Kaydet
a- | +A

Ekim ayı, bu yıl bereketi ile geldi. Ekim de ne ekersen yazın da onu biçersin derler... Cumhurbaşkanı Sayın Sezer, tatil, pazar demedi TBMM''nin Anayasanın emrettiği tarihte hayli uzun bir nutukla açtı. 3 saate yakın ayakta kaldı. Teamüle göre kendisini farklı karşılayan Başkan yardımcısı Sökmenoğlu''na kıyamadı. Onu Divanda oturttu. Kendisi nutkunu okudu. Başkanı ekranda izleyenler ve dinleyenler, zaman zaman dikkatleri dağılır gibi oldu ise de hepsi Başkanın mükemmel bir performans gösterdiğinde ittifak ettiler. KHK konusundaki anlaşmazlık üzerinde sanırım gereğinden fazla durdu. Kamuoyu kendisi ile zaten mutabıktı. Dünya demokrasi tarihinde hemen her memlekette bir KHK''lar dönemi olmuş, hoş bir iz bırakmadan tarihe mal olmuştur. Ama bunun gerekli olduğu haller de yok değildir. "Anayasa Mahkemesi" bu ihlalleri önlemek için kurulmuştur. Fransa''da Cumhurbaşkanı "Anayasanın kefili ve bekçisi-Garant et Le Gardien" olarak tanımlanır. Anayasamızda böyle bir ibare kullanılmıyorsa da Sayın Cumhurbaşkanımız 101-105''inci maddelerinin kendisine böyle bir görev ve hak tanıdığı kanısını taşıyor olmalı ki, bu da yanlış değildir. Aslında

Cumhurbaşkanı icranın da başkanı sayılır. Hükümetle yakın temas ve işbirliği her bakımdan faydalı hatta gereklidir... Bu yapılabilmiş olsaydı eğer, bu tadsızlıkların hiçbiri zaten olmazdı.

***

Nutuk uzundu, insan gözleri kapalı dinlese Türkiye ile ilgili ya bir tarafsız Almanak, yahut da bazan Hükümetin Bütçe takdimi veya Muhalefetin bütçeyi tenkit konuşmasını dinliyor hissine kapılabilirdi. Çok iyi hazırlanmış olduğu, okuyanın da eski bir Anayasa Mahkemesi başkanlığından Cumhurbaşkanlığına seçilmiş bir zat gibi değil, sanki kırk yıldan beri politikanın içindeki bir siyaset adamı tarafından okunduğu kolaylıkla anlaşılıyordu.

***

Meclisin yeni dönem çalışmalarının Millete ve Devlete hayırlı olmasını dileyelim. Meclis, açılış oturumunda beş siyasi parti grup başkan vekillerinin, ABD Temsilciler Meclisi Komisyonu''nda kabul edilen Ermeni karar sureti ile ilgili olarak verdikleri ortak önergeyi de ittifakla kabul etmişti. ABD''nin ne Hükümetimizi, ne Silahlı Kuvvetlerimizin ve hatta ne de meclisimizin uyarılarına zerre kadar önem vermedikleri gerçeği bir defa daha anlaşılmıştır. Bundan çıkarılacak dersler olmalıdır.. Avrupa Birliği, Avrupa Birliği diye adeta çırpınıyoruz!..

AB''nin onbeşlerinin bizimle alay eder gibi bir halleri var! Biz peşlerine düştükçe onlar kaçıyorlar, sonra bir ara dönüp içimizden, canımızdan, haysiyetimizden bir şeyleri "Batılı olmanın şartı" diyerek tavizler halinde kaparak kaçıyorlar. Kıbrıs konusunda aynı politikayı izliyorlar. "Divide and rul-Böl ve yönet".. uygulamadadır. Biz hâlâ platonik Batı hayranlığı hayalleri içindeyiz.. Kimseye anlatamıyoruz ki biz tarihte bin defa denenmiş şu veya bu birliğe değil ama Batı''nın uygarlık düzeyine ulaşabilmenin telaşındayız!

Tanzimattan beri onlar gibi olacağız diye Batıya kul köle olduk, son yarım asırdan fazladır seferi durumda Batının yanındayız. İkinci dünya savaşına girmedik. Ama girmişten fazla yıprandık. On yıldan fazladır komşumuz, Iraklılarla ABD yüzünden yasaklı ilişkiler içindeyiz. Bu yüzden maddi zararlarımız onlarca milyar dolar olarak hesaplarnıyor.

Daha da kötüsü asırlarca bir Vali ile yönettiğimiz bu ülkede şimdi diplomatik alanda "Yarım Porsiyon" bir sefaretle temsil edilebiliyoruz. Bu utanç verici bir durumdur!

Kıbrıs''ta, Zürich ve Londra anlaşmaları ve nihayet bunlara dayanarak yaptığımız 1974 Barış harekatı bize Türkleri Kuzeyde toplayarak bir KKTC kurmak fırsatını vermişti. Orası yalnız Kıbrıs Türklerinin güvenli yaşamları değil, Adaların kaybından sonra bizim savunmamız için de fevkalade önemli bir mevkidir. Bunu "ne derler?" diyerek söylemeye bile cesaret edemiyoruz! Şu sıralarda sevimli seyyah Dışişleri Bakanımız Türkmenistan''dan veya Tacikistan''dan AB''ye girişimiz için kulis mesajları veriyor! Bütün bunlar olup biterken içeride kendi kendimizi yıpratacak olaylarla uğraşıyoruz. Bir Üniversitenin rutin açılış töreni bile bir olay oluyor. Kamuoyu, çeşitli, takma, isimler altındaki, operasyonlar ve bol fotoğraflı teferruatlı haberler ile oyalanmak isteniyor.

***

Bütün bunların arasında Meclis yeni Başkanını seçme telaşında.. Önümüzdeki yılın bütçesi Hükümet tarafından Meclise sunulacak. Bu belki de Sezer ''in açılış nutkuna nazire bir kapsamda olacak ve büyük bir ihtimal ile Ecevit hükümetinin cevabını oluşturacak... Ekonomik istikrar programının devamı gündemdedir. Çankaya''dan geri dönen KHK''lar kanunlaşacak. AB''ye gireceğiz diye Anayasa dahil birçok kanunun tadili sıralanacak... İdam konusu, Af tasarısı, 312''nci maddenin değiştirilmesi veya kaldırılması bir süre daha tartışılacak... Dedik ya Ekim ayı bu yıl bereketi ile geldi! İnşallah hasat mevsiminde yorgunluklarımızın acısını çıkarırız! Allah Milletin, Devletin birliğine, bölünmezliğine zeval vermesin!..