başlamasını emretmiş. Adam adeta şart koşmuş, "görevimi gereği gibi yapabilmem için bana yardımcı olmanız gerekecek, nereye giderseniz gidiniz beni ve çalışma arkadaşlarımı daima yanınızda bilecek ve hissedeceksiniz, özel ziyaret ve kabullerinizde aynı şey olacaktır, size kötülük yapabileceklerini düşündüğünüz insanları da bize bildireceksiniz diye ilave etmiş. Kitapta yazdıklarına göre Başkan hepsini kabul etmiş. GSPR-Groupe de Securite du President "Cumhurbaşkanının güvenlik grubu" diye tanımlanan bu takım daha sonraları "Elysee sarayı anti trorist birliği" diye anılır olmuş. Bu tanımı ile kitabın yazarının pek çok faili meçhul olaylara karıştığı ve binlerce kuşkulu kişinin telefon konuşmalarını dinlediği anlaşılıyor. Orada telefon konuşmaları bizde olduğu gibi mahkeme kararına değil, sadece, Başbakan ve bir Bakanın (İçişleri veya Savunma) bilgisi ve izni ile yapılabilirmiş. Adam üç bin kişi için izin aldık ama belki otuzbin kişinin telefon konuşmalarını dinledik diyor..
1995''te Jacques Chirac Cumhurbaşkanı seçilince yazarın saraydaki görevi bir süre daha devam etmiş. Sonra "düşenin dostu olmaz!" düşüncesi ile eski dönemin gizli icraatı didik didik araştırmaya başlanınca Prouteau görevinden ayrılmış ve Devlet Hatıraları''nı yazmaya koyulmuş. Kitapta çok ilginç detaylar var, adam başarılarını da hezimetlerini de açıkça yazmış.. Mitterand''ın evlilik dışı kızı Mazarine''in bütün koruma tedbirlerine rağmen fotoğraflarının uzak mesafeden çekilerek Paris Match dergisinde yayınlanmasını bir türlü hazmedememiş. 500 metreden fotoğraf çeken aynı mesafeden Başkanı da öldürebilirdi diye düşünüyor. Ama baba Mitterand bunu hiç önemsememiş, belki de böyle olmasından memnun bile olmuş!..
Kitabın yazarı Christian Prouteau''yu en çok üzen basının ve dolayısı ile kamuoyunun kendisini telefon dinlemeleri yüzünden acımasızca hırpalaması olmuş. Adam haklı olarak isyan eder gibi şöyle yazıyor; bütün bu süre zarfında takım arkadaşlarım ile birlikte Fransa''nın ve Batı aleminin güvenliği için pek çok olaylara karıştık, haklı haksız çok da insanın canına kıydık, çoğunun faili bugünlere kadar meçhul kaldı. Kimse bunların hesabını sormadı da herkes telefon dinlemeleri üzerinde kıyameti koparıyor!.. Bu sayede ülkenin savunması ile ilgili pek çok olayın zamanında önlenebilmiş olduğunu kimse düşünmek istemiyor! Ben kendi hesabıma özür dileyerek ölenlerin hatıralarını ve yakınlarının acılarını yüreğimde cesaretle ve saygı ile saklıyorum! diyor.

