Bu haftakini lütfen "gecikmiş bir yazı.." saymayınız!. değildir. Haftada bir gün yazanlar için İç ve Dış "Güncel"in gerisinde kalmak endişesi, "Zamanlama"yı bazen ters yönde etkileyebiliyor. Birkaç hafta önceleri hep birlikte girdiğimiz yeni yılın bu sefer gerçekten ayrı bir özelliği vardı: Bir defa, bin yıllık dönemin sonuncu yüzyılını tamamlayıp üçüncü bin yıllık yeni bir dönemin birinci yılına ayak basıyorduk.. Semavi dinlerden birine mensup olan insanların kafaları birbirine karışmış, bizim Kandil ve Ramazan bayramı, Hıristiyanların Noel''i ve Saint Sylvester''i hemen hemen ayni günlere rastlamıştı. Başkalarınınkini bilemem ama bizim bayram günlerimiz hafta sonuna rastlaması ile adeta bir Mini-Tatile dönüşüvermişti. Olanak ve cesaret sahibi herkes çoluk çocuk tatil beldelerine taşınmışlardı. Sanırım üçlü koalisyonun da gerçekten böylesine yoğun ve tatsız uğraşlardan birkaç gün için de olsa şöyle biraz uzaklaşarak kafasını dinlemeye ziyadesi ile ihtiyacı vardı. Gerçekten tatsız tuzsuz işlerle uğraşıyorduk. Aksilikler birbirinin arkasından gelir derler. Kimin aklına geldi ise, aklı ile çok yaşasın, rengarenk yolsuzluklara hatırda iyi kalsın diye olacak, ilginç isimler takıyorduk. Öte yandan Avrupa Birliğine adaylığımız ciddiyete binince, Türk''e düşman yabancı Diasporalar yaşamakta oldukları ülkelerdeki seçim furyası içinde hep birlikte ayaklanmışlar seçimlerdeki oylarının bedelini, diyetini Türkiye aleyhtarı akımlar ve sözüm ona Ermeni soy kırımı gibi saçma sapan maskaralıklarla ödetmeye başlamışlardı. * * * Yılbaşı ve benzeri vesilelerde adettir. Önceki yıl veya dönemlerde olan bitenin iyi kötü bir envanteri çıkarılır, geleceğe yönelik tahminler, beklentiler sıralanır.. Toplumda siyaset ekonomi, ve diğer bütün faaliyet dallarında sivrilmiş, bilgin veya bilge kişilere sorular sorulur, geçmişin bir değerlendirilmesi ile, geleceğin beklentileri arasından bir sonuç çıkarılmaya çalışılır. Bunları dinlemekten okumaktan şahsen ben çok hoşlanırım. Ama neden ise, bu yıl her zamankinden çok daha fazla olacağını sandığım yorum ve değerlendirmeler beklentilerimin çok altında kaldı. Neden böyle olduğunu hâlâ tam anlamı ile anlayabilmiş değilim. ABD''de zor bir iktidar değişikliği, AB''nin Fransa öncülüğündeki Zirve fiyaskosu, Rusya''da Post-Sovyet Yeni bir rejimin silueti, Fransa''da, seçim hazırlıkları, son iki Cumhurbaşkanı ve partilerine kadar uzanan yolsuzluk olayları, nihayet bizde benzeri gelişmeler sanırım Aktüalitenin ön sıralarını kapmış durumda idi. Öbürlerine yer kalmadı. Ben, tarih okumayı da çok severim. Bana kalırsa geride bıraktığımız yüz yıllık dönem her bakımdan geçmişteki benzerlerinden kat kat daha zengin ve önemli idi. İkisi Avrupa''da olmak üzere büyük dünya savaşları çıkmış, yüz milyona yakın kişi ölmüş, buna rağmen insanlar çarpıla çarpıla yine de çoğalmışlar. Üretim tüketime yetmez olmuş, Nükleer enerji ilk marifetlerini savaş alanlarında Atom bombası kılığında göstermiş, İmparatorluklar çökmüş dağılmış, sömürgecilik görüntüde olsa ortadan kalkmış, Demokrasi, yozlaşarak da olsa yer yer yaygınlaşmış. Ülkeler, Milletler alabildiğine çoğalmış.. Soan Fransisko da sayıları sadece 50 civarında olan dünya ülkelerinin sayısı 200''lere yaklaşmış, New York'' daki BM sarayında oturacak yer kalmamış, Rusya''da Çarlık rejimi yerini Komünistlere bırakmış, sonra da üçüncü bin yıla on kala birden bire bu rejim de çökmüş, ABD ile Çin''i kim bilir ne kadar süre için yalnız bırakmıştır. Bir zamanların etrafa dehşet saçan Almanya''sı bölünmüş yıllar yılı işgal altında yaşamıştır. Şimdilerde Tarihte belki yüz defa denenmiş bir Avrupa Birliği tasarısının rüzgarına yelken açmıştır. Bunlar saymakla yazmakla bitmez... Elbette Tarihte yer alacaktır. Ama Tarihi tahrif etmeden yazabilmek gerekir. Şu veya bunun Parlamentosunda parmak kaldırmak sureti ile bir başka Milletin Tarihini tahrif etmeye kalkışırsanız önce Tarih sizi affetmez!.. Müfteri ilan edilirsiniz!.. Kendi ayıplarınız ön sıraya geçer.. Fransa bunu neden ve nasıl yaptı anlamak mümkün değildir...
Ermeni iftira denemeleri yeni değildir. Hepsinde lakaydi ve umursamazlık örnekleri verdik, en azından önemsemedik.. Bu yanlıştı. Gerekli reaksiyonu gösterebilmeli "Hodri Meydan" deyip Arşivleri karşılaştırılabilmeli idik. Okuyucularımdan özür dileyerek yazıyorum. Evdeki evrakımı karıştırırken 10 Mart 1989 tarihinde bu köşede yazmış olduğum bir yazının kupürünü buldum. Amerikan Kongresi 24 Nisanı sözde Ermeni Soykırımı günü ilan etmeye hazırlanıyordu. Konu, yazımızda etraflıca ele alınmış, ve Tarihin Tahrifine engel olabilmek için 1915-1921 yılları arşivlerinin kronolojik bir sıra içinde hemen açıklanarak karşılıklı incelemeye hazır bulundurulması istenmiştir. Ama ya önemsenmedi, yahut tembellik ve umursamazlık benliğimize kadar işlemiş olmalı ki bu güne kadar bu hâlâ yapılamadı. Arşivler bir Devletin hafızası gibidir. Daha fazla hafıza kaybına uğramadan artık bunu bir an önce yapalım ve daha da önemlisi Allah Lillah aşkına lütfen şöyle bir silkinip yar ve ağyara karşı ne kadar güçlü olduğumuzu bir gösterelim. Yeni başladığmız yeni bin yıl bunun için yeni bir MİLAD olsun!..

